Biz de Hıncal Uluç gibi “korkak” edebiyatı mı yapalım?

Pazartesi, 02 Kasım 2009 - 07:48

>> MEHMET TOPUZ: Maça geçmeden önce: Mehmet Topuz, Kayseri’de neden yuhalanır? Adam yıllarca var gücüyle senin formanı terletmiş. Senin takımının seviyesinden daha iyi olduğu için büyük takıma gitmeye karar vermiş. Beklemiş ama sen ona o ayarda bir takım sunamamışsın. O da -bana sorarsanız iki yıl da fazla kalıp- en sonunda ayrılmış. Giderken Kayserispor’a hem terbiyesizlik yapmamış hem de bir çuval para kazandırmış. Şimdi onu neden yuhalarsın? Ona kızabilecek tek taraftar Fenerbahçe’ninkidir, dünkü performansı nedeniyle.

>> DAUM: Daum’a sorulacak soru şu: Fenerbahçe deplasmanda öne geçince skoru korumaya çalışan takım haline mi gelmelidir? Bunu “Büyük takım böyle oynar mı canım?” anlamında sormuyorum. Bu sisteme geçmesi doğru bir fikir midir? Gaziantep’teki maçta anlaşılmıştı, Kayseri’de teyit edildi ki, değil. Bakalım bir sonrakinde ne olacak?

>> HÜCUM EDEREK SAVUNMA: Aslında Kayserispor istekli başladı ve Fenerbahçe’nin kronik sorunlu solundan yüklendi ilk dakikalarda. Ama sonra Fenerbahçe atak yapmaya karar verdi. Pozisyon bulmasa da, Kayserispor’u korkuttu ve onların hücum iştahını kapattı, temkinli olmaya zorladı. Yani hücum ederek savunmasını rahatlattı. Kayserililer de iki takımın atak yapacağı zevkli bir maça imza atmak yerine sindi ve savunmaya çekildi. Korkunun ecele faydası yok, yediler golü.

>> CRISTIAN: Fenerbahçe’de golü Cristian’ın atması kendisi için iyi oldu. Son haftalarda yükselişteydi. Böyle durumlarda oyuncunun adını tabelaya yazdırması moral veriyor. Başarılı elemana patronun ay sonunda 100 lira prim yazması gibi bir şey.

>> SIKICI: İlk yarı gerçekten çok sıkıcıydı. İki takımdan birini tutmayıp da bu maçı seyredene şaşarım & acırım.

>> GUIZA: Ayağındaki topu tutamıyor, önünden geçen topa uzanamıyor, kendisine gelen topu fark edemiyor… Guiza’nın topla ilişkisi sorunlu.

>> “KORKAK”: Gökhan ve Önder’in savunduğu kanat maçın son dakikalarında zavallı duruma düşmüştü, kabul. Yine de, berabere giden bir maçta son oyuncu değişikliği hakkını savunmacıyla kullanmayı anlamak zor. Bu takım Kasımpaşaspor mu ki deplasmanda beraberliğe razı olsun? Zorla herkese Hıncal Uluç gibi “korkak” dedirtecekler!

>> YENİ GENÇ SEMİH: Hep söylenir, bir takımın yedek kulübesi kuvvetli olmalı, maçı değiştirecek adamlar bulunmalı falan diye. Kayserispor’da sonradan giren Gökhan Emreciksin ve Semih Aydilek (1989’lu, “genç Semih” kalıbını artık kendisi için kullanalım) hakikaten oyunu kendi ekiplerinin lehine ciddi biçimde etkiledi. Fenerbahçe’de ise, Semih Şentürk yine gayretli ama etkisizdi. Dos Santos ise, Kazım’dan öpücüğü alıp ilk adımını sahaya bastığı an bile sahanın en kötüsüydü. Nasıl başarıyor?

>> VOLKAN: Maç ikinci yarıda maça benzedi. Ama o bölümün kahramanı da Volkan oldu. Fenerbahçe geri çekilmenin cezasını 45 dakika ezilerek ve sonunda gol yiyerek ödedi. Aklı başına geldiğinde gol atacak hali kalmamıştı. Daum yenilmediği için şükretmeli.

>> CANGELE: Dün akşamın ardından söylenecek laf mıdır bilmiyorum ama Cangele’yi pek beğenmem, çok “overrated” bulurum. Biraz Arjantin pasaportunun ekmeğini yer gibi gelir bana. Aynı adam, örneğin Kırgız olsa alıp oynatır mısınız?

>> ANTEP SENDROMU: Senaryo şu: Fenerbahçe Anadolu takımına karşı deplasmanda öne geçer. Berbat top oynamaya başlar. Rakip yüklenir, Güney Amerikalı solak forvetinin attığı golle beraberliği yakalar. Rakip son dakikada bir frikik kazanır, topun başına aynı adam geçer. Ve her Fenerlinin aklı 15 gün öncesine gider, kalpler güm güm atar. Buna tıpta “Gaziantep sendromu” denir.