Cem Kerpiççiler

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170745.cem_kerpiççiler_17.png

Bir sezonun anatomisi: Hayal kuramayan bir liberonun çaresizliği

Pazar, 27 Nisan 2014 - 12:45

Arkanda sadece kaleci vardır. Son adamsındır ve hep "sağlam" oynaman gerekir. Bir an olsun bile varyeteyi aklından bile geçiremezsin. Geçirdiğin an ceza kesilir ve bu cezanın faturası anında sana çıkartılır. Top senin bulunduğun alandan metrelerce uzakta bile olsa, sorumluluğun yüklediği stres yüzünden okunur. Kornerlerde bekleri ileri gönderirken kontraatak yerse ne yapacağını düşünmenin verdiği stres ve zihin yorgunluğu da hesaba katılmalıdır mutlak...

Mutsuzluğun kıyısında kıskançlık kazanır
Yapacağı yalnızca ve yalnızca tek bir hata takımının kaderini değiştirebilir. Mutsuzluğun kıyısında olmanın gerginliği forvete duyulan kıskançlığı tetikleyebilir. Forvet gol kaçırdığında en ağır tepki ıslık olurken, liberonun saniyeler süren bir zamanlama hatası topu kendi kalesinden çıkarmasına sebep olabilir. Tüm bu sağlamcı zihniyet bir yandan da hayal kurmanın en azılı düşmanıdır. Garantici zihniyet insanı robota çevirir. Öğrenilmiş ve tekrar ede ede zihinlere kaydolan ve başka türlüsü de düşünülemeyen bir ezber, rüya ve düşe küçümseyerek bakar.

Hayal kurmak cesaret ister

Ersun Yanal, Fenerbahçe'nin şampiyonluğunda işte tam da bu yüzden en önemli paya sahiptir. Bambaşka alışkanlıklara sahip bir takımı bambaşka bir formata çok kısa sürede getirmiş ve garantici zihniyetten risk alma cesareti gösteren ve hücuma yatkın bir kimlik kazandırmıştır. Bu kadar dar zamanda, sezonun başını düşünürsek başarısız sayılabilecek bir başlangıca rağmen, "Ersun Yanal'ın takımları fırtına gibi başlar. İkinci yarı çöker" tezi seslendirilirken ve camia 3 Temmuz'dan bu yana sayısız kumpasla boğuşurken böyle bir çıkış saygı duyulması gereken bir cesaret örneğidir. Neredeyse her kornerde gol bulmak için öne çıkan Egemen, Alves, Bekir ya da Kadlec ne düşünür bilmem ama bildiğim, "Hayal kurmak cesaret ister."