Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Bırakın bu komiklikleri, çocuklara sahip çıkın...

Cuma, 23 Nisan 2010 - 05:00

Bana lütfen anlatabilir misiniz, 23 Nisan Çocuk Bayramı’nın anlamı nedir? Her 23 Nisan günlerinin tatil olmasının dışında sizde ne iz bırakır?

Neyi kutluyoruz?

Hele bir bölüm kutlamalar komiğinize gitmiyor mu?

Bana artık komik ötesi geliyor.

Bakın bugün göreceksiniz, gece TV ana haberlerinde ve ertesi günkü gazetelerin birinci sayfalarında birbirinden zoraki kutlama törenleriyle karşılaşacaksınız.

En komikleri, ülkenin dört bir yanındaki resmi dairelerde, Ankara’daki Meclis ve hükümet kurumlarındaki temsili müsamerelerde yaşanacak.

Benim en bayıldıklarım, valilik makamlarına oturtulan veya Meclis başkanı, başbakan veya başka bakanların koltuklarına oturtulan çocuklardır.

Bunlar besbelli epey önceden hazırlanırlar. Kameralar geldiğinde ne sorulacak ve çocuk ne yanıt verecek, ezberletilir. Kimi 5-6 yaşında, en kabası (onlara artık çocuk denmez, ancak...) 13-14 yaşındakiler bulunur. Yaşlar da, makama göre seçilir. Örneğin, başbakana veya Meclis başkanına daha büyükler yollanır. Valiler ve diğer bakanlara küçük yaştakiler yönlendirilir.

İlkokul müsamerelerinin naif bir güzelliği vardır. 23 Nisan’daki bu temsili müsamerelerin ise, iletişim uzmanı sayılamayacak bürokratlar veya özel kalem müdürleri tarafından hazırlandığından dolayı, abartılı bir anlamsız bir duruşu vardır.

Çocuk kameraların karşısında makam sandalyesine oturur. Gazeteciler, resmi yetkilinin, sanki çok müthiş bir iş yapıyormuş gibi, bakışları altında soru sorarlar.

***

- Sayın başbakanım (veya sayın bakanım) vatana ne demeciniz olacak?

- Bugünkü toplantıda ne karar aldınız?

- Bu işsizlik sorununu nasıl çözeceksiniz?

O sırada başbakan veya bakanlar, koltuğunda oturan çocuğun üzerinden, ülkenin tüm çocuklarına, “gelecekte bu ülkeyi sizler yöneteceksiniz” mesajını verdiklerinden son derece emin ve yaptıkları jestin derinliğini gösteren bir tebessümle bu manzarayı seyrederler. Büyümüş de küçülmüş çocuklar da, ezberledikleri yanıtları verirler.

- Trafik sorunu hemen çözülmeli.

- İşsiz kalmamalı.

- Gurur duyulacak bir ülke yaratmak istiyorum.

Komiğin de ötesindeki bu müsamereler TV’lerde tekrarlanıp durur.

Vay vay vay, çocuklarımızın kalitesine bakın, diye de övünülür.

Tabii, söylenenlere kimse inanmaz. Oyun içinde oyun oynandığı bilinmesine rağmen, kimseler ağzını açamaz.

İçimden çığlık atmak, haykırmak geliyor...

Atatürk’ün başlattığı ve o dönemlerde anlamı ve gerekçesi çok önemliyken artık içi boşalmış bu tatil gününe kimseler dokunamadığından dolayı, bu komiklik devam eder gider. Benim artık içim daralıyor.

Çığlık atmak istiyorum.

Arkadaşlar, bu komikliklerle uğraşacağınıza, 23 Nisan’larda sokaklarda yaşayan çocukları kurtarmak için bir kampanya başlatsanıza... Çocuklarımızı tarlalarda, kaçak tezgahlarda çalışmaktan kurtarsanıza... Ana-baba ve aile içi terörden koruyacak önlemler alsanıza.

Bırakın bu anlamsız oyunları.

Vazgeçin bu müsamerelerden.

Gelin ciddi biçimde çocuklarımızın yetişmesine yoğunlaşalım. Onların okul öncesi eğitime katılmaları için gereken desteği verelim. Okullarda aldıkları eğitimin kalitesini arttıralım. Oysa boş yere para harcıyoruz. Boş yere tatil günü ilan ediyoruz.

Bırakalım bu ilkellikleri, yavrularımıza gerçekten sahip çıkalım.

‘KÜRESEL YURTTAŞLIK’

Washington Brookings Enstitüsü uzmanlarından Hakan Altınay’ın son çalışması “Küresel Yurttaşlık” kavramı hakkında sorular sorup cevaplar veriyor. Araştırmada 6,7 milyar insanın, ulus devletlerdeki anlamıyla yurttaşlık haklarının küresel çapta olabilme ihtimalleri üzerinde duruluyor. Altınay çalışmasında, yurttaşlık kavramını küreselleştirmeyi öneriyor. “The Case of Global Civics” (Küresel Yurttaşlık Durumunda) başlıklı çalışma, dünyada yaşayan ama vatandaşlık bağıyla bağlı olmayan insanların hızla ilerleyen küreselleşme olgusuna hazırlıksız olduklarını ve insanların birbirlerine karşı sorumlulukları olduğunu anlatıyor.