Birkaç başlıkta ekran analizleri...

Salı, 20 Ekim 2009 - 13:51

Bugün uzun yazıp lafı gevelemek istemiyorum.
Son günlerde ekran karşısında geçen her anda tuttuğum küçük notlar yığıldı önüme.
Her birinde başka bir şeylere takılmış gitmişim...
Ekran bir değişim geçiriyor. İzleyici de öyle. Parçalanıp duruyor. O yüzden bugünkü köşe de parçalı bulutlu. Hızlı okuyun; ve unutup geçin!

I. Okan Sultan...
Okan Bayülgen cumartesi gecesi Disko Kralı’nda Bizans elçilerine sofrasını açan sultan gibiydi. İltifatta bonkördü yani. Ama kralın reytinge oynadığı da çok açıktı bir yandan; en azından konuklarıyla (Esra-Ceyda Ersoy, Selin Karacehennem, Yıldo).
Skeçler yerlerdeydi bu arada. Sadece şampuan reklamını sevdim; umarım her reklam kuşağında saçını sallayıp duran Kıvanç Tatlıtuğ da sevmiştir...
Kafayı sıfıra vurdurtmazsa adam değilim. Ya da boş verin; o “kıl reklamındaki saçlar” zengin etti çocuğu. Ben de zaten adam değilim!

II. Okan Sultan...
Okan Bayülgen pazar gecesi Medya Kralı’nda, kendisine haraç getiren Bizans elçilerinin kellesini vuran sultan gibiydi...
Medya dünyasına sıkı gürledi. Ancak, ünlü şarkıcı Madonna’nın çıplaklığını namus ve ahlak meselesi üzerinden sorguya çekmesi tuhaftı.
Hani ola ki Madonna telefonla bağlansaydı yayına; yüzünün alacağı şekli görmek isterdim!
Bir de Burcu Esmersoy’la arasında bir husumet mi vardı acaba? Burcu’yu da kılıçtan geçirdi. Oray Eğin’e gelince. Yazdığı gibi konuşamıyor, konuştuğu gibi yazmıyor Allah’tan...
Hakkı Devrim ağabeyimizin ellerinden öperim. Geceleri turbo motora bağlıyor ve seri halde yerinden hoplatıyor. Hem konuştuklarını, hem de izleyenleri!

Beyaz yerinde ağır...
Her ne kadar herkes tersini söylese de, ben Beyaz’ın farklı işlerde de başarılı olduğuna ant içerim. Yayından kaldırılan Ucunda Bir Milyon Var’ı ayakta tutabilmek için gösterdiği gayreti, performans anlamında bile olsa kaç kişide gördünüz?..
Belli ki o adreste çok hırslanmış Beyaz. Kaldığı yerden değil, kişisel çıtasını yükselterek devam ediyor yoluna. Konuğa bağlı kalmadan yaptıkları bile alkışa değer!

Doktorum havalandı...
Kanal D’de sabah kuşağında yayınlanan Doktorum, sunumu uzmanına bırakınca izlenmeye başladı. Zahide Yetiş TRT’deki ustalaşma sürecini Doktorum’la tamamladığını gösterdi...
Doktorların sunumuyla, reytinglerde ilk yüze giremeyen program, kimi zaman çok sıkıcı konularına rağmen izlenmeye başladı ve mutlaka ilk elli program arasında...
Zahide, Müge Anlı gibi reyting canavarının karşısında sadece sağlık konuşarak zor bir şey yapıyor; ama başarıyor!

Alın gidin gayrı!
Var mısın Yok musun? (Show TV) kutularında 10 adet 500 bini gördük. Ama maalesef yarışmacılar göremedi. Sinirlerim elverdiği kadar izlediğim Seda kardeşim de zoru başarıp bulamadı 500 bini...
Dilerim yarışmanın son bölümünde 24 adet 500 bin olur. Biri alıp gitsin de, sadece atıp tutmaya endeksli bir yarışmaya matematiksel anlam yüklemesin kimse...
Antik çağ matematikçileri Thales ve Euclides de böylece dönüp durmazlar mezarlarında!

ÇGHB Siyaset Meydanı gibiydi!
Çok Güzel Hareketler Bunlar (ÇGHB), sahibinden devren kadın skeciyle salondaki izleyicinin tepkisini topladı. İzleyici de iyi bir yerde parmak kaldırdı.
Kadınların yerlerde süründüğü bir ülkede, onların haklarını savunanların arasında erkeklerin de olması iyiydi.
Her ne kadar Yılmaz Erdoğan, meseleyi mizahtan anlamıyoruz noktasına çekmeye çalışsa da, aynı skecin bir de erkek versiyonu yapılması konusunda söz verdi...
Sahnedekiyle salondaki barıştı. Ve Yılmaz, demokrat bir adam olduğunu gösterip, basit bir makasla kurtulacağı bu ayrıntıyı ekrana taşıdı. Bravo!

Keşke Olmasaydı üstüne...
24 isimli kanalda yayınlanan Keşke Olmasaydı görsel açıdan muhteşem bir program. Pazar akşamı Kürt aydın Musa Anter suikastının anlatıldığı programa yapışıp kaldım... Gerek montaj, gerek ışık oyunları enfesti. Ama en güzel yanı Türk’ü, Kürt’ü her kim konuştuysa Musa Anter isminin hep barışla anılmasıydı...
İnandığım da bu. Barışı siyasiler değil, aydınlar sağlar. Tabii yaşama hakları ellerinden alınmazsa...