Bir de erkek koğuşu lazım!

Salı, 08 Haziran 2010 - 05:00

Parmaklıklar Ardında (atv) sessiz sakin ama iyi bir kitleyle kucaklaşan bir dizi olarak yürüyor yoluna. Muhtemelen sezon başında bitecek denmişti dizi için. Sanmıyorum... Daha doğrusu reyting topundan hiç çıkmadığı için ve güçlü rakipleri gelip geçerken gülümseyerek onlara el salladığı için bir sezon daha yol alır diyorum ben... Velev ki öyle, yeni sezonda en az bir koğuşluk erkek kadrosu açsalar iyi olacak. Çünkü şu ya da bu şekilde içerideki adamın hayatını en iyi resmeden bir dizi, bir sözcü Parmaklıklar Ardında... Sözü tüm kitlelere taşıması şık olur hakikaten...

Evcilik evlilik olur mu?

Aman Allah’ım Evcilik Oyunu’nda (Show TV) gerilim filan da başladı. Kızlar erkekleri terk ediyor. Bazıları evcilik içinde evlilik teklif ediyor... Romeolar kendini terk eden aşklarının peşinden çocuk bisikletiyle koşuyor. Kimi yolda başka arabalarla kapışıp kavgaya filan gidiyor... Bakın söylemedi demeyin, aha da bu çocuklar yarın bir gün nikahı kıyarlar, oyunu bozarlar, azimliler çünkü... Yiğit seni ayrı koyuyorum kardeşim. Senin gibi makul koca bu tip oyunlar için fazlasıyla büyük ödül olur!

Kırmızıgül yapım!

Belki küçük bir detay. Kimsenin de dikkatini çekmediğine eminim. Ama önemli bir şey. Mahsun Kırmızıgül’ün kariyer rotasını belirlemesi açısından da ilginç... Yönetmenliğiyle kabul gören Mahsun, şimdi de dizi yapımcılığına soyundu. Risksiz, küçük bir denemeyle başlayacak. Küçük ama ses getiren işlerin kanalı sayabileceğimiz Türkmax’ta bir sit-com’u yayınlanacak Mahsun’un... Kimbilir belki sonrasında daha büyük ve daha riskli işlerde göreceğiz imzasını. Göreceğiz; çok yakında... Bir de mesela Türkmax’a gelmişken, cumartesi akşamı rastladığım Sunay Akın’la Hayat Deyince isimli program hakikaten hoşuma gitti. Sunay, Yaşamdan Dakikalar ahalisinden bağımsızken çok daha iyi notlar düşüyor hafızamıza...

Uydu kanalları can alacak!

Uydu kanallarını hangi kurum denetliyor bilemiyorum. Ama belli ki RTÜK’ün bir yaptırımı yok o coğrafyada... Neredeyse irili ufaklı kanalların hepsi ecza deposu gibi çalışıyor. Dakika başı yeni bir ilaç ya da gıda takviyesi pazarlanıyor ekrandan. Kimi şarlatan kılıklı sözde uzmanlar lokman hekim gibi şifa vaat edip duruyorlar... Üstelik ürünlerin fiyatı ateş pahası. Ama belli ki alıcısı hazır. Yoksa bu kadar pervasız bir yayıncılık yapılamaz, böyle bir risk kolay kolay alınamaz...

İki dizi aynı otel...

İsmini vermek istemeyen bir okurum ayrıntı yollamış; “Aşk ve Ceza’nın son bölümünde, tıpkı Gönülçelen’de (atv) olduğu gibi aynı otele gidilip, panoramik görüntülerle ekranlarımızı şenlendirdi karakterler... Ben bu otelin gereğinden fazla reklamı yapıldığı düşüncesindeyim. Sanki senaryo bile, otelin detay bilgilerine haiz olacağımız şekilde kaleme alınmıştı. Üstelik her iki dizi de aynı odada çekilmişti sanki”... Vallahi ekleme yapamayacağım ama bildiğim kadarıyla dizi işlerinde sponsorlar altın değerinde. Eh yapımcılar da hakkını parlatarak veriyor...

Yağmurla gelen şimşekle gider!

Dijital platformların en büyük düşmanı oldu iklim meseleleri. Bir yağmurla kilitlenen görüntüler, rüzgarla birlikte gidip gelen ses, bozulan ekran filan... İş milyar dolar harcamakla bitmiyor. İnsan en büyük rakibi doğayla baş edemiyor. O zaman tanı düşmanını(!) aç NTV’nin yeşil ekranını, CNN Türk’ün yeşile boyanan vitrinini. İzle doğayı, tanı, yatırımını ona göre yap. Üzme tüketicini!

Vadide kadın kavgası çıktı...

Bir yazı yazdım ve ortalık karıştı. Daha doğrusu Star’ın internet sitesinde yapılan ve vadi fanatiklerinin en kral yengesini belirleyen anket ezberi bozdu... Kurtlar Vadisi’nde unutulmayan kadın karakteri belirleyen ankette Ebru Alemdar açık ara önde çıkmıştı. Haklı olarak sordum “Vadi Elif’i unuttu mu?” diye. Unutmamış... Ama durum acayip alengirli sevgili dostlarım. Kurtlar Vadisi’nde sezon finalinde Ebru’nun patlatılması mevzuuna ciddi bir kitle çok bozuldu. Tıpkı Elif’in unutulduğuna ayar veren kitle gibi... Mesele şu. Polat herkesin ağabeyi ama belli ki herkesin yengesi olabilecek bir kadın yaratamadı dizi. Olanlar da mevcudu böldü işte..