Bir muhalefet düşünün ki

CHP'li vekiller bir gün komisyonda biber gazı sıkmaya karar vermişler. Önce demişler ki “Biber gazının içine su koyalım, seyreltilmiş biber gazı sıkalım.”

Bir muhalefet düşünün ki

CANDAŞ TOLGA IŞIK

candas@posta.com.tr

Sonra birileri çıkar “Muhalefeti sulandırdıkları gibi biber gazını da sulandırdılar” der diye vazgeçmişler. En son şuna karar kılınmış: CHP’li vekillerden biri biber gazını göstermek için elinde tutacak öteki de üzerinde biber gazı yazan deodoranı sıkacak. Ancak, o an gelip çattığında arkadaşlar ne yapacaklarını şaşırınca aynı anda hem biber gazı hem de deodoran sıkmasınlar mı? Yaaaa... Böylece ne onlar ermiş muradına ne de biz çıkabilmişiz kerevetine... Peki ne olmuş? Ne olacak CHP bir kez daha rezil rüsva olmuş.

PAPA: NEW YORK’TA GENELEV VAR MI?

Los Angelas’ta yaşayan bir arkadaşım Amerikan basınında haberlerin çok çarpıtıldığını söylerken bir fıkra anlattı... Papa New York’a gelir. Uçaktan iner. Havaalanında gazeteciler, “New York’taki genelevin kapatılması ile ilgili tartışmalara ne diyorsunuz?” diye sorunca Papa cevap verir: “New York’ta genelev var mı?” Ertesi gün Amerikan’ın bütün gazeteleri manşetten duyurur: “Papa’nın uçaktan iner inmez ilk sorusu ‘New York’ta genelev var mı?’ oldu.”

Sosyal medya değil, sosyal çöplük!

Kusura bakmayın ama bu sosyal medya salgınından giderek tiksinti gelmeye başladı bana... Türkiye’de sosyal medya sağlıklı bir bilgi paylaşımı ve iletişim kurma aracından daha çok palavranın, dezenformasyonun hızla yayıldığı, hakaretin, iftiranın pervasızca kol gezdiği kontrolsüz bir mecraya dönüşüyor. Delinin biri bir kuyuya taş atıyor, 40 deli birden kuyuya atlıyor.

Bu arada bir sürü insan, kurum kendini anlatmaya çalışırken linç oluyor. Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’a notumdur: Bilişim hukuku bir an önce Türkiye’ye yerleşmezse sosyal medya sosyal facialara neden olacak. Unutmadan geçenlerde Hüseyin Çelik’in Twitter’la ilgili bir tespitini duydum. Ne yalan söyleyeyim bayıldım: “Farkında mısınız Twitter çıktı çıkalı artık kimse tuvalet duvarlarına yazmıyor!”

Çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymak

Ünlü filozof Eflatun’a iki soru sormuşlar... Birincisi; insanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir? Eflatun tek tek sıralamış: Çocuklukta sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler. Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler ama sağlıklarını geri almak için para öderler. Yarından endişe ederken bugünü unuturlar.

Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar. Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler. Sıra gelmiş ikinci soruya: Peki siz ne öneriyorsunuz? Bilge yine sıralamış: Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. Yapılması gereken tek şey sadece kendinizi sevilmeye bırakmaktır. Önemli olan, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır.

MEDENiYET DEDiĞiN...

Asansöre binince mutlaka insanları selamlamak gibi bir alışkanlığım vardır. Bunun da medeni bir tavır olduğuna inanırım. Yaşadığım apartmanda asansöre bindim. Asansörde bir hanımefendi vardı. “İyi günler” dedim. Kadın sert bir yüz ifadesiyle dönüp, beni azarlarcasına, “Pardon, bir yerden tanışıyor muyuz?” demesin mi? Bir an dumur oldum ama sonra toparladım. “Afedersiniz, geçen kurban pazarda gördüğüm öküze benzettim de sizi...”

NEDEN YETMiYOR?

Ahmet Şık geçenlerde bir televizyon kanalında ‘muhabirliğe övgü’ yaptı. Muhabir olmak, iyi bir muhabir olarak kalmak gibi bir idealle yaşayan gazeteci var mıdır acaba diye düşünürken aklıma geldi... Sadece muhabirlik ya da gazetecilik için değil... Öyle acayip bir ülke ki burası... Hiç kimse yaptığı işten memnun değil! Hiç kimse yaptığı işi en iyi yapan olmak istemiyor. Tek amaç var: Yaptığı şeyi iyi yaparak bir an önce başka bir şey yapmaya başlamak.

Radyocular televizyoncu olmak istiyor... Mankenler oyuncu olmak istiyor. Oyuncular şarkıcı olmak istiyor. Şarkıcılar köşe yazmak istiyor. Köşe yazarları siyasetçi olmak istiyor... Siyasetçiler milletvekili... Milletvekilleri bakan... Bakanlar başbakan... Başbakan cumhurbaşkanı olmak istiyor.... Yahu burası öyle bir ülke ki cumhurbaşkanımız bile cumhurbaşkanı olmaktan memnun değil, bir an önce başbakan olmak istiyor!

(18.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)