Biri rockçı diğeri garsondu, reklam yıldızı oldular...

Biri rockçı diğeri garsondu, reklam yıldızı oldular...

06 Mart 2011, Pazar 05:00
A A

Fasulye ve Optik'i Avea reklam filmlerinde 'sitcom' izler gibi izliyoruz. Kah halı sahada, kah İtalya'da, bazen KPSS'de, bazen de Canlı Para yarışmasındalar. Biz de bu çok komik ikiliyi merak ettik. 'Fasulye' Erdem Yener ve 'Optik' İlkin Oğuzhan Çakır'la buluştuk. Erdem Yener (30) reklamdan önce rock müzisyeni, İlkin Oğuzhan Çakır (24) ise garsonmuş. İşte eğlenceli bir reklamın iki kahramanı, iki insan, iki hayat...

Seral Cumalı

scumali@posta.com.tr

İlkin mi Oğuzhan mı diyorlar?

Artık çok yakın arkadaşlarım bile Optik diyor. Sokakta da Optik diye sesleniyorlar.

Size de sokakta ‘Fasulye’ diyorlar mı?

Tabii, sokakta özellikle.

Sizi tanımadan önce ne yapıyordunuz?

O: Ortaokuldan itibaren tiyatroya ilgi duyuyordum. Amatör tiyatro grubumuz vardı. Üniversitede drama dersi aldım. Avcılar’da oturuyordum, evim uzak diye devam edemedim. İçimde ukte kalmıştı, ileride tiyatro yapmak istiyordum ama Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Meslek Yüksek Okulu Turizm Otelcilik İşletmeciliği’nde okudum. Hedefim turizm otelcilikti; komi olarak çalışmaya başladım. Sonra garsonluğa terfi ettim. Çeşitli otellerde, lokantalarda, Sait Halim Paşa Yalısı gibi mekanlarda çalıştım. Ama hiçbir şey planlandığı gibi olmuyor, hayat başka bir yere çekiyor.

E: Ben çok fazla enerjisi olan, sanata yatkın bir çocuktum. Esas mesleğim müzik. Karikatür, ergenlik yıllarımdaki uğraşım. Hepsinin içinde hayatım açısından en belirleyicisi müzikti. Oyunculuk ikinci plandaydı. Tiyatro hobi olarak hep vardı, ortaokul yıllarımda bir tiyatro grubunun içindeydim. Ama hayalim müzikti.

Reklam yıldızlığına giden yol nasıl açıldı?

E: Kendi albümümle uğraşırken bir yandan da reklam filmlerinde cast yapmaya başlamıştım. Cast’ını yaptığım bir işte oyuncu olarak yer aldım. Sonra oyunculuk teklifleri gelmeye başladı. Bazı reklam filmlerinde rol aldım ama en çok ilgi gören Avea serisi oldu. Beni Avea reklamına prodüksiyon şirketi Taxi Filmworks önerdi. Oğuzhan’ı da bulan ve ajansından çağıran yine onlardı.

O: Catering için garsonluk yaparken gittiğimiz bir ev, Life Ajans’ın sahibi Özgür Elvan’ındı. Bir ajansa bağlı olup olmadığımı sordu. Olmadığımı söyledim; “Oyuncu olmak ister misin?” dedi. Tiyatro ve sinemayı çok sevdiğim için tereddüt bile etmedim, “Neden olmasın?” dedim. Life Ajans’a kayıt oldum böylece. Çok geçmeden ilk reklam deneyimimi Mondi Mobilya reklamıyla yaşadım, bunu Komili yağı reklamı izledi. Son olarak da, uygun yüz olduğumdan dolayı ve sanırım beni sevimli de buldular, Avea reklamlarında Optik karakteriyle oynamaya başladım.

Erdem Bey; yıllardır rock şarkıcısısınız, ama herkes sizi Avea reklamıyla tanıdı...

Çok normal. Türkiye’de zaten rock müzik dinleyicisi genel müzik dinleyicisinin çok çok azını teşkil ediyor. Ama reklamı, memlekette yaşayan herkes izliyor. Gazetede, dergide, televizyonda, internette, her yerdesiniz.

Hemen kaynaştınız mı?

Bu kadar iyi bir ikili olacağınız belli miydi? E: Oğuzhan enerjisi süper bir adam. Dolayısıyla sette de iletişimimiz çok eğlenceli oldu. Birbirimizle güzel güzel atışıp paslaşmaya başladığımız zaman bu herkesin dikkatini çekti. Bizim enerjimiz çok tuttuğu için, birbirimizi sevdiğimiz için bu ikili tuttu.

