Bir çağrışım

Pazartesi, 08 Ocak 2018 - 05:00

Dönemin Dışişleri Bakanları Yorgo Papandreu ve merhum İsmail Cem, öyle dosttular ki, Türk - Yunan ilişkilerine büyük katkıda bulundular. Vakit elverseydi, daha da mesafe alabilirlerdi.

Şimdi Sigmar Gabriel ve Mevlüt Çavuşoğlu dostluğu da, Türk - Alman ilişkilerinde bana aynı ümidi veriyor.

Devam ederler inşallah.

Bir tespit

Vaktiyle Demirel’in AP’si, rehavet yüzünden yaralandı.

ÖZAL’ın ANAP’ı da rehavet yüzünden çöktü.

Yâni Cemil Çiçek, çok doğru birşey söylüyor:

- Rehavet, muhalefetten daha mühim rakiptir.

Bu bakımdan, metal yorğunluğunu gidermek, sırf partilere değil, bütün kurumlara lazım... Ama birdenbire olmaz. Havuzun suyunu değişirtirir gibi ağır ağır.

Yâni, hafızayı kaybetmemek şartıyla.

Bir benzerlik

Hükm-ü Karakuşî, asırlardır dillere destan.

Ebu Karakuş bir kadı... Adalet dağıtıyor. İdam hükmü verdiği bir adam o kadar uzun boyluymuş ki, bir türlü yetişip boynuna ipi geçiremiyorlar.

Karakuş ona da çare buluyor:

- Uğraşmayın, bunu bırakın, kısa boylu bir adam bulup onu asın.

İşte, ABD Mahkemesi’nden çıkan karar, tam bir hükm-ü Karakuşî.

Ve bir uyarı

Hep duyuyoruz: - Erken seçim asla.

Anladık, bu bir prensip.

Lakin prensibi bir inat haline getirmek, bence siyasi hata.

Basiret, şunu emreder:

- Vaktinde seçimden ziyade, “Tam zamanında” seçim. Fark burada. Hele hayati bir genel seçimin genel provasını bir yerel seçimle yapmayı, hiç anlayamam! Önce genel seçim.

Kayda geçsin diye yazdım.

Siz de yazın bir kenara.

Not:

Kızıldeniz’deki taa Sevakin Adası’nı biz inşa ve ıslah edeceğiz.

Ne güzel.

Darısı hemen şuracaktaki Galataray Adası’nın başına.