Bir Ankara Klasiği - DOĞAN MANAVI

Pazar, 22 Kasım 2009 - 05:00

Ankara’da uzun yıllar yaşadım. Kavaklıdere’de Bülten Sokak’la Tunus Caddesi’nin kesiştiği noktadaki Doğan Manav ve Gıda Pazarı daima ilgimi çekerdi. Başkente her gelişimde bir nostalji turu yaparım eski mahallemde. Bu kez de Doğan Manav’a uğramayı ihmal etmedim. Her zamanki çeşit bolluğu ve kaliteli ürünler...
Bu denli özenli bir manav olmasına karşın, fiyatlar İstanbul’a oranla daha makul. “Ankara memur kentidir, ondan” yakıştırması bence yanlış; çevredeki bir sürü süper marketin görece daha ucuz ürünlerine karşın, Doğan’ı bunca yıl dimdik ayakta tutan akıllı kalite/fiyat politikasıdır çünkü. Söz gelimi, mandalinalara bakalım:
Kilosu 2.5, 3.5 ve 4 TL’lik ürünler var. Elmalar çeşit çeşit, kilosu 90 Krş.’tan 4.5 TL’ye değişiyor. Ispanağın kilosu 1.5, kıvırcık salatanın adedi 1.5 TL... İthal egzotik meyveler de vitrinde: Ananas ve mango, adedi 5.5; yaban kirazı 200 gramlık paketi 5, yaban mersini paketi 7.5, ‘lime’ cinsi limonun adedi 1.75 TL... Manav faslı bitti mi, bitişikteki Doğan Gıda Pazarı da emrinizde. Babalarının emanetine canla başla sahip çıkan Münir ve Ünal Doğanlı kardeşlere bravo! (Bülten Sokak No: 8, Kavaklıdere-Ankara. Tel: 0312 426 72 72)

Bezgin Martı ve Çılgın Kelebek
Yiyecek ve içecekler üzerine haftalık yazılarıma ve kitaplarıma alışkın olan okurlarım ilk başta yadırgayabilirler belki, ama edebiyatta ‘deneme’ denilen türden bir yeni kitabım da Yapı Kredi Yayınları’ndan çıktı: Bezgin Martı ve Çılgın Kelebek... Bir bakıma, hepimizin günlük psikolojik hali değil mi? Denemelerim genelinde insana, özellikle yurdumun insanına odaklı. Ne var ki, ‘Kınalı Keklikler’, ‘Deniz Bize Küsmedikçe’, ‘Lezzet Misyoneri Tuğrul Şavkay’, ‘Şimdilerde Midye Ayıklar Oldu Sadi Reis’, ‘Balık Ustasına Gelir’, ‘Urla’nın Hurması’, ‘Divle’nin Sihirli Obruğu’ ve ‘Merluza Negra’ (Kara Mırlan) gibi yazılarımı okursanız, yemeksever alemden pek kopamadığıma da tanık olacaksınız. Karacaoğlan ne demiş: ‘Yörü, bire yalan dünya/ Sana konan göçer bir gün/ İnsan, bir ekin misali/ Seni eken, biçer bir gün...’ O gün gelmeden, kimi anılarımı, düşüncelerimi, gözlem ve deneyimlerimi ve de dostlarımı sizlerle paylaşayım istedim bu denemelerle, affola! (YKY, İstanbu, Kasım 2009)

Kafe Ara
Beyoğlu’nun orta yerinde, Galatasaray Lisesi’nin yanı başındaki dar geçidi şenlendiren Kafe Ara’ya günün her saatinde uğrayabilirsiniz. Patron Yaşar Kartoğlu’nun ustaca dekore edilmiş bu yerinin havası her daim nezih ve kibardır. Dileyen iç salonu, dileyen, özellikle sigara tiryakileri, terası yeğler. Ayrıca bir de çekme katı var. Duvarları usta fotoğraf sanatçımız Ara Güler’in eşsiz siyah beyaz İstanbul resimleri süslüyor.
Kafe Ara da zaten onun kiracısı; binanın üst katındaki Ara Güler Müzesi’ni ziyaret etmeyi de sakın unutmayın... Gelelim yemek faslına: Cömert porsiyon kıymalı puf böreği pek güzel. Yanında da mevsim yeşillikleri iyi gidiyor (10 TL). Buranın spesiyalitesi, Balkan köfte: Patlıcan püresi üzerinde ızgara köfteler. Üzerinde süzme yoğurt, sarımsaklı domates sos, közde biber ve domates dilimleri. Ev tadında (16.5 TL). Füme etli mantarlı, kurutulmuş domatesli İtalyan tarzı ‘tagliatelle’ makarnayı da önerebilirim (15 TL). Birkaç çatal aldım, çok lezzetli. Tatlıya yerim kalmadı ama ‘tarte tatin’ (6 TL) ya da sakızlı fırın sütlaç (7 TL), isterseniz dondurma ilaveli, emrinizde. Fiyatlar çok uygun: Çorbalar 5.5; salatalar 10-16.5; kahveler 4.5-6.5; çay çeşitleri 4.5-6.5 TL.
Kafe Ara’nın her pazar açık büfe kahvaltısı da var (22.5 TL). Genç hanım ve erkek garsonların servisi de mükemmel. (İstikal Cad., Tosbağ Sok. No: 8, Galatasaray, Beyoğlu, İstanbu Tel: 0212 245 41 05)