Biz terörist diye yazar terörist diye okuruz...

Pazar, 12 Nisan 2015 - 05:00

Çağlayan Adliyesi’nde Savcı Selim Kiraz’ın öldürülmesi olayı, aklı eren herkesin sorguladığı gibi bir dizi ihmal sonucuydu. Ama her kademesi ile iktidar, hemen hedef saptırma yoluna gitti. Önce avukatlar suçlandı, sonra da CHP ve Aleviler. Ancak en büyük suçlama doğruyu yazan ve sorgulayan medyaya oldu. Özellikle de Doğan Medya Grubu’na yüklenildi. Ve tabii bu yandaş medya ve tetikçileri ile birlikte yapıldı.

Cumhurbaşkanı, “Teröriste terörist demeyen, teröristle ortaktır” deyince malum medya, Aydın Doğan’ı giydirerek militan olarak bile gösterdi. Hayasızca.

Tüm saldırılar bir resim üzerine kuruldu. İlk yayınlayan yandaş medya göz ardı edilerek. Savcıyı koruyamayan iktidar, resmini koruma savaşına girdi. Hem de sorularla iş daha büyümesin diye ‘gizlilik’ kararının arkasına saklanarak. Ama bilmiyorlardı ki, bu karar kuşkuyu büyütür, iddiaları kuvvetlendirirdi. Nitekim öyle de oldu. Evet medyaya gizlilik, yani yasak vardı ama, makamından olsa gerek Cumhurbaşkanı’nı bağlamıyordu bu yasak. Havada, karada konuştu, konuşuyor.

“Basın yayın kuruluşları, teröristlerin propagandasına bilinçli olarak hizmet ediyorlar. Batı ülkelerinde böyle bir duruma asla şahit olamazsınız. Kapılarına anında hukuk eliyle kilit vurulur.”

Galiba Cumhurbaşkanı’nın dili sürçtü ve batı ile doğuyu karıştırdı. Allahtan “biz biliyoruz bu kuruluşları” demedi. Cumhurbaşkanı’na yaşını başını almış bir gazeteci olarak benim de bir çift sözüm var.

“Sayın Cumhurbaşkanı, biz, bizler terörist diye yazar, terörist diye okuruz. Kişisel ve grup olarak etik değerlerimiz başka bir şekle izin vermez. Bunu böyle bilin.”

 Başkanlık sistemi böyle birşey...

Kaçak inşaat olduğu için yapımı durdurulan, ancak bitirilip, Başbakanlıktan, Cumhurbaşkanlığına terfi ettirilerek Erdoğan’a tahsis edilen Beştepe Külliyesi’nde yine Erdoğan için yapılan muhteşem konutu gazetelerde gördünüz. Daha kaç odası, kaç salonu, kaç banyosu olduğunu bilmiyoruz. Şimdilik bilmemize izin verilen, Emine Hanım’la Tayyip Bey’in ikamet edecekleri konut olduğu. Hele bir açıklansın konuşmaya devam ederiz “O da kaçak” diye. Kimin umurunda. İnşaat hızla sürüyor işte. Geceleri de ışıklandırılarak.

Hatta Atatürk’ün mirası olan çiftlikten çalınan arazi yetmemiş ki, Ankara Büyükşehir Belediyesi geçen gün 8.5 dönümlük yeni bir araziyi külliyeye dahil etti. Komik bir şartla. Ancak 2 yıl için. Peki 2 yıl bitince ne olacak? Geri isteyecek herhalde Başkandan. Yapılan bir ankete göre, seçmenlerin yüzde 99’u başkanlık sisteminin ne olduğunu bilmiyormuş. Sözüm onlara. İşte başkanlık sistemi böyle bir şey. İstediğini alırsın. Kanun, nizam dinlemeden devasa sarayı senin ödediğin vergiyle yapar, geçip oturursun. Kimse de denetleyemez seni. Bir dakka, hak yemeyelim. “Burası benim değil milletin. Bugün ben, yarın başkası oturacak” deme nezaketini de gösterdi valla.

