A. Yavuz Kocaömer

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/02/01/8186505.a-yavuz-kocaomer.png

Bir yıl böyle geçti (I)

Pazartesi, 11 Ocak 2010 - 05:00

Sevgili okurlarım, bir yılı daha geride bıraktık. Geçtiğimiz yıl sizlerle burada birçok konuyu paylaştık. Bunun içinden bazılarını yeniden hatırlatmakta yarar görüyoruz. Böylece hem bizleri üzen hem de sevindiren olayları yeniden belleklerimizde tazelemiş oluruz. Çünkü yazdıklarımızın bir kısmı doğal olarak bir süre sonra unutulup gidiyor.

Yasanın yanlışlığı teyit edildi (18 Mayıs 2009)

Daha önce bu sütunlarda 24 Haziran 2008 tarihinde ‘Başarılı sporculara aylık bağlanması ile devlet sporcusu unvanı verilmesi’ hakkındaki yasanın kapsam maddesinin engelli sporcularla ilgili kısmının yanlış olduğunu birkaç kez yazmıştık. Bugüne kadar ne Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü’nden, ne de o zamanki Spordan Sorumlu Devlet Bakanlığı’ndan ses çıktı. Hatırlatalım: İlgili yasanın kapsam maddesinde; ‘Müsabakaların yapıldığı dönem itibarı ile Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) tarafından olimpik, paralimpik ve defolimpik spor dalları içinde kabul edilmiş spor dallarının büyükler kategorisinde; Olimpiyat Oyunları’nda, Dünya ve Avrupa Şampiyonaları’nda ferdi ya da takım sporlarında derece alan amatör sporcuları ile bunların ölüm halinde bakmakla hükümlü oldukları eş ve çocuklarını ve takım halinde olimpiyat veya dünya şampiyonu olmuş amatör sporların milli takım teknik direktör ve antrenörlerini kapsar’ demektedir.

Kaç kere...

Kaç kere anlattık. Olimpiyat ve Paralimpik Oyunları farklı şeylerdir. Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından kabul edilen paralimpik ve defolimpik spor dalları yoktur. Dünyada paralimpik sporlar Uluslararası Paralimpik Komitesi’ne bağlıdır dedik, ama dinleyen çıkmadı. Bu kez, Türkiye Milli Paralimpik Komitesi geçtiğimiz haftalarda Uluslararası Olimpiyat Komitesi’ne (IOC) başvurarak, onayladığı paralimpik spor branşlarını bildirmesini rica etti. Gelen cevap gayet net: “IOC’nin belirli biçimde kapsamadığı bu konularda, belirli bir kuralı olmadığı konusunda bilgi vermek isteriz. IOC, Uluslararası Paralimpik Komitesi, Uluslararası İşitme Engelliler Spor Komitesi ve Özel Olimpiyatlar’ı tanır. Yukarıda belirtilen organizasyonların IOC tarafından kabul edilmiş dalları olmadığını lütfen not ediniz.”

Sayın Bakanım Faruk Özak

Yasalar yanlış çıkabilir. Teşkilatınıza bağlı GSGM’nin hukuk işleri bu konuları bilmeyebilir, hatta öğrenmek istemeyebilir. Ama yanlış çıkarılan yasa bir şekilde düzeltilmelidir. “Dediğim dedik, bu yasa çıktı, böyle uygulanacak” derseniz, dünya gerçeklerinden uzaklaşmış olursunuz ve yarın, öbür gün bu konuda davalar açılır, mahkemelerin ve hakimlerin zamanları gereksiz yere işgal edilir. Sizlerden bir kez daha rica ediyoruz. Yaptığınız yanlıştan dönünüz ve bu yasanın dünya gerçeklerine uygun ve sorun çıkmayacak şekilde düzeltilmesine yardımcı olunuz. Bu konuda teşkilatınızda bilgi eksikliği varsa o konuda da destek olmaya hazırız.

İçimize sinmiyor (1 Haziran 2009)

Bir süre önce T.C. Milli Eğitim Bakanlığı, T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı ve Türkiye Beyazay Derneği arasında yapılan bir protokolle ‘Eğitim her engeli aşar’ kampanyası başlatıldı. Biz de 11 Mayıs 2009’da bu sütunlarda, böyle bir kampanyanın ne kadar gerekli olduğunu, milletvekili Lokman Ayva’nın genel başkanlığını yaptığı Türkiye Beyazay Derneği’nin sadece görme engelliler konusunda faaliyet göstermesinden dolayı, bu kampanyanın etkinliğinin ne ölçüde olacağını sormuştuk.

Eleştiriler

Engelli vatandaşlarımızdan gelen başvuru ve açıklamalarda, bu tip kampanyaların yarardan çok zarar getireceği, engelliler arasında zaten mevcut olmayan birliğin daha da bozulacağını okuduk. Maalesef ülkemizde son zamanlarda iktidara yakın dernek ve kurumların böyle kayırılması ileride olumsuz sonuçlara yol açacak. Sorulardan bir tanesi de “Madem böyle bir kampanya yapılacaktı, burada tüm engelli guruplarının temsilcisi olan sivil toplum örgütlerinin bulunması daha doğru olmaz mıydı?” şeklinde.

