Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Bir orgeneralin tutuklanması neden şaşkınlık yaratıyor?

Çarşamba, 01 Haziran 2011 - 05:00

Türkiye, pazartesi akşamüstünden itibaren şaşkınlık içinde. Orgeneral Bilgin Balanlı, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) görev başındaki en üst düzey komutanlarından biriydi. Akademiler gibi, TSK’nın en can alıcı merkezlerinden birinin başındaydı ve üç ay sonra da, büyük ihtimalle Hava Kuvvetleri Komutanı olacaktı. Savcı istedi, delilleri yargıçların önüne koydu, mahkeme de tutuklanmasına karar verdi. Şimdi, sürekli aynı sorular soruluyor.

- Nasıl olur da, Harp Akademileri Komutanı Org. Bilgin Balanlı tutuklanabilir?

- 3 ay sonra Hava Kuvvetleri Komutanı olacak bir orgenerale böyle bir muamele yapılır mı?

- Seçimlere 13 gün kala böyle bir şey yapmak, işin içinde AK Parti’nin parmağı olduğunu göstermiyor mu? Kamuoyundaki şaşkınlığın önemli bir nedeni, daha önce böyle şeylerin görülmemesidir.

[[HAFTAYA]]

Eskiden, bir onbaşının mahkemeye çıkarılması dahi imkansızdı. Bugün bir bakıyorsunuz, koskoca orgeneral tutuklanıveriyor. Kamuoyunun bir kesiminin ön yargıları ortaya çıkıyor ve kafalar karışıyor. Yargının bu yaklaşımına karşı kimse söz söyleyemez. Eğer yargı, elini “dokunulmaz sayılan” TSK’nın en önemli komutanlarına dahi uzatabiliyorsa, bundan memnuniyet duymamız gerekir. Ancaaaak... Yargının da artık, kamuoyundaki bazı kuşkuları giderecek şekilde hareket etmeye başlaması gerekir.

Zira değişikliklerin başlangıcından bu yana, yargı bir türlü şeffaflaşamadı, kamuoyunun kafasındaki soruları tatmin edecek şekilde hareket etmedi ve bu tutum hâlâ devam ediyor. Bundan dolayı da, komplo teorilerinin önü alınmıyor. AK Parti’nin askeri yıpratma teorilerinden tutun da, seçimleri kazanabilmek için komutanı tutuklattığına kadar inanılmaz senaryolar üretiliyor. Yargı, Ergenekon- Balyoz konularında artık şeffaflaşmalıdır. Aksi halde, bu iki dava yargının prestijini tümüyle yok edecektir.

Asker de, bu koşulları içine sindirmeli...

Şimdi hemen herkesin kafasındaki soruyu soralım: TSK bu tutuklamaya tepki gösterecek mi? Ne yazık ki, hâlâ bu sorular soruluyor. Zira henüz insanlarımız durumdan emin değiller. Geçen hafta, TSK hiç kimseye sormadan Ege’deki iki büyük tatbikatı son dakikada iptal etti. Söylentilere göre, asker, Org. Balanlı’nın tutuklanma olasılığına karşı bir tepki koymak üzere, bu tatbikatları iptal etti. TSK da hiçbir yalanlamada bulunmadı. Yani suskunluğuyla bunu kabul etti. Ben, asker kurumunun bu şekilde siyasi iktidara başkaldırma anlamına gelen bir tutum takınmasına karşıyım. Asker, siyasi iktidara küsemez, ders veremez. Peki şimdi ne olacak?

TSK tepki gösterecek mi? Hayır, göstermemeli. Tepki göstermenin hiçbir yararı olmayacağı gibi, böyle bir adım Org. Işık Koşaner’in Genelkurmay Başkanlığı’ndan bu yana sürdürdüğü sessizlik ilkesinin de değiştirilmesi anlamına gelir ve yeniden eski asker-sivil kavgalarına geri dönülür. Böyle bir ortamın da kimseye yararı olmaz. Askerin içinde mutlaka kaynama vardır, mutlaka rahatsızdırlar. Bu da çok doğaldır, zira şimdiye kadar hiç alışmadıkları bir durumla karşı karşıyalar. Ancak artık bu durumları da içimize sindirmemiz gerekiyor. Hem Türkiye, hem de dünya değişti. TSK da değişmeli. Yeni koşullara alışmalılar.

CHP’de tarihi bir değişim yaşanıyor...

Türkiye’de olmadığımdan dolayı katılamadım ancak CHP’nin Demokrasi Raporu’nu başından sonuna okudum ve doğrusunu söylemeliyim, Türkiye’nin geleceği açısından ümitlendim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’si eski yaklaşımlarıyla bağlarını kopartıyor ve bir sosyal demokrat partiye yakışacak şekilde tarihi bir değişim yaşıyor. Kemal Kılıçdaroğlu’nun atmaya söz verdiği ve atacağı demokratikleşme adımları son derece ciddi. En önemlisi “bizim özel koşullarımız vardır” demiyor, evrensel değerlere bağlı kalıyor. Bölünürüz korkusuyla demokratikleşmeyi engellemiyor. Aksine daha da ileri götürüyor. Kürt sorununda bayrağı kapmış ve gidiyor...

Özerklikten tutun da, Kürtlerin kendi kendilerini yönetme isteklerine kadar, son derece geniş düşünüyor. Eskiden hiç duymadığımız sözleri de, yüksek sesle söylüyor. “Genelkurmay, Savunma Bakanlığı’na bağlanmalı” diyor. Bilir misiniz ki, 27 Mayıs sonrasında, Genelkurmay’ın Başbakanlık’a bağlanması CHP’nin oylarıyla Meclis’ten geçmiştir. Bir de bugüne bakın... “Asker TBMM’ye hesap vermeli” diyor. Oysa, CHP kısa bir süre öncesine kadar askere toz kondurmazdı. CHP değişiyor ve doğru bir yolda değişiyor. Kılıçdaroğlu, partiye artık damgasını vuruyor. Bu gelişme, uzun vadede Türkiye’ye yarayacaktır.