Biraz sabır

Cuma, 20 Kasım 2009 - 05:00

Annem 1998’de öldü. Dört çocuğu vardı. Ağabeyim annemden önce öldü ve dört çocuğu vardı. Annemin bir evi, iki buçuk dönüm bağı vardı. Ev yıkılıp apartman yapıldı. Annem 82 yaşındayken ablam noterden vekaletname alıp apartmandaki iki daireyi üzerine aldı ama sonra mahkeme bunu iptal etti. Bana dörtte birin tapusu verildi. Şimdi izale-i şuyu davası sürüyor ama bina satılamıyor. Bağı ise annemin kardeşimin başkanı olduğu kooperatife sattığını öğrendik ama annemin parası yoktu. Bununla ilgili dava devam ediyor. Bağdan hissemi alabilir miyim? T.K.

Bağ meselesine kadar anlattıklarınızda herhangi bir hukuki problem kalmamış. Ablanıza verilen iki dairenin mülkiyeti sizlere geçmiş. Sizin miras payınız zaten dörtte bir. Bunu da almışsınız, bu iş tamam. İzale-i şuyu yani ortaklığın giderilmesi davasında ise iki türlü sonuca ulaşılabilir. Şayet bu apartman mirasçılar arasında taksim edilebiliyor ise kat mülkiyeti tesis edilerek bağımsız bölümler mirasçılar arasında paylaştırılır. Şayet bölünemiyorsa ihaleye çıkarılarak satılır. Bu ihaleye sizler de girebilirsiniz. Sizler girmezseniz de bir başkası satın alırsa satış bedeli aranızda paylaştırılır. Gelelim bağ meselesine. Annenizin bu satışı yaptığı zaman akıl sağlığı ne durumda idi. Şayet yaşlılıktan dolayı bir problem yaşıyor idi ise bu satışın iptali mümkün. Akıl sağlığı yerinde ise bu yönden dava kazanmak mümkün değil. Ancak oğlunun başkanı olduğu kooperatife gerçekte satış yapmadığı halde satış gibi gösterdi ve bu ispatlanabiliyor ise tapu kayıtlarının iptali söz konusu olabilir ve buradan da dörtte bir hissenizi alırsınız. Ancak bu davalar öyle kısa sürede sonuca ulaşmıyor, biraz sabır istiyor.

İflas talep edin

Bir firma ile iş yaptım ama aldığım malları bana teslim etmedi. Firma aleyhine dava açtım. Kazandım ama sizin de sık sık bahsettiğiniz gibi şimdi firmanın malvarlığını bulamıyorum. Oysa ortakları krallar gibi yaşıyor. Ben bunun altından nasıl kalkacağım? T.N.

Evet sık sık söylediğim hadise bu. Mühim olan birinci etapta davayı kazanmak. Bu tamam ancak daha önemlisi ikinci etap yani tahsilat. Bahsettiğiniz firma anonim şirket. Anonim şirketlerde şirket borcundan dolayı ortakların sorumluluğu yok. Onun için ortaklar varlık içinde yaşar ama şirket üzerinde hiçbir değer yoktur, bir türlü paranızı alamazsınız. Hatta daha ileri gideyim, uyanık biri iki şirket kurar ünvanı birbirine çok benzer. Birinin üzerine malları yapar ama onu hiç borçlandırmaz. İkinci şirketin tek kuruşluk malı yoktur ama tüm borçlanmayı bu şirket adına yapar. Siz zengin şirketi tanırsınız oysa isim benzerliği olan ama malvarlığı olmayan şirket adına borçlanır durur. Bu ihtimale karşı ben alacaklılara şunu tavsiye ediyorum. Hani alacağınız var da icra takibi başlattınız ya, icra takipleri çeşit çeşit. Bunlardan biri de iflas talebi ile takip. Borçlu aleyhine iflas talebi ile takip yapıyorsunuz. Borcunu ödemeyince ticaret mahkemesinden bu şirketin iflasını talep ediyorsunuz. Ancak şirketten gelir sağlayan ortaklar iflas etmemek için borcunu ödemeyi tercih ediyor. Çünkü çoğunlukla şirket sahibi iflas etmek istemez. Ancak dikkat ederseniz çoğunlukla diyorum. Peki iflastan medet uman olabilir mi? Evet olabilir. Şirketi batırır, sonra iflas kararı alır ve bir kenara çekilip kaptığı paraları yer, bu tipler de vardır. Tavsiye ettiğim kararı vermek için her olayın özelliğine göre davranmak lazım ama iflas talebi ile takip çoğunlukla sonuç veriyor.