Bir yazı yazdım

Bütün hafta zaten memleket meseleleri ile daralıyoruz... En azından 'pazardan pazara' yüreklerde minnacık bir ferahlama yaratalım diye 'güzel şeyler' yazmaya gayret ediyorum bu köşede...

11 Kasım 2012, Pazar 05:00
A A

CANDAŞ TOLGA IŞIK

candas@posta.com.tr

Geçen hafta burada ‘En tanınmış Türk kim?’ diye bir yazı yazdım... Bir zamanlar dünyanın en tanınmış Güney Korelisi olan BM Genel Sekreteri Ban Ki Moon tahtını ‘Gangnam Style’ rüzgarının yaratıcısı Güney Koreli rapçi PSY’ye kaptırınca ben de acaba ‘Dünyanın en tanınmış Türk’ü kim?’ diye sordum.

Kendimce aklıma ilk gelen isimlerden bir de liste yaptım: Tayyip Erdoğan, Fatih Terim, Hakan Şükür, Orhan Pamuk, Mehmet Öz, Fatih Akın... Sonra da okuyucuya “Sizce kim?” diye sordum. “Sen nasıl o listeye Fatih Sultan Mehmet’i koymazsın?”, “Nasıl Atatürk’ü unutursun?”, “En tanınmış Türk de ne demek? Sen nasıl bir ırkçısın?” diyerek küfür kıyamet gidenlere mi yanayım yoksa “Sizce en tanınmış Türk kim?” sorusuna “Hadise, Atiye...” diye cevap gönderenlere mi, bilemedim! En iyisi bir daha okuyucuya soru sormamak!

BiZE HER YER TRABZON!

Çarşamba gecesi Beşiktaş-Ofspor maçına gittim. Beşiktaşlılar ve Oflular aynı statta olunca futbol tarihimizin belki de en eğlenceli tribün atışmalarına şahitlik ettik. Şöyle bir sahne düşünün: Beşiktaş taraftarı “Burası İnönü buradan çıkış yok” diye bağırıyor. Ofspor taraftarı “Bize her yer Trabzon!” diye cevap veriyor. Bu arada kendisine forma rengi olarak bordo maviyi seçen Trabzon’un güzide kulübü Ofspor’u yaratıcılığından dolayı tebrik ediyorum!

BANA AiT...

Tayt, insanın kendine yapışanı giymesidir. Üşeniyorum, öyleyse yarın!

ÜNLÜLERİN YENİ CEP NUMARASI!

Yurdum insanı cep telefonunda şahane bir buluşa daha imza atmış: Cep telefonunuz sürekli ‘kapalı’ sinyali veriyor ama siz arayanı görüyorsunuz. Canınız istiyorsa geri arıyor konuşuyorsunuz. İstemiyorsa sizi arayan aradığı ile kalıyor. Bu sayede telefon kapalı sinyali verdiği için “Aradım bana geri dönmedin... Numaramı gördün ama açmadın... Çağrımı yanıtsız bıraktın...v.s...” gibi triplerden kurtulmuş oluyorsunuz!

Yıllar sonra ilk kez BEŞiKTAŞ

Beşiktaş Avrupa’da yok. Beşiktaş’ın ligdeki durumu pek parlak değil. Beşiktaş bu sene şampiyon olmayabilir... Hatta hiçbir kupa kaldıramayabilir de... Ama farkında mısınız bilmiyorum, Beşiktaşlılar son birkaç haftadır çok mutlu! Hem de takım ne sonuç alırsa alsın... Neden mi? Çünkü Beşiktaş yıllar sonra ilk kez takım oluyor. Sporcular beraber sevinip beraber üzülüyorlar.

Beşiktaş, yıllar sonra ilk kez milyonlarca dolar verdiği abuk sabuk yabancılarla değil Hasan Türk, Oğuzhan Özyakup, Emre Özkan ve Erkan Kaş gibi öz evlatlarıyla sahada ter döküyor. Bir Beşiktaşlı için bundan daha büyük bir seyir zevki yok!

‘O kadar mutluyum ki utanıyorum’

Voltaire'i anlatan bu metni bir arkadaşım gönderdi... Kim kaleme aldı bilmiyorum ama bayıldım... Umarım siz de beğenirsiniz:

Fransız düşünür Voltaire (1694-1778), neredeyse bütün hayatı boyunca ya hastaydı ya da hastalık hastası. 41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta ‘gene’ hastalandığından şikâyet etti ve “Birkaç yıllık ömrüm kaldı” dedi. Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü! Her Allah’ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz.

Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse ‘din’ haline geldi. Voltaire, kolesterol, trigliserit, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği çağların adamıdır. Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına gelmeden öldüğü 18’inci yüzyılda, 84 yaşına kadar yaşadı ve bir daha kalkmamak üzere yatağa düşünceye kadar aktif bir hayat sürdü. Voltaire’in uzun ömrünün sırrı sizce ne olabilir? Uzun yıllar Voltaire için sekreter ve uşak karışımı bir şey olan Sebastien Longcahmps, Voltaire’in hep “İnsanın sağlığı tamamen kendi ellerindedir” dediğini yazdı: ‘Bunun üç temel ayağı var derdi: Ayıklık, her şeyde ölçülü olmak ve hafif egzersiz yapmak.

Kaza dışında, insanın başına gelen bütün hastalıklarda bizi sağlıklı halimize iade etmeye uğraşan doğaya yardımcı olmak yeter. İnsan aşağı yukarı her zaman diyetinde sıkı olmalı, uygun ve sürekli sıvı almalı ve hep basit şeyler yemelidir. Yanında bulunduğum süre içinde onu hep bunları yapar gördüm.’ Uzun ömrün sırrı... Bunlar büyük bir sır değil aslında. Her şeyde ölçülü olmak aklı başında her insanın uyguladığı bir prensiptir. Bence Voltaire’in uzun ömrünün sırrı vücudunda değil kişiliğindedir. Voltaire uzun yaşadı, çünkü mutluydu.

Öğrenmeye meraklıydı ve müthiş zengin olmasına rağmen, bir dakikasını boşa harcamadı. Ölmeye vakti yoktu. Binlerce mektup, yüzlerce sahne oyunu, kitap, makale yazdı. Saray yavrusu evinde her zaman misafir vardı. ‘Ben Avrupa’nın hancı başısıyım’ dedirtecek kadar! Adaletsizliğe hiç tahammülü yoktu. İlkel Fransız yargısının hışmına uğramış insanları kurtarmak için, tek başına, tarihe geçmiş kampanyalar yürüttü. İnsanların hakları olmayan bir dönemde insan hakları için mücadele etti. Kiliseyle ve bağnaz rahiplerle yaşam boyu dalga geçti.

Ölüm döşeğinde papazlar onu pişmanlık getirmeye, şeytanı lanetlemeye davet ettiklerinde ‘Şimdi yeni bir düşman kazanmanın zamanı değil’ dedi. Bence, Voltaire’in en büyük özelliği yaşamdan zevk almasıydı. ‘O kadar mutluyum ki, utanıyorum’ diye itiraf etti bir arkadaşına. ‘Ben neredeysem dünya cenneti oradadır’ dedi. Son bir şey daha var, onu unutmayayım. Hiç evlenmedi!

(11.11.2012 tarihli Posta Karnaval'dan alınmıştır.)

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;