Söylemezsem olmaz

7 Haziran’ın milletvekili adayları belli oldu. Günlerdir 7/24 bu isimler tartışılıyor. Her adayın cemaziyelevveli bilhassa sosyal medyanın konusu oldu. Yaptıkları yapacaklarının teminatı olanlar çoğunlukta ama birçok isim de geçmişinden dolayı tartaklanıyor. Hem de kanıtlarıyla. Okudukça şaşırıyorsunuz. Bu mu beni temsil edecek diye. Öyleleri var ki, Meclise şenlik. Bu kariyer ve ahlak terazisindeki isimler için ben de fikir yürütecek değilim. Yürütenlerin eline sağlık.

Ben sadece 6 kişinin Umut Oran, Melda Onur, Atilla Kart, Güldal Mumcu, Hurşit Güneş ve Rıza Türmen’in olmamasına üzüldüğümü, Roman vatandaşımız Özcan Purçu’ya da (Posta’da baba ocağının fotoğraflarını gördükten sonra) sevindiğimi belirtmek istiyorum. Ayrıca iki Atatürk düşmanından ‘reklam arası’ Tülay Babuşçu’nun gitmesine sevinirken, Eyüp Gökhan Özekin’in (‘Olmasa da olurduk’un mucidi) aday olmasına üzüldüm. Artık bu adam Uşaklıların elinde. Dilerim seçmezler. Söylemesem olmazdı...

Keditrollerin keyfi kaçtı

Keditroller kampı tüm hızıyla devam ediyor. Bir ‘saçmalama’ nedeniyle lige ara verilmesine rağmen, keditroller kampına bu tatil uygulanmadı. Kaptan Tekir, “Biz bu yola ölümüne baş koyduk. Saçma maçma bize tesir etmez” diyerek hedeflerini belirtirken, teknik direktör Hitaf Miret de tempoyu biraz daha arttırdı. Trafolu çalışmalara ağırlık vermeye başladı.

Ne var ki, Enerji Bakanı Yıldız’ın bir açıklaması keditrollerin keyfini kaçırdı. “Biz canımız pahasına hedefe ulaşmak için çalışırken, bu jeneratör işi de nereden çıktı. Bizim çabalarımız boşa mı gidecek” diyen kaptan Tekir, yine de ümidini kaybetmiş değil. “Göstermelik tedbirlere alışığız. Barınakta olmadığımıza şükrediyoruz. Bir elimiz yağda bir elimiz balda. Sağ olsun hükümetimiz mamalarımızı koli koli gönderiyor. Göreceksiniz jeneratör gelecek, ya arızalanacak, ya da mazotu bitecek. Aksi bir durumda ölmez sağ kalırsak bunun hesabını sorarız. Zaten bir çok şeyi görüp, yaşadığımız ülkenin menfaati için susuyoruz. 8 Haziran’dan sonra söyleyeceklerimiz en az 100 dosya tutar” diyerek duygularını dile getiren kaptan Tekir, gözyaşlarına da mani olamadı. İşte 9 Ay Altı Keditroller takımının trafolu antrenmanından bir görüntü.

Cızzz...

İtalya’da bir sanık hem de mahkeme salonunda hakim, avukatı dahil 3 kişiyi vurarak öldürdü. Hem de olağanüstü güvenliğe rağmen. Avukatıyla aranmadan geçmiş. Şimdi şu lafı duymaya hazırlıklı olun: “Gördünüz mü ey halkım?”

Çıta düşüverdi

“Bütün arzum, yeni anayasa, yeni Türkiye için gerekli sayının ortaya çıkması. Bunu 400 olarak ilan ettim. Ama gerekli olan 367. Bu önemi işlemeye devam ediyorum. Diyelim ki bunlar olmadı da 335 oldu ve referandum şansı elde edildi. Bu bile olumlu netice verecektir.”

