Biri bizi ağlatsın yeter...

Perşembe, 22 Kasım 2012 - 05:00

Gözyaşını seviyoruz. Başka da bir açıklaması yok. Bir de türküsü vardı hani; “Acıyı bal eyledik” diye. Belki de o hesap... Salı gecesi önce Manchester United takımını tek golle yere seren Burak Yılmaz sevinç gözyaşı döktürdü. Ardından salı gecelerinin yeni fenomeni “Benim İçin Üzülme” (atv) dizisinde Ahmet’in ölümüne gözyaşı döktük ki o ne ağıtlardı; gel de üzülme.

Ve yine aynı gece bizim bızdık Osman (Öyle Bir Geçer Zaman ki/ Kanal D) en yakın arkadaşı Aydın ile morgda vedalaşırken bir şeyler geldi ve ümüğümüze tıkandı, hadi tekrar bastı gözyaşı seli yüreğin ortasını... Aynı gece başka dizilerde, başka programlarda kahkahalar havada uçuşuyordu. Ama kim takar? Acıyı seviyoruz biz. Reyting istatistikleri üzerinden gidersek en az 35 milyon vatandaşımız bunun örneğidir; var mı itirazı olan?

[[HAFTAYA]]

Galaksi yeşillenecek...

“Gülhan’ın Galaksi Rehberi” isimli programıyla beş yıldır tv8 ekranında dünyayı turlayan Gülhan Şen kardeşimiz radikal bir değişiklik yaparak uzay mekiğinin dümenini yeşil sahalara doğru kırdı... Gezdiği ülkelerin en renkli fotoğraflarını ekran albümümüze koyan Gülhan şimdi de futbol tarihinin en renkli anlarını video ve fotoğraflarla havsalamıza kazımaya hazırlanıyor... TRT Spor’da hafta sonu iki gün yayınlanacak olan “Spormatik” isimli programda bir nevi zamanında Gülse Birsel tarafından hazırlanan “GAG” tarzı bir iş izleyeceğiz... Ve eminim güleceğiz; Gülhan bu, karıştığı her ortamı şekerlendiren bir kardeşimiz. Bakalım yeşil sahalara da tat getirebilecek mi?

Daha karpuz kesecektik...

Geçtiğimiz hafta Kuzey (Kuzey Güney/Kanal D) yakın çevresinden ve son olarak babasından helallik alarak ortamları terk etmişti. Bu hafta fragmanlarından izlediğimiz kadarıyla o yolculukta yalnız olmayacağı ortaya çıktı ya, hadi neyse... Bu hafta da Polat Alemdar (Kurtlar Vadisi Pusu/atv) ağabeyimiz yakın çevresinden helallik istiyor ve belli ki tası tarağı toplayarak bu alemden “topuklamayı” kafaya koymuş... Gideceğinden filan değil ama hafta başından beri yayınlanan bu helalleşme fragmanı sosyal medyada rekor kırıyor sevgili okur. Daha dizi izlenmeden izlenmiş kadar oldu! Bu aniden peyda olan duygusal fırtınalar dizileri ayakta tutuyor işte. Yoksa hemen herkes biliyor; Polat gitmez, dizi bitmez. Maksat heyecan olsun...

BURAYA KADAR!

Bir prensip kararı iletmek isterim. Oyuncu Nilgün Belgün kararında çok net. Bundan böyle kendisini asla gayri Müslim bir kadın rolünde izleyemeyeceğiz... Öyle ya, geçenlerde bindiği bir takside esnaf kardeşimiz kendisine ince bir atar yapmış; “Ablacığım bunca yıldır dizilerde hep bizden birisin, Müslüman olsan artık”. Bu davet üzerine zaten Müslüman olan Nilgün Belgün nihai kararı vermiş. “Bundan sonra madam olamayacağım arkadaş”... Bir de sanırım “Burada Laf Çok”ta (CNN Türk) gülerek açıkladığı haliyle, yoldan geçenlerin kendisine kilise ve papaz sormasından yorulmuş. Anlatınca gülüyor insan; dizileri ne kadar da ciddi izliyoruz, değil mi ama?

NE REFLEKS AMA...

Allah şifa versin Müslüm Gürses’in oynadığı çay reklamları bir anda gaza bastı gidiyor ekranda. Buna benzer bir süreç İbrahim Tatlıses’in başına gelen menfur olayın hemen arkasından yaşanmış ve bir hayli tepki toplamıştı... Şimdi aynı zihniyet sevenlerinin merak içinde iyi haberini beklediği Müslüm Gürses rüzgarından yararlanıyor. Buna itiraz geliyor, gelecek de elbet... O değil de geçtiğimiz hafta dikkat ettim. Lig TV’nin önemli maçlarda gösterilen sarı kartı hakemin cebinden çıkar çıkmaz alt reklam bandında “en iyi sarı bilmem sarısı” diye çıkan çay reklamı da en az demin söylediğim kadarıyla dikkat çekiyor... Sarı kart çıkıyor, anında reklam giriyor aşağıda. Vay arkadaş, ne kadar da refleksi sağlam (!) bir reklamcılık anlayışına teslim olmuşuz! Maşallah mı diyelim yani?

NASIL ÇIKACAĞIM YA RABBİM?

“Kim Milyoner Olmak İster?” (atv) yarışmasında ilginç bir detay var. Dikkatli izleyicilerin gözünden kaçmadığını biliyorum... Kenan Işık’la sınavı biten her yarışmacı stüdyoyu terk ederken bir anda stüdyonun içinde af buyurun serseri mayın gibi dönüp dolaşmaya başlıyor. Çünkü bir mübarek de yarışmacılara “çıkışlar bu taraftan bey baba” diye seslenmiyor. O loş ortamda çıkacağı kapıyı bulmak için kılavuzsuz yük gemisi gibi savrulan yarışmacıları izledikçe bir gülme alıyor beni... Yahu, basit bir ışık yolu koyarak uğurlasak şu çıkışa gidenleri. Oynak dekor gibi dolanıp durmasalar ortada; ne dersiniz?