Bir veda bir sitem

Ermenistan maçı sonrası Milli Takım'dan istifa eden Fatih Terim dün gerçekleştirdiği veda toplantısında birbirinden çarpıcı açıklamalar yaptı

Bir veda bir sitem

Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü görevinden Ermenistan maçı sonrası ayrılan Fatih Terim dün Swissotel’de düzenlediği basın toplantısında çarpıcı açıklamalar yaptı. Türk futbolunun geleceği için çok önemli olduğunu düşündüğü bazı bilgileri de kamuoyuyla paylaşan tecrübeli hoca, taraftara, kulüplere, yönetime ve medyaya da sitem etti. İşte Terim’in açıklamaları:

BAHANELERE SIĞINMAM

“Hep birlikte iyi, kötü günlerimiz oldu. Kimi zaman sert biçimde tartıştıklarımız var, ama aynı gemide mücadele ettik. Büyük zaferler ve herkese nasip olmayan onurlar yaşadım. Fakat her profesyonel gibi ben de gün geldi görevimden ayrıldım. Genel olarak ayrılıkların ardından konuşmadım, ama bu defa böyle yapmıyorum. Türk futboluyla ilgili tespitlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Her sözümün arkasındayım. Bahanelere sığınacak bir yapıya sahip olmadığımı biliyorsunuz. Tabii ki keşkelerim var. Ancak bilgime ve tecrübelerime güvendiğim için hep iç sesimi dinledim ve şuna inanıyorum ki yanlışlarım doğrularımı götürmedi. Hasan Doğan’ın vasiyeti doğrultusunda uzun soluklu bir projeyi hayata geçirmek için çalışmak istiyorduk. Dünya Kupası’na gidişimizin gerçekleşmemesi halinde bir basın toplantısıyla istifamı açıklamayı düşünüyordum.

25 İSİM İLK KEZ MİLLİ OLDU

Ancak kararımı bazı olaylar nedeniyle Belçika maçından hemen sonra açıkladım. Federasyon da bunu kabul etti. Vedalar hüzünlüdür, ancak güzel ayrılıkların yaşanmasına da örnek olmalıyız. Görmezden gelinen hamlelerimiz oldu. Mesela benim dönemimdeki 4 yılda A Milli Takım’a ilk kez çağırılan 25 oyuncu var. Arda, Nuri, İsmail, Batuhan, Gökhan gibi oyuncular bu listede. Bu gençlerin kazanılmasında payım olduğu için çok mutluyum, ama genelde bana onlar değil çağırmadıklarım soruldu. Milli Takım’ı ev yapmaya çalıştık. Ancak hangi statta oynarsak oynayalım taraftar desteğini yüzde yüz arkamızda hissetmediğimiz maçlar oldu. Ne yazık ki medyamız bu tip olaylara ve geleceğe yönelik çalışmalarımıza mesafeli durdu.

Dünya Kupası’na katılma şansımız kalmayınca gazetelerde milli takımın hataları ve günahları sıralandı. Doğrudur, hatalar olmuştur. En büyük hatam da inanmak, inandırmak, kazandıklarıyla milyonları memnun etmek ve bunun sonucunda beklentileri yükseltmek oldu. Benim futbol oynadığım dönemde uluslararası rekabet denilince akla Milli Takım gelirdi. Şimdi kulüp takımları başrole geçti. Türkiye’de üst yapı gelişiyor, ama bu hiçbir zaman altyapıya yansımıyor. Futbolumuzun gövdesi kocaman, ama ayakları incecik. Alt yapılarımız yeterli değil. Kulüpler arası rekabet kızıştıkça yabancı oyuncu sayısı bir hayli arttı.

Yabancı oyuncu transferine bazı kriterler getirilmeli. Bunca yabancı transferine karşılık ligimiz çok da kaliteli değil. Futbol topu ile okulları bir türlü barıştıramadık. Şu anda iki dev protokole rağmen herhangi bir adım atılmadı. Riva’ya kaç kez gittiğimizi hatırlamıyorum. Milli Takımlar hâlâ çağın şartlarına uygun örnek kamp ve eğitim merkezine kavuşabilmiş değil. Türk futbolu Avrupa’daki futbolcuları izlemek konusunda çağın gerisinde kalmıştır. Artan maç trafiği, oyunun yüksek temposu ile birleşince sakatlıklar ülkemizde büyük bir sorun haline geldi. Sorunu sadece sağlık ekibine bağlamak sığ düşünceden öteye gitmez.

Dünya devi olmak için hep birlikte bir hamle yapmalıyız. Nasıl penaltıları gittiğimiz zaman milyonlarca kalp hep birlikte atıyorsa yine öyle olmalıyız. Birlikte çalıştığım tüm başkan ve yöneticilere bana verdiği destekleri nedeniyle bir kez daha teşekkür ederken, Hasan Bey’i de bir kez daha anıyorum. Yardımcılarım Müfit Erkasap, Eser Özaltındere, kısa süreli de olsa beraber çalıştığım Mehmet Özdilek, Metin Tekin ile Oğuz Çetin’e teşekkür ederim. Ben de istikrardan yanayım, ama bazen olmuyor. Olmamanın ceremesini de istifa ederek çekiyorum zaten.

Medyaya bir serzenişte bulunmak istiyorum. Sevgi bekleyemem, ama saygı beklemek hakkım. Pazardan yola çıktınız ve pazartesi, salı, çarşamba sabahı soruyorsunuz, “Yerli mi olsun, yabancı mı olsun?” diye. Ben doğru olan bir şeyi ne zaman sizle paylaşmadım? Şu ana kadar Atletico Madrid’den teklif aldığımı bir tek ben bilmiyorum. Benim Atletico Madrid stadında maç izlediğimi, başkanıyla samimi olduğumu söylüyorsunuz.

HATALARIM OLMUŞTUR, AMA

Böyle bir durumum yok. Belki sonra teklif yaparlar, konuşuruz, ama şu anda yok. Hatalarım olmuştur, ancak “Ders almam ders veririm” lafını bunun içine katmıyorum. Bugün olsa yine söylerim. Onun dışında keşkelerimin ve hatalarımın olacağını da ifade ediyorum. Elimi taşımın altına sokuyorsam hatam olur. Muhakkak ki Futbol Federasyonu Başkanı ve Yönetim Kurulu olarak her şeyi düşünüp istifamı kabul eden deklarasyonu yayınlamıştır. Ben olayı o şekilde algılıyorum. Ne hissettim o deklarasyon sonrası? Ne hissetmem gerekiyorsa onu hissettim. Başka Milli Takımlar’da olabilirim. İllaki kulüp takımıyla anlaşacağız diye bir şey yok. Bazı maçlarda oyunun en kritik anlarında kendi kulüp sloganlarını atan birçok statta oynadık. Hatta bazı futbolcularımız bu konuda tedirginliklerini de ifade ettiler.

YURT İÇİNE YEŞİL IŞIK

Galatasaraylı olmam nedeniyle eleştiriliyorsam onu onların vicdanlarına bırakıyorum. Zaman zaman bir takım manasını aşan bir takım şeyler oluyor. Olmasa daha güzel olurdu. Büyük dağların dumanı da büyük oluyor. Kimse yolda karşılaştığınız fırtınalara bakmıyor, herkes gemi limana yanaştı mı, yanaşmadı mı ona bakıyor. Yurt dışında çalışabilirim, ama yurt içinde niye çalışmıyorum onu da anlamıyorum. Bizim yüklendiğimiz misyonlar arasında Türk Futbolu’na hizmet var. Dolayısıyla burada da olabilirim.”

2