Bir köpeğin düşündürdükleri...

Salı, 09 Şubat 2010 - 05:00

Hayatımda hiçbir yarışmaya SMS atmadım. Bir şeylere taraf olmayı sevmedim çünkü. İyi iyidir benim için. Doğru da doğru... Önceki gece Yetenek Sizsiniz’de (Show TV) bir ilk yaşadım. Marifetli köpek Rhino için SMS oyu kullandım. Diğer yarışmacıları yeteneksiz bulduğum için değil. Köpeğin eğitmeni Tarkan’ın söylediği “Sadece köpekler terk etmez insanları” lafı için... “Çünkü köpeklerin egosu yoktur” diyerek lafı tamamladı Beyazıt Öztürk. Düşünsenize bir günlüğüne egonuzun kaybolup gittiğini; kibrin sizden uzaklaştığını. “Ben neymişim yahu?” diye ölümlü bir soru sormadığınızı kendinize... Birkaç dakika sonra yarışma sunucusu Acun Ilıcalı, benim Kanal 7’deki Yetenek Avcısı isimli programa yazdığım mütevazı güzellemeye gönderme yaparak dalgaya aldı... Allah’ın yeryüzüne gönderdiği yetenek avcısı sadece kendisiymiş gibi. Ne kibir, ne “ben oldum” hali, ne büyük ego... Yazımın arkasındayım. Tevazu sahibi olduğu için, dostane uyarılarımı ciddiye alıp üstüne teşekkür ederek beni şaşırttığı için Yetenek Avcısı yarışmasını izlemeye, sevmeye, eleştirmeye devam edeceğim... Kibirli insanların dünyasında köpek olmayı yeğleyeceğim bir de. İnsanlığı terk etmediklerini bilerek... İyi iyidir benim için. Doğru da doğru. Şeytansa hep şeytan; en sevdiği günah kibir olan!

Petek’e teknik Hızır gerekiyor

Petek Dinçöz’ün Star TV’de yaptığı 10 Numara isimli yarışması bir ivmeyi tutturdu. Ama sanırım Petek’in ortaya koyduğu olağanüstü performans sayesinde oldu bu...

Çünkü teknik zayıf olunca, insan malzemesi öne çıkıyordu ekranda. Bir müzik yarışmasında en önemli unsur olan sesteki sorun üç haftadır giderilememişti mesela...

Bu haliyle sesler boğuk, müzikler anlaşılmaz, mikrofonlar varla yok arasında bir yerdeydi. Işıklar siyah ve kırmızı ağırlıklı stüdyoyu boğuyor, parlaklık yitip gidiyordu ekranda...

Bu durumda olması gereken ayıp örtmekti. Petek üç haftadır yapıyor bunu. Daha ne kadar yapar bilinmez ama durumu ciddiye alan bir teknik elin bir an önce koşması gerekiyor o stüdyoya...

İkisi de finaldedir benim için!

Hülya Avşar bir spor kazası geçirdi. Geçmiş olsun. Hakikaten sevdiğim bir arkadaşımdır Hülya. İçindeki insan madeni çok zengindir... İyi bir profesyonelin, bazen durumunu görmezden gelmesi gerekebilir. Hülya Avşar jürisi olduğu yarışmaya hasta yatağından bağlanarak; “Şov devam etmeli” dedi. Yapmayabilirdi oysa... Kimse “neden ekranda değil” demezdi mazeretini bilince. Mazeretli katıldı, alkışını aldı ve biraz daha büyüdü gönüllerde... Bir de Beyazıt Öztürk. Onun, kötü gün dostu hali yarışmanın en önemli gecelerinden birine ekstra lezzet kattı... Ali Taran’ın kimi zaman yaptığı zeki çıkışları saymazsak, genel olarak mizahın eksikliğini giderdi, yetenek yarışmacısında belirleyicilerin de sıradanın üstünde olması gerektiğini hatırlattı izleyene... Aslında iki profesyonel finale çıktı benim için o gece. Özeti budur!

Esmiyor gürlüyorsun!

Ah Kavak Yelleri ah (Kanal D). Ne diyeyim sana? İzmir’de yapması mümkün olmayan her şeyi yapabiliyorsun ekranda... Denizleri aşarak geliyorsun, 50 kilometreyi de uçarak. Hadi bunlara alıştık, Konak’taki saat kulesinin önüne araba park edebiliyorsun. Nasıl ettiriyorlarsa? Bir de otobüslerde dudakları birbirine yapıştırıp yolculara alkışlatma halin var ya; İzmir’in o trafiğinde kan beynine sıçramış vatandaş için çok mümkün (!) bir şey... Ah Kavak Yelleri ah, ne diyeyim sana? Esmiyor, resmen gürlüyorsun vallahi!

Neden yetenekleri az görürüz?

Yetenekleri tartışılır bir sunucu, yetenekle dolu bir işi görmezden gelmemiz için bir neden değil. Allah korkumuz var en azından... Vallahi, bugüne kadar ekranda benzeri az görülen bir dekorla karşımızdaydı Yetenek Sizsiniz (Show TV)... 12 yarışmacının yeteneklerini görkemli şovlarla süslemesi alkış alacak cinstendi... Bir de halk oyu gerçeği vardı tabi. Orada yetenekten ziyade hislerin oylandığını biliyordum. Bu yüzden sunucunun ilk söylediğine göre gelirlerinin tamamı, sonradan düzelttiği (!) haliyle ise önemli bir kısmı (ne kadarı?) kimsesiz çocuklara verilecek SMS’lerin önemi büyüktü... Bilal isimli görme engelli genç, her türlü yeteneğini iyi kullanarak gönüllere oynadı ve kazandı. Finale giden ikinci isim Berkay benim favorimdi. Bir de illüzyonlarıyla dimağda lezzet bırakan bir genç yarışmacı daha... İki kişi yürüdü finale. Eğer Beyazıt Öztürk’ün yürekleri yumuşatan “aslında hepiniz kazandığınız” söylevi ya da Ali Taran’ın kısa ve öz olarak sıraladığı yetenek kriterleri olmasa çok sayıda vicdan rahat etmeyecekti o gece... Neyse. Türkiye’de çok önemli yeteneklerin olduğu ortaya çıktı. Neden onları sıklıkla göremediğimiz de SMS sonuçlarıyla belli oldu. Sağlık olsun!