Bir rüya gibi

Cuma, 17 Haziran 2011 - 05:00

Basketbolda heyecan fırtınası şeklinde geçen bu final serisinin benim için anlamı büyük. 26 sene önce oynanan Galatasaray-Fenerbahçe finalinde Galatasaray benchinde bulunan birisi olarak o günkü bütün duygularım canlandı. Aynı zamanda basketbol adına büyük bir mutluluk duyuyorum. O zaman Spor Sergi Sarayı’nı dolduran ve Hilton Hoteli’ne kadar olan taraftar kuyruğu hâlâ gözlerimin önünde. Şimdi de 15 binin üzerinde taraftar topluluğu önünde oynanan bu seneki final serisi basketbola taraftarın yine sevgiyle yaklaştığının göstergesi.

[[HAFTAYA]]

Bu iki kulüpte de değişik yıllarda 5 kez (1981 Galatasaray, 1982 Fenerbahçe, 1984-85-86-87 Galatasaray, 1998-99 Fenerbahçe, 2001-2002- 2003 Galatasaray) coach olarak görev yapıp belki de bir rekora imza atmanın farklı bir gururu içindeyim. Türk sporuna önderlik eden iki büyük kulübün bünyesinde görev yaptığım için iki takımın da bu maçlara hangi heyecan ve ruh halinde hazırlandığını çok iyi bilirim. Orada görev alan idareciler, teknik yönetim ve oyuncuların bugünlerin değerini, büyük taraftarların ve büyük caimaların kıymetini bilmeleri gerektiğini düşünüyorum. İki kulübün oyuncuları da bu bilinçte mücadele ettikleri için final serisi son yılların en zevklisi oldu.

Teknik olarak söylenecek hiçbir şey yukarıda anlattığım duygusal ortamın önüne geçemez. Gönül ister ki 2010 Dünya Şampiyonası’ndan sonra oynanan bu Fenerbahçe- Galatasaray finali Türk basketbolunu Avrupa’nın en tepesine çıkarsın. Galatasaray’ın, Fenerbahçe’nin sahasında elde ettiği galibiyet bu final heyacanını devam ettirdi. Bugün oynanacak maçta sinirlerine hakim olan ve her topu şampiyonluk topu gibi görüp savaşan takım kazanacak. Bu final maçları 40 dakika diye düşünülmemeli. Her hücumu ve savunmayı şampiyonluk topu diye düşünmek lazım. İki kulübün teknik kadrosunun ve oyuncularının Allah yardımcısı olsun.