Çok iyi bir komedi ikilisi oldunuz, bu ikiliyi reklam dışında mesela sahnede de devam ettirecek misiniz?

E: İnsanlar yaptığımız işi beğeniyor, reklam dışında da görmek isteyeceklerdir. Avea da bundan sonraki kampanyalarda kullanmayı düşünebilir. Ama ben bu birlikteliğin bir bekareti olduğuna inanıyorum. Şu anda bu mecrada kalmasının doğru olduğunu düşünüyorum. Şu andaki birliktelik bir kurumsal kimlik üzerinden hareket ediyor, öbür türlüsü fırsatçılık olur. “Tuttu hadi bunun kaymağını yiyelim” çok ahlaklı gelmiyor.

O: Kesinlikle. Ben bu reklam vasıtasıyla neler yapabileceğimi anlamaya çalışıyorum, oyunculuk açısından dersler çıkarıyorum. Şu an o doğrultuda ilerliyorum.

Reklam şöhret getirdi, çok para da getirdi mi? Hayatınızı çok değiştirdi mi?

E: Hayatlarımızda bir şey değişmedi. Ama tabii ki her şeyin maddi ve manevi bir karşılığı var.

Reklam konserlerinizdeki izleyici sayısını artırdı mı?

E: Yansıdığını düşünüyorum, katılım arttı. Ama ben ikisinin birbirine karışmasından endişeliyim. İnsanların müzik dinlemeye gelmesiyle Fasulye’yi görmeye gelmesi arasında bir fark olmalı. ‘Fasulye’ çok başarılı bir karakter olabilir ama o müzisyen değil. Müzisyen olan benim. Oraya Fasulye’nin karışmasını hiç istemezdim. Ama Fasulye’yi görmeye geldiyse de benim şarkılarımı bakıyorum söylüyorlar. Dolayısıyla katkısı olumlu da oldu.

Yakında albüm çıkarmayı düşünüyor musunuz?

E: 2012 başında yeni bir albüm çıkarmayı planlıyorum.

Ünlü olunca kızların ilgisi arttı mı?

E: O işlere Oğuzhan bakıyor! Şu sıralar çevremde Oğuzhan’ı ve yönetmenimizi görüyorum.

O: Şu sıralar özel hayatımda özel biri yok. Ama hanım hayranlarım çoğaldı, bunu görüyorum.

Sette de; ekranda bizi eğlendirdiğiniz kadar eğleniyor musunuz?

E: Belki daha fazla.

‘Canlı Para’ adlı yarışmada kaybettiğiniz paraların döküldüğü boşluğa Optik’in sokulmaya çalışıldığı sahne çok eğlenceliydi. O çekimde neler yaşadınız?

O: O boşluğun benim için özel yapıldığını düşündüm. Boşluğun yanlarına tutunmasaydım paralar gibi ben de kendimi aşağıda bulurdum. Zaten tepetaklak kendimi aşağıda bulacağım sırada Erdal Abi’nin müdahalesiyle son anda kurtuldum.

E: Aslında benim hatam oldu; eziyet çektirdim çocuğa.

Neden?

E: Boşluktan giden paraları tutmaya çalışan Oğuzhan’ı bırakıyor, gidip sunucu Engin Altan Düzyatan’a paraları geri vermesi için yalvarıyordum. Tekrar Oğuzhan’ın bacağını tutuyorum, yine bırakıp Altan’ın yanına gidiyor; “Abi aşağının anahtarı sende var mı?” diyordum. Tekrar Oğuzhan’ın ayağını tutuyor, yine bırakıp Altan’a gidiyor “Abi Allahaşkına beni aşağıya paraların olduğu yere götür” diyorum. Hangisi güzel olursa o sahne seçilsin diye kesmeden devam ediyorum... Oğuzhan’dan inleme sesleri gelmeye başladı. Kıpkırmızı olmuştu. bunu görünce Oğuzhan’ı oradan dışarı çıkardım...

Reklamdan sonra dizi teklifleri geliyor mu?

O: Evet, Avea’dan sonra ‘+18’ adlı dizide oynamaya başladım. İlk bölümde konuk oyuncu olarak oynamıştım, beşinci bölümden sonra devamlı oyuncu olarak yer aldım. Ondan önce de Yerden Yüksek adlı dizide 20 bölüm oynamıştım.

E: Ben de geçen yaz BKM’nin ‘Şen Yuva’ dizisinde oynadım. 20’nci bölümde dizi yayından kalktı. Şimdi yeni bir bir sitcom’da rol almam söz konusu. Önümüzdeki hafta tanıtımını çekeceğiz.

O zaman sizi sitcom’larda göreceğiz bundan böyle?

E: Kesinlikle, ben sitcom işini seviyorum zaten. Devam etmeyi isterim. Oyunculuk sevdiğim bir şey. Sitcom haftada çok fazla vaktinizi de almıyor. Müziğimi de yapmaya vaktim olacak.

Müzik mi oyunculuk mu?

E: Tabii ki müzik. Oyunculuk yapmaya bayıldığım, müzik yapmadan yaşayamadığım bir şey. Ama ikisini artık paralel yürütmek zorunda kaldığım bir hayatım var artık.

Komik olmakla rock müzisyeni olmak çelişmiyor mu?

E: Ben rock müzisyeni kimliğiyle hiçbir zaman komik olmadım. Zaten ikisini çok keskin bir şekilde ayırdığımı düşünüyorum. Aldığım tepkiler “Sahnedeki Fasulye olamaz, Fasulye öyle şarkı söyleyemez” şeklinde. O tedirginliğim bir zaman vardı ama artık yok.

Sizi Kemal Sunal’a neden benzetiyorlar?

E: İki sene cast direktörlüğü de yaptım. O gözle değerlendirecek olsam iki uzun surat, iki köfte dudak, iki koca burun... Sadece fiziksel özellikler değil, sarsak, şapşal komedi yapmamız da bir araya gelince öyle bir çağrışım yapıyor olabilir.

Kemal Sunal’ın oyunculuğunu örnek alıyor musunuz?

E: Yaşadığı döneme çok iyi uyarlanmış bir karakter. Ama şimdiki zamana uyarlarsanız eski kaçabilir. Tabii ki Kemal Sunal’a çok güldüm, ama Cem Yılmaz’a da çok güldüm. O da bir milletin espri anlayışını değiştirmiş bir adam. Büyük bir Peter Sellers hayranıyım. Bunlardan ne öğreniyorsak günümüzde kendi mizah anlayışımıza göre bir şey yaratıyoruz. Niyetim bütün sevdiğim oyuncuları gözlemleyip kendime has bir şey çıkarmak. O: Dizi ve filmlerde oyuncuları dikkatle izliyorum. Onlara bakarak neler yapacağımı, yaptıklarımı izleyiciye en iyi şekilde nasıl aktaracağımı düşünüyorum

İş dışında hayatınızda vakit ayırdığınız neler var?

E: Futbol severim. Galatasaraylı’yım ama bütün takımları takip ederim, İtalyan ligine de bakarım. Bu konu ile ilgili strateji oyunu, bir takım video oyunları oynamak en büyük zevkim.

O: Futbolu, masa tenisini severim. Beyin jimnastiği olarak satranç oynuyorum. Ben de Fenerbahçe taraftarıyım, bu durum da eğlencemize eğlence katıyor.

Her yerde tanınır olmak davranışlarınızı etkiliyor mu?

E: Zaten uzun bir süredir şov dünyasının içindeyim, müzik, reklam, dizi... Etrafım, arkadaş çevrem değişmedi. Yaptığınız işin hayatınıza etki etmesi çok tehlikeli. Bilinirlik artınca bazı şeylere daha dikkat etmek zorunda kalıyorsunuz.

O: Düne göre tek farkım, sokakta tanınıyorum. Tanınmazken yaptığım bazı hareketleri şimdi yapmıyorum, dikkat ediyorum. Geçen sene arkadaş ortamında bir çılgınlık yapsam “Ay ne yaramaz çocuk” deyip geçerlerdi, şimdi yaptığımda “Şımardı” diyebilirler.

Gelecekten ne bekliyorsunuz?

E: Biz altı kardeşiz, evde zaten seyircim çoktu. Küçüklüğümden beri yaptıklarımı onlarla paylaştım. O zamandan kalma bir alışkanlık belki, yaptığımın çok insan tarafından beğenilmesini bekliyorum ki, yeni bir şey yapayım.

O: Şu an oyunculukta ilerlemeyi planlıyorum. Olur da gerçekleşmezse turizme dönerim. Aslında oyunculuğu bırakmasam da ileride küçük bir yerin işletmesini yapmak istiyorum.

E: Belki birlikte bir dükkan açarız!

Bu yazı 27 Şubat 2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır

4

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;