Denetim

Ayrıca böyle kampanyalar son zamanlarda televizyonlarda sıkça yapılıyor. Dikkatimizi çeken, bu kampanyaların hiçbirinin bir bağımsız denetim şirketi tarafından denetlenmemesi. Tabii ki vakıf ve dernekler, Vakıflar Genel Müdürlüğü veya bağlı oldukları konularla ilgili devlet kurumlarının müfettişleri tarafından denetleniyor. Ancak, bağışta bulunanlara güven vermek, kampanyanın ciddiyetini ortaya koymak için bağımsız denetim şirketlerinin de gerekli olduğunu düşünüyoruz.

Kötü Adam (10 Ağustos 2009)

Geçtiğimiz haftalarda sevgili Bülent Tulun’la konuşurken: “Sert yazılar yazıyorsun. Belli çevrelerden eleştiri alıyorsun. Sana, bu kadar çırpınıp, engelli sporunu bu ülkede oturtmak için çaba gösterirken bazı insanların ‘Kötü adam’ demesi hoşuma gitmiyor. Neden böyle yapıyorsun?” dedi.

Defalarca anlattık ama, bir kere daha yazalım

Bu ülkede sporun belli bölümlerinde görevli insanlar kişisel çıkarlarını düşünüp, bizlerin bazı konulara girmesini istemezse,

Engelli sporcuları sanki onlar zavallıymış gibi görüp, abuk sabuk nedenlerle bazı spor yarışmalarına almazlarsa,

Paralimpik Oyunları olmadan, Olimpiyat Oyunları’nın düzenlenemeyeceğini hâlâ içlerine sindiremeyenler mevcutsa,

“Sakatın da sporu mu olur? Bunların sporu dandik” diyen kendini bilmezler ortalıkta dolaşırsa,

Yaşamları boyunca hiçbir sosyal sorumluluk projesine destek olmamış, sadece ‘Dostlar alışverişte görsün’ kafasıyla yaşayanlar, içki masalarında bize, ‘Çamur at izi kalsın’ politikası uygulamaya kalkarlarsa,

Ve bu tip insanlar bir araya gelip, sanki bir şey biliyorlarmış gibi atıp tutmaya başlarlarsa...

O zaman biz de bu sütunlarda en ağır eleştirileri yaparız. Bundan gocunanlar olursa bize değil, kendi davranışlarına, bilgisizliklerine, kişisel çıkarlarını ön planda tutmak konusundaki etik olmayan davranışlarına bakacaklar. Amacımız belli: Hiçbir kişisel çıkar gözetmeden, bu ülkede engelli sporlarının çağdaş seviyeye gelmesine elimizden geldiğince katkıda bulunmak ve bu konuda insanlarımızı bilgilendirmek. Bu konuşmadan sonra Ömer Hayyam’ın aşağıdaki dörtlüğünü bir kere daha severek okuyup, sizlerle de paylaşmak isteriz;

Dünya üç-beş bilgisizin elinde

Onlarca, her bilgi kendilerinde

Üzülme, eşek eşeği beğenir

Hayır var sana “kötü” demelerinde

Anlatabildim mi Sevgili Bülent?

Özürlüler Vakfı’ndan hâlâ yanıt yok

(23 Kasım 2009) 27 Ekim tarihinde bu sütunlarda, Özürlüler Vakfı’nın yaptığı sosyal yardım kampanyalarının şeffaf olmadığını, bu konuda insanların kafalarında soru işaretleri belirdiğini ve bu sorulara cevap vermeleri gerektiğini yazmıştık. Aradan geçen 4 hafta içinde Özürlüler Vakfı’ndan bir ses çıkmadı.

Kamuoyu cevap bekliyor

* Yaptığınız son kampanyalarda 2 televizyon kanalına yayın saatini satın almak için kaç TL ödediniz?

* Bu bedelleri toplanan bağışlardan mı verdiniz?

* Veya Vakfınızın öz sermayesini başka kaynaklardan mı sağladınız?

* Bu program organizasyonu için prodüksiyon şirketine ne kadar ödendi?

* Halkla ilişkiler şirketine bir bedel ödediniz mi?

* Yardımseverlerden ameliyat başına 2.500 TL talep ettiniz. Bu yardımlarla ne ameliyatları yaptırdınız?

* Bir bağımsız denetim şirketiniz var mı?

Bunları açıklarsanız, biz de sütunlarımızda yer verip bu tip sosyal yardım kampanyalarında insanlarımızın gerçek bilgilere ulaşarak ileride yapılacak kampanyalara daha büyük katkı sağlamaları konusunda elimizden gelen çabayı göstereceğiz. Siz belgeleri ile açıklama gönderene kadar biz de bu sütunlarda sormaya devam edeceğiz.