Bir pazartesi günlüğü

Çarşamba, 14 Ekim 2009 - 05:00

İlginç bir pazartesi yaşandı ekranda. Bir sürü yeni program ve dizi başladığını söylemiştim. Hatta yer değişiklikleriyle kanallar stratejik ataklar filan yapmışlardı. Ne olduğuna bakalım şimdi...

Öncelikle Ezel (Show TV), rakipleriyle arasındaki reyting farkını açtı. İşin ilginç tarafı prime time boyunca yayında kalarak, karşıdaki iki diziden birinin tamamını, diğerinin de yarısını filan çöpe gönderdi. Artık tekrarlarıyla avunacaklar kanallar pazartesi işlerinin...

Mesela atv, pazartesi gecelerinin gözdesi Elveda Rumeli’yi kurtarabilmek için Kapalıçarşı’yı Ezel’in karşısına koydu. Ama kaybeden Elveda Rumeli oldu. Belki de tarihinin en kötü reytingini alarak...

Kapalıçarşı ezilmedi. Özetler karşısında yüksek reyting sağlayarak toplam izleyiciye de kendini tanıtmış oldu. AB izleyicisi iyiydi zaten...

Star TV, Son Bahar’la süren reyting kaybına fren koyamadı. Kötü kadın Seda Akman’ı göndermek de yetmedi. Dilerim, gün değiştiren Kül ve Ateş de benzer bir gazaptan mağdur olmaz...

Kanal D’nin, nasıl derler, kafası diğerlerine oranla rahattı. Reyting garantili işi Arka Sokaklar kötü gitmedi. Ama pazartesi stratejisini yeni tabloya göre gözden geçirmeli...

Olan Fox TV’nin yarışması Yaş 15 ve TRT’nin yeni dizisi Hesaplaşma’ya oldu. Esemesi okunmadı bu ikilinin...

Ucundan gündüz kuşağına da bakalım. Serap Ezgü ile Suç ve Ceza zayıf başladı ama zaman vermek lazım. Esra Ceyhan ise toplam izleyicide eski süksesini koruyamadı yeni kanalında. AB izleyicide bir miktar kıpırdattı TRT 1’i...

Kalanı mı, onlara da haftaya salı sabahı göz atarız!

En iyi adamı bulmuşlar

Oscar Wilde, İbni Arabi ve birkaç yazar/filozof daha. Ezel (Show TV) senaryosundan ziyade diyaloglarıyla konuşulacak diziler arasına girmeye niyetli anlaşılan...

Senaristlerin oyunculara söylettikleri ya da detaya gizledikleri sözcük ve şiirler dikkatli izleyicinin gözünden kaçmıyor. İyi bir seyirci avı bu...

Hele ki bahsi geçen ayrıntılar dev oyuncu Tuncel Kurtiz (Dayı) tarafından hayata geçiriliyorsa, sürek avına döneceği kesin bu tavrın...

Bir de ilginç bir meraklandırma oyunu var dizide. Bir hafta önce, bir karaktere sabitlenen sorulara ertesi hafta yanıt geliyor hemen. Sıra Dayı’da. Neden bu kadar iyi acaba, “öncesi olmayan” bir çocuğa?..

Sizce gerçekler mi?

Esra ve Ceyda Ersoy kardeşlerin hamburger reklamını ilk radyoda dinlemiştim. İkoncan iticiliğindeki telaffuzlarıyla “Bu da ne?” duygusu uyandırmıştı bende...

Sonra ekranda rastladım ve ikizleri görünce taşlar yerine oturdu. Eğer insanların havsalasındaki “aptal sarışın” imajı yıkılamıyorsa, iki kardeşin ciddi katkıları var bunda...

Hakikaten mi böyleler, yoksa topyekûn aldatılıyor muyuz bilmiyorum? Ama akıldan ziyade sarışınlığı (tüm sarışın vatandaşlarımdan peşinen özür diliyorum) kullanarak köşeyi döneceklerine eminim....

Daha iyisi nerede?

Geçenlerde Türk dizilerinin teknik olarak iyi bir yere geldiğini not düşmüştüm bir TV programında. Ertesi günü okuyucuların bazıları itiraz etti; “Hiçbiri yabancı diziler düzeyinde değil” şerhi düşerek...

Oysa önceki akşam Hesaplaşma (TRT 1) isimli dizide kullanılan efektlerin yabancı yapımlardan aşağı kalır yanı yoktu. Hatta, logoya aldırmadan izleyenlerin SWAT, CSI gibi başyapıtlardan farkı olmadığını gördüğünü düşünüyorum, dizinin...

Bir arabanın arka penceresinden hareket edip takipteki arabanın içine girebilecek tekniğe sahip Avrupa dizisi gösterin, lafımı yiyeyim...

Türk dizilerini Latin dizileriyle aynı eşikte değerlendirme huyundan bir vazgeçsek, alıp gideceğiz başımızı. Sadece Arap illerine de değil, daha geniş bir coğrafyaya!

Ah, diyorum; “Bir kendimize güvensek!”...

Özel izinle çekilen dizi

Kapalıçarşı (atv) eski pazarın detaylarını ekrana taşıdıkça zevkle izlenir hale geliyor benim için. Bedestenler arasındaki kamera yolculuğu çok zevkli. Bir de hikâyenin sahiciliği var...

Çarşı esnafını az çok tanırım. Bizim Kurtuluş semtinden çok kuyumcu ustası çalışır oralarda. Bir dönem çarşı tarihini araştırdığım için zaman geçirmişliğim de vardır, dar sokaklarında...

Tam da anlatıldığı gibidir oranın esnafı. Kimi zaman fırlama, çoğunlukla vicdanlı ve hiç olmadığı kadar da dayanışma halindedir...

Kimi arkadaşlarım dizideki Mahmut, Arda, Cemal üçlüsünün fazla fırlama ve göz çapkını olduğunu ileri sürse de, küçük bir kız çocuğunu sahiplenmenin ötesine geçen aşırı naifliğin sırıtacağını söylüyorum çarşı esnafı üstünde...

Tadında gidiyor dizi. Dilerim bozulmaz!