Yazgülü Aldoğan

Bize kan ve gözyaşı vaat ediyorlar!

Cumartesi, 26 Haziran 2010 - 05:00

Geldiğimiz noktada bu yazı terörle geçirmeye hazır olun. PKK, Apo’dan aldığı işaretle harekete geçti. Karakollara da saldıracaklar, mayın da döşeyecekler, bomba da koyacaklar. Ve maalesef şehitler de vereceğiz, gaziler de. Başbakan, Gazze sorununu çözmek için harcadığı enerjinin daha fazlasını kendi ülkesini düze çıkarmak için harcayacaktır. Diye bekliyoruz! Görünen o ki o şimdilik sorumlu aramakla meşgul. Buldu da. En başta, hiç şaşırmadım, medyayı suçluyor.

Ülke güvenliği tehlikede!

Medya, PKK eylemlerinden acı çeken insanları yansıtarak örgütün ekmeğine yağ sürüyormuş. Diyelim ki medya ne şehit cenazelerini, ne acılı ailelerini, ne de terör olaylarını yansıttı. Terör duracak mı? Fısıltı gazetesi tavan yapacak, halk kendini internet üzerinden sosyal paylaşım sitelerine vuracak, bire on katılacak! İkinci suçlu da bulundu: TSK! Komutanlar beceriksiz, istihbarat yetersiz, askerler acemi, kendilerini savunamıyor, düz ovada keklik gibi avlanıyorlar. Yandaş medyada yayınlananlar kahramanlık değil, zafiyet öyküleri. Şehit ailelerinin psikolojisini bile düşünmeden askerlerin yakın mesafeden kafalarına ateş edilerek nasıl katledildiğini ballandıra ballandıra yazıyor, tv ekranlarında anlatıyor, komutanları harcamak adına ülke güvenliğini bile tehlikeye atıyorlar.

Çözüm çok zor

Zaten yalan yanlış Ergenekon iddianameleri ile buna yeterli zemin hazırlanmıştı. Üçüncü suçlu da başta MHP olmak üzere muhalefet! Hem Apo’yu asmamış, hem açılıma destek olmamışlar! Dördüncü suçlu ise terör örgütünü taşeron olarak kullanan dış güçler, başta İsrail olmak üzere PKK’ya destek veren kimi Avrupa ülkeleri. Ülkeyi kim yönetiyor? 8 yıldır tek başına AKP. İktidara geldiğinde terör durmuş muydu? Durmuştu. Şimdi ne oldu? Yangın! AKP’nin hiç mi sorumluluğu yok terörün hortlamasında? Ya çözüm? Çözümü çok zor. Çünkü terör örgütünün istediklerini kabul etmek ne Erdoğan, ne de bir başka başbakanın kabul edebileceği şeyler değil. Demokratik özerklik dedikleri, başında Apo’nun olduğu, konfederasyon içinde merkezle gevşek bağları olan neredeyse özerk Kürt devletidir, bunun arkasından Kuzey Irak’la bütünleşecek bir Kürt devleti geleceği de belli. Bunu kabul ettiğiniz takdirde darbe olmaz, iç savaş çıkar! Çözüm? Ülkeyi ben yönetmiyorum.

Ölüme razı mı olalım?

Bir zahmet hükümet ve meclis bulacak çözümü. Ben ısrar ediyorum, ilk yapılacak olan, Apo’nun avukatları aracılığıyla örgütü yönetmesini önlemektir. İkincisi de Kuzey Irak’a diş göstermek, ambargo koymaktır. Kuzey Irak’la ilişkilerimiz hiç olmadığı kadar iyi. Her şey Türkiye’den gidiyor. Karşılığında da oradan terörist ve ölüm geliyor! Ticaret yapacağız diye ölüme razı mı olalım? Kuzey Irak, Türkiye’nin ciddi olduğunu anlamalı ki Kandil’e dur desin. Yoksa herşey devam edecek...

Her Kürt PKK’lı değil

Bir başka yanlış da 15’le 20 milyon arasında olduğu söylenen Kürt kökenli vatandaşların hepsini PKK’lı ya da sempatizanı sanmak. Bu kadar büyük bir grubun homojen olduğunu sanmak en büyük yanlış. Bütün Türkler, bütün Aleviler, bütün Lazlar aynı partiye mi oy veriyor, siyasi görüşleri, istek ve ihtiyaçları aynı mı? PKK’nın siyasi uzantısı BDP’nin aldığı oy ortada. Efendim bölgede baskı varmış da, herkes istediği gibi oy veremiyormuş. Asıl baskıyı örgüt yapıyor öbür partilere! Hatta kendi üyelerine. Örgütün kabul etmediği aday, aday bile olamaz. Örgütün çaycı kılığındaki komiseri belediye başkanını tokatlamış herkesin içinde, anlatıp duruyor tanıklar. Asıl yalanı örgüt söylüyor, herkesin gözünün içine baka baka Apo sivil cezaevine geçsin diyor. Apo zaten sivil cezaevinde! Hem de en lüksünde, duvar kağıtları Avrupa’dan geldi. Bir başka yalan da örgütün feodaliteyi kırdığı. Kırmıştır, kırmıştır, artık örgütün ağaları var çünkü! Örgütün istekleriyle Kürtlerin istekleri örtüşmüyor. Bölgede devletin verdiği başta sağlık olmak üzere hizmet de başka gelişmemiş bölgelere göre daha iyi. Ama terör sayesinde devleti rehin aldığını düşünen bir kısım bölge insanının “herkese aylık gibi” ekonomik talepleri de sınır tanımıyor! En büyük tehlike ise büyük şehirlerdeki varoş çocuklarına oyun gibi gelen korsan eylemler. Polis araçlarını taşlama, molotof kokteyli atma, protesto yürüyüşlerinde çocuklarla beyaz tülbentli Kürt kadınlarını önde yürütme, örgütün bilinen taktiklerinden. Böylece polisin müdahalesinde de istenmeyen görüntüler elde edilmiş ve onlar kahramanlaştırılmış oluyor. Çocuk ve kadınları sosyal projelerle