Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Bir milletvekili seçemiyoruz!

Perşembe, 23 Haziran 2011 - 05:00

Yazık oluyor bu ülkeye. Sanki özellikle karıştırılmak isteniyor, sanki özellikle sokakta kavga çıksın isteniyor. Kürtlerin adayı, KCK Davası’ndan tutuklu Hatip Dicle’nin milletvekilliği düşürülüyor, yerine PKK’nın terör eyleminden hayatını kaybetmiş bir şehit gencin annesi onun yerine milletvekili yapılıyor, üstelik de AKP’den! Kimseye, hele sokağa bunun sıradan bir hukuki karar olduğunu anlatamazsınız. Kimseye! Hukuk, ülkeyi yönetmek için konulmuş kurallar zinciridir, hak ve adalet içerir. Kavga çıksın diye, hak yensin diye hukuk kuralı yapılmaz ki? Seçilmiş bir milletvekili parlamentoya giremiyor! 77 bin oy almış bir adayın milletvekili seçildiği halde milletvekili yapılmama gerekçesi “milletvekili seçilme hakkın yok” olamaz! Sokaktaki adamın soracağı ilk sorudur bu: “Madem seçilme hakkı yoktu, neden seçime girme izni verildi?” Ya diğerleri?

[[HAFTAYA]]

Beşi bir gruptan, ikisi bir, biri bir partiden 8 aday, cezaevinde tutuklu yatarken seçildi. Bu adaylar hüküm giymiş bile değil, suçlulukları kanıtlanmamış, sadece tutuklu. Ama savcı tutukluluklarının devamını istiyor. Dünyanın neresinde bu milletvekillerinin tamamen hukuki nedenlerle içerde tutulduğuna kitleleri ikna edebilirsiniz? Hiçbir yerde! Mustafa Balbay, Prof. Mehmet Haberal ve Engin Alan, Silivri Cezaevi’nde tam olarak neyle suçlandıklarını bile bilmeden iki yıldır tutuklu.

Bu adaylar siyasi partiler tarafından aday gösterildi ve seçildiler. Sinyalleri seçimin hemen ertesinde verilmedi değil, bunlara doğrudan tahliye kararı verilmeyecek diye. Hangi gerekçeyle? Savcı tahliye isteğinin reddini talep etmiş. Hangi gerekçeyle? Dün akşama kadar nefesler tutularak beklendi. Karar bugüne kaldı. Niye? Bu kadar süre neyi mütalaa ediyorsunuz? Bu konunun önünüze geleceğini bilmiyor muydunuz? Kavga mı çıksın isteniyor? İlle de önce Kürtler, sonra ötekiler sokağa mı dökülsün isteniyor? Neden her karardan ille de AKP karlı çıkıyor ve 330 için eksik kalan milletvekili sayısını tamamlamaya doğru gidiyor? 

Komutan ithal edelim!

Hava Kuvvetleri’nde komutan yapacak orgeneral kalmamış, hepsi tutuklu! Tek korgenerali or yapmak da teamüllere aykırıymış. Dünyanın neresinde bir ülke kendi ordusunun tüm komuta kademesine hain ve darbeci damgası vurabilir? Üstelik de ortada darbe yokken! Üstelik de taa 2003 yılında darbe yapacakları iddiasının bugün ortaya çıkarılan delilleri kimseyi ikna etmezken! Benim de izlediğim Balyoz duruşmalarından birinde bir numaralı sanık, dönemin 1. Ordu Komutanı emekli org. Çetin Doğan yırtınıyordu:

“Balyoz davasında delil diye önümüze sürülen 11 no.lu CD’yi tamamen çürüttüğümüz için yeni belgeler yaratıldı ve onlar Gölcük’te ‘bulundu!’” Bu Gölcük'te bulunan CD ile geri kalan denizci generaller de tutuklandı. Yetmedi ardından emekli bir albayın evinde bulunan yeni belgelerle havacı generaller tutuklandı. Üstelik de Hava Kuvvetleri’nin yüzüncü yılı kutlanırken, tatbikat yapılırken. Sanki özellikle ev sahibi generaller tutuklandı. Evet, tutuklamalar kime kadar? Evet, amaç ne, nereye kadar?

Olağanüstü bir atmosfer ve konser

Siyasetin boğucu havasından 24 saatliğine kaçıp Antalya Aspendos antik tiyatrosunda olağanüstü bir konsere tanık oldum. Olağanüstü çünkü Antalya’nın o bunaltan sıcağında, sabahtan kızmış taşların üzerinde her yerden koşturmuş gelmiş ve hayli yüksek ücretli biletleri adeta kapışmış binlerce kişi neredeyse kucak kucağa oturuyor! Hepimizden yükselen sıcaklık, sırtımızdan şıkır şıkır ter olarak iniyor.

Sahnede Avrupa’nın en ünlü klasik müzik icracılarından Viyana Filarmoni Orkestrası, yine en ünlü şeflerinden Zubin Mehta yönetiminde, yine en ünlü solistlerinden maestro Daniel Barenboim'in piyanosuna eşlik ediyor. Saatler gece yarısını geçmiş, binlerce kişi nefesini tutmuş, bir tek mikrofonun bile olmadığı koca antik tiyatroda, piyanistin vurduğu tuşlardan dökülen adeta mırıltıyı duyabiliyor!

Olağanüstü çünkü Antalya, sadece deniz, kum, güneş değil, kültür merkezi bir kent olmaya doğru adım atıyor. Devlet Opera ve Balesi’nin 18’incisini düzenlediği Opera ve Bale Festivali’nin katılımcıları, seyircileri her yıl artıyor. Bu güzelliğe Antalya’daki oteller, işletmeler maddi manevi destek oluyor. Ve antik dönemin uygarlık alanında bugünün uygarlığı evrensel sanatı, kültürü paylaşıyor, bu güzellik günümüz teknolojisinin olanaklarıyla evlerinde televizyon başında oturan seyirciye ulaşıyor. Olağanüstüydü, tek kelimeyle!

Yandex.Metrica