Bir cennet daha tarih oluyor...

Pazar, 15 Ağustos 2010 - 05:00

Bir cennet daha tarih oluyor...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

Göcek son yılların en popüler tatil cennetlerinden... Cazibesi daha Dalaman Havaalanı’na iner inmez başlıyor. Sadece 25 dakika içinde Göcek’in eşsiz doğasıyla bütünleşiyorsunuz. Tabii dünyada sayılı bulunan güzellikteki Göcek koylarının kirlenip kirlenmediği endişesini taşıyarak! Bu konuda dinlediklerimin doğru olup olmadığını kısa bir süre sonra kendi gözlerimle göreceğim. Bu yazki tatil ekibim Dürin, Neyyire, Visal, Sinan, Serra, Sami ve Gökçe’den oluşuyor. Biz uçakla, Sami ise Amor Fati adlı teknesiyle Göcek’e varacak, plan bu...

1965- 1968 yılları arasında Alman eşi Oda ile birlikte, Kısmet adlı teknesiyle dünyayı dolaşan Sadun Boro, Göcek’i “Burada evden çok tekne var” diye tanımlamış. Gerçekten de öyle. Göcek’te 6 marina bulunuyor ve hepsi de tıka basa dolu. En büyüğü olan Port Göcek’te yer yoktu. Bizim durağımız Marin Türk oldu. Teknemizin adı Amor Fati ‘Kaderini Sev’ demek. Göcek’te artık ciddi şekilde kirlenmeye yüz tutmuş koylarda da kaderimizi sevmek zorunda kalacak mıyız acaba? Göcek koylarındaki kirlilik tehlikesi o denli büyük ki; belediye harekete geçmiş. Göcek koylarının kaderini değiştirecek olan ilk adımlardan biri olan ‘Mavi Kart’ı almadan artık tekneler denize açılamıyor. Mavi Kart, Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın (ÖÇKK), bölgede kirliliğin önlenmesi amacıyla uygulamaya koyduğu kararlardan biri. Teknelerin atık su tanklarını denize boşaltmalarını engellemek için uygulamaya konulan çipli Mavi Kart zorunluluğu, teknelerin atıklarının denetlenmesine yarıyor.

Denizlerin temiz tutulması için çalışmalar yürüten, Rahmi Koç’un onursal başkanlığını yaptığı Deniz Temiz Derneği Turmepa’nın atık toplayan tankerlerine bildiriliyor, onlar atıkları alıyor ve ne kadar atık verdiğin Mavi Kart’a işleniyor. Mavi Kart marinada iki dakikada çıkarılıyor. Bu iyi haber. Ama ne yazık ki daha sonra hiç kimse Mavi Kart’ımızı ne yaptığımızı sormadı; bu da kötü haber! Daha da ötesi denizin üzerindeki köpüklerden ve oradaki yerli halktan anladığımız kadarıyla bu sistem aslında pek de iyi işlemiyor. Marinada çalışanlarla sohbet ederken öğreniyorum ki; yabancı tekne sahipleri kurallara harfi harfine uyuyor, oysa Türk zenginlerin pek çoğu milyon dolarlık teknelerine kurulup kuralları arkalarına alıyor, atıkları koylara boşaltıyor ve kendi ülkesinin denizlerinin kirliliğine yelken açıyor...

Akşam marinada dolaşmak isteyenlerin görmek ve koklamak zorunda kalacağı bir de çöp hadisesi var. Güzelim teknelerden kıyıya yığılmış çöp dağı bir köşede sessizce ama fazlasıyla kokarak belediyenin çöp tankerlerini bekliyor... Yine marinada çalışan ve patronunun yatıyla Yunan adalarındaki marinalara giden bir Göcekli’den dinliyorum. Orada kuralların bizim buradakinden çok daha sıkı olduğunu, Yunanlı görevlilerin gelen bütün tekneleri didik didik aradığını ve kuralların A’dan Z’ye uygulandığını anlatıyor... Ve dolayısıyla onların koylarında suların akvaryum gibi olduğunu, kirletilmesine kesinlikle izin verilmediğini...

Ve koylara yolculuk başlıyor

Göcek’in önemli bir cazibe sebebi harika koylara ulaşmak için saatlerce gitmek gerekmiyor. 15-20 dakika içinde bir koya ulaşıyorsunuz. En popüler koylar Sarsala, Manastır, Hamam ve Bedri Rahmi. Bedri Rahmi Koyu’nda ünlü ressamın bir kayaya yaptığı balık resmini göreceksiniz. Bu resmi 1974 yılında bir mavi yolculuk esnasında Bedri Rahmi Eyüboğlu yapmış. Ve Taşyaka koyu o zamandan beri Bedri Rahmi Koyu olarak anılıyor. Aynı mavi yolculuk sırasında çakıl taşlarından uçurtma mozaiği yapan bir başka sanatçı ise Azra Erhat... Ölümsüz sanatçıların bıraktığı bu ölümsüz izleri bulmak insanı heyecanlandırıyor. Balık resminin bulunduğu kayanın hemen önünde güzel bir çeşmeden buz gibi su akıyor. Tekneler buradan su almadan ayrılmıyor. Ama öte yandan buraya demirlemiş günübirlikçi teknelerden yayılan avaz avaz müzik ve bağırışma sesleri tabiatla bütünleşmenizi engelliyor. Hamam koyu da tarihle kucak kucağa yüzmek isteyenler için. Sulara gömülü tarihi hamam kalıntısından dolayı bu ad verilmiş koya. Sarsala koyu ise Ali Koç’un gözdesiymiş. Koylarda birçok ünlüye rastlamak mümkün. Bodrum, Çeşme gibi kalabalık tatil yerlerinden uzakta sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin gözdesi Göcek artık bu konuda da eskisi gibi değil. Orada da özellikle hafta sonları her yerde kalabalık içindesiniz ve ünlülere rastlıyorsunuz. Mustafa Sandal, Deniz Berdan, Mirkelam, Safiye Soyman ve Faik Bey, daha birçok ünlü isim bu yaz Göcek koylarını tercih edenler arasında. Göcek, adalarıyla da ünlü.

Hürriyet Gazetesi’nin eski sahibi Erol Simavi’nin eşi Belma Simavi’nin davetleriyle ünlü Domuz Adası bunlardan biri. Ancak Belma Simavi, sosyeteyi ağırladığı bu davetlerini iki yıldır yapmıyor. Sarsala, Manastır, Bedri Rahmi koyu hep çok kalabalık. Geldiğimiz küçük bir koya giriyoruz. Ve kirliliğe karşı önlem olarak yürürlüğe konulan yeni bir uygulamayla daha karşı karşıyayız. Koylarda artık tekneleri ağaçlara bağlamak kesinlikle yasak. Tekneler portakal rengi bağlama demirlerine bağlanıyor. Bunların sayısı da çok az. Böylece her koya belirlenen sayının üzerinde tekne bağlanması engelleniyor. Yani hedef bu. Peki sonuç ne derseniz, ağaç dallarına bağlanmış pek çok teknenin sahipleri iç huzuruyla hafta sonu dinlenmesinde... Biz teknemizi kurallara uygun şekilde bağlar bağlamaz hepimiz harika bir koyda yüzmenin keyfini yaşıyoruz. Dürin, Göcek’teki bu koylara ‘Tanrının havuzu’ diyor. Ama bir süre sonra korkunç bir köpük kütlesi etrafımızı sarıyor ve hemen demir alıp o koydan uzaklaşıyoruz. Göcek kirlenmiş, bunu gördük... Tek çare kuralların uluslararası standartlarda ve sıkılışla uygulanması. Yakında bir önlem daha geliyormuş. Tekneler 3 günden fazla koylarda kalamayacakmış. Uygulamaların cezası zenginin de canını acıtacak bir rakam olmadıkça bu koyların kurtulması biraz hikaye...

Tekne kiralayabilirsiniz

Göcek’te birbirinden güzel sayısız koylar, irili ufaklı adalar, turkuaz sulara denizden açılmak için kaptanlı ve kaptansız tekne kiralayabilirsiniz. Kaptanlı lüks bir teknenin günlük fiyatı 350 Euro. Kaptansız ise 250 Euro. Ama daha uygun fiyatlara tekne ile koyları dolaşmak mümkün.

Koy değil plaj tercih edenlere

Sakin koyları değil de plajları tercih ediyorsanız Göcek Adası Plajı’na yarım saatte bir Göcek’ten deniz taksi kalkıyor. Sizi 10 lira karşılığında Göcek Adası’na götürüyor. Plajda küçük bir lokanta da bulunuyor. Otomobil ile 5 dakikada gidebileceğiniz İnlice Plajı ise Fethiye yolu üzerinde. Plajda küçük bir büfe de bulunuyor. Port Göcek Marina’nın sonunda bulunan Swissotel özel plajına da dışarıdan hafta içi 25 TL, hafta sonu ise 50 TL karşılığında girebilirsiniz. Sundowner Beach Restaurant Bar’da da güzel yemek yeme şansınız var. Ama bir dönem cennet denilen bu sahilde de denizin üzerindeki köpükler yakanızı bırakmayacak haberiniz olsun!

Göcek lezzetleri

Swissotel’in Sundowner Beach Restaurant’ında akşam da yemek yiyebilirsiniz. Hele mehtap varsa iskele üzeri için önceden mutlaka rezervasyon yaptırın. (Tel: 0252 645 27 59)

Port Göcek Marina’da Swissotel ve plajı arasında şık bir restoran daha var. The Galley adlı bu restoranda uluslararası mutfaklara ait yemekler bulma şansınız var. (Tel: 0252 645 25 35) Yine marinada bulunan Marinara Restaurant ise bir İtalyan lokantası. (Tel: 0252 645 28 10)

Limanda birçok restoran var. Güzel bir balık yemek için Balıkçı Melike’ye uğramalısınız. Melike Hanım tek kadın balıkçı ve her daim işinin başında. Melike Hanım’ın lağos buğulamasını mutlaka tatmalısınız. (0252 645 21 42)

Eğer kebap yemek istiyorsanız Kebap Hospital’de beyti sarmayı deneyin. (Tel: 0252 645 18 73)