Bitiş düdüğü çaldığında...

Cuma, 11 Eylül 2009 - 14:00

Şu milli maç yayınları için “reklam uyarısı” yapmaktan ben dahil bütün izleyiciler sıkılmış olmalı.

Belki önceki akşam duruma bir şekilde müdahale edip, reklam sırasında görüntüyü yukarı alan Fox TV’nin önlemini biraz daha makul bulmam bu yüzdendi...

Ama maçın ilk yarısında Boşnak spikerin anlatımıyla maç dinlemek zorunda kalmanın özrü sanırım biraz zor. Bizim anlatıcıyla simultane çalışıyorlardı sanki...

Ersun Yanal’ın yorumcu olarak söyledikleri çok iyi niyetli geldi ve zaman içinde çileden çıkardı beni. Son dakikaya kadar Afrika rüyası sürdü hocanın. Spiker de sıklıkla futbol dünyasının starı ilan ederek gazladı hocayı...

Ama starın söyledikleri ne skorla, ne de sahayla bağdaştı ki, yazık oldu. Bu arada maçın bitiş düdüğüyle yayının alınması meselesinden vazgeçmesi gerekiyor yayıncı kanalların...

O düdükle çünkü yüzlerin aldığı hali merak ediyorum ben. Mesela maç esnasında tribüne gönderilen teknik direktör Fatih Terim’in mimikleri neydi o sıra?.. Maçta alamadığımız hazzı belki o yüzde bulacaktık ki, hayal oldu. Tıpkı Dünya Kupası’na gitme olasılığımız gibi!

Badem’i sevmek için...

Güven İslamoğlu, CNN Türk’te Her Yerde Bir Haber Var’ı, Her Koyda Bir Haber Var’a devşirip Bodrum koylarını dolaştı önceki akşam. Ve farkında mısınız bilmem, önemli bir bilgiyi soktu havsalamıza...

Badem isimli Akdeniz foku türünün son örneği olarak Ege koylarında dolaşırken bulunup bir yapay yuvaya konmuştu. Bir süre önce kaçtı Badem yuvasından... Ve Ören sahillerinde meraklı bir kalabalığın içinden gösterdi yüzünü. Kalabalık önceleri sevmek için yaklaştığı Badem’in tehlikeli olduğunu görünce taşa tuttu hayvanı. Az kalsın türünün son örneğinin sonunu izliyorduk haber bültenlerinde...

Hayvan can havliyle kaçarak yuvasına döndü yeniden. Güven İslamoğlu da hazır bulmuşken Badem’i yakından inceledi. Badem adamımızın ilgisini küçük bir ısırıkla yanıtladı... Bu ısırık deniz içinde paniğe neden olup, yüzme bilmeyenler için filan ölüm tehlikesine neden olabilirdi. İslamoğlu da tam bunun altını çizdi...

“Badem şirin ama tehlikeli. Unutmayın evcil bir hayvan değil ve tepkileriniz sizin için de onun için de can sıkıcı olabilir. En iyisi uzaktan sevmek” diyerek bağladı işi... Dilerim Badem’in olası koy seyahatlerinde bu uyarıyı dikkate alır fokseverler. Sevecek son fokun bir süre daha yaşayabilmesi için...

Derenin intikamı

Geçende bir gazetede haberdi. Uzakdoğu ülkelerinden birinin başbakanı, şiddetli bir tayfun sonucu ölen yüzlerce vatandaşının vebalini üstlenerek istifa etmişti. “Demokrasi budur” diyenler için demek ki Uzakdoğu kadar uzak bir masafedeyiz öyle bir yönetim şekline...

Afeti yeniden anlatmama gerek yok ama mesele İstanbul medyasının tam da kalbinde olunca hakikaten kriz hâlini aldı meseleler. Ve bu yazı yazılırken sel sonucu kaybedilen vatandaş sayısı 40’a gelmiş, istifa falan da yoktu...

İktidara yakın kanalların dışındaki bültenlerde haberlerin satır araları dolaylı istifa çağrılarıyla doluydu; ama haber kanallarının başbakanın açıklamasını verdiği saatlerde iş çoktan “doğaya” havale edilmişti...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tüm olanları “derenin intikamına” bağlarken dijital platformlarda bazı kanalların yayını önce karlandı sonra gitti.

Ne diyelim; teknoloji bile isyan etti derenin intikamına ve sanırım rövanşı başbakanı dijital uzaya göndererek aldı!

Ne de kolay kanarmışız!

Eski Türk filmlerine bayılırım. Siyah beyaz olanları tadından yenmez hakikaten. Daha sonradan renklendirilmiş olanları da fena değildir...

Kanal 7 bugünlerde Yeşilçam’a nur yağdırıyor. Her akşam farklı bir koleksiyonluk film izliyoruz ekranında. Önceki akşam da Türkan Şoray ve Kartal Tibet’li Zulüm vardı...

İsmini aynı adlı şarkıdan alan filmde esas oğlan İspanya’da bir araba kazası geçiriyordu. Ancak çarptığı araba da, kendi arabası da İstanbul plakalıydı...

Ne kadar dikkatsizmişiz ayrıntı yakalamakta o yıllarda. Şimdi benzer meselelerle dolu bir dizi endüstrimiz var. Yakalayamadıklarımızı yıllar sonra bir tekrar yayında buluruz belki; ne dersiniz?

Özü de bir sözü de...

Nihat Hatipoğlu’nu neden seviyorum biliyor musunuz? Hakikatin aynası da o yüzden. Rakipleri gibi bayramdan bayrama değil, istikrarla çıktığı ekranda (Star TV) duruşunu hiç bozmadı. Birlik ve sevgi tutkalı gibi davrandı hep. Bölmedi, korkutmadı hiç... Önceki gece kanalın asansöründe karşılaştık. Kısa bir hasbihalde taşı gediğine koydu hemen. “Mübarek, kilolanmışsın. Hemen namaza başla”. İnsan böyle zeki ve bir o kadar da içten çağrıya kayıtsız kalabilir mi? Sanıyorum hiçbir izleyicisi kalmıyordur!

Bu arada bayramdan sonra Hatipoğlu’nu yine fenomen haline gelen Dosta Doğru programında izleyeceğiz. Müjdesi benden!