Evet, aynen böyle söyledi namusu, şerefi üzerine yemin eden Cumhurbaşkanı Erdoğan. Çıtayı aniden 65 kişi indiriverdi. Bakalım yandaşların hep birlikte 400’de tutmaya çalıştıkları çıtanın ağırlığına daha ne kadar dayanacaklar.

Artık anketlerle belli oldu ki, yalan mağduriyet iddialarını bu millet yemiyor. Yiyenler tabii ki var. Anketler onları da, yüzde 37 ile yüzde 42 arasında belirliyor. 7 Haziran’a kalan 66 günde, derelerin altından daha çok sular akar. Göreceğiz.

Dilerim acı ve kanlı olaylar yaşanmadan, ya da bazı olayları, özgürlükleri kısmak, muhalifleri ezmek adına avantaja dönüştüren bir taktikler manzumesi uygulanmadan 8 Haziran’ı idrak ederiz. Çünkü bu ülke bizim. Tüm etnik mozayiği ile hepimizin.

Merak bu ya

* CHP’nin reklamcı Ali Taran’a hazırlattığı 17 saniyelik filmi seyrettiniz sanırım. Ne anladınız? Alkışladınız mı? Ben şahsen şöhreti dünde kalmış Taran’dan öyle bir yumruk beklerdim ki, seçmen kroke olsun. Devamına bakacağız. İnşallah bu hayal kırıklığı devam etmez.

* Ali Demir için ÖSYM başkanı olduğu zamanlar, “Başkanı eleştirmek şerefsizliktir” diyen Erdoğan’a şimdi denetimli serbestliği sormak lazım. Bir bilmecem var çocuklar...

* Ticaret Bakanı Canikli çok rahat. Her seçim öncesi böyle şeyler olurmuş. Ne bunlar: Savcının öldürülmesi, elektrik kesilmesi, Fenerbahçe saldırısı. Eh o zaman mesele yok.

* En ünlü başdanışman ABD’de Amerikan Ticaret Odası üyeleriyle buluştu. Sadece 15 kişi gelince uzatmadı kısa kesti. Ama “Bize Derviş’i bir daha yollayıp spekülasyon yapmayın” diye uyarısını da ihmal etmedi. Büyük adam bu jöleli ya.

*  Bir savcı paralel yapıya PKK, PYD, IŞİD, DHKP-C gibi kısa bir ad buldu. Fethullahçı Terör Örgütü demek uzun olduğu için kısalttı FTÖ dedi. Bakalım savcıdan sonra ilk kim söyleyecek?

* Davutoğlu 3 döneme takılanlara yeşil ışık yakarken, Babacan için “Olmazsa kriz çıkmaz” dedi. Hayrola bir rahatsızlık mı var?

* Maliye Bakanı Şimşek, “Bankalara vurmak, hırpalamak son derece yanlış bir hareket”, dedi. O zaman ya Erdoğan yanlış yapıyor, ya da Şimşek Bank Asya’nın banka olduğunu bilmiyor. Bakalım iki yanlış, hangi doğruya götürecek?

Dikkat ettiniz mi?

Türkiye’de bırakın günü, her saat gündem değiştiği için atanan 6 rektörün seçilmiş ve seçilmemişlerden olması tartışması da unutuldu gitti. ‘Ben seçtim oldu bitti’ye geldi. Ama bakalım Mahmut Ak koltuğuna nasıl oturacak.

Geçen hafta sığdıramadım ama bu hafta yazacağım. Seçilen 6 rektöre dikkat ettiniz mi? Kariyerlerine değil yüzlerine. Üniversitesi tarafından seçilen, sonra da bu seçim Cumhurbaşkanı tarafından onanan 3 rektör bıyıksız. Üniversitesi tarafından ikisi ikinci, biri beşinci sırada seçilen ama Cumhurbaşkanı’nın lütfuna mazhar olan diğer 3 rektör ise bıyıklı. Böyle bir tesadüf olabilir mi? Oldu işte. Şimdi biraz daha kurcalayayım. Bu 3 rektörün bıyıkları kimin bıyığına benziyor? Vallahi bildiniz. Hepinize 10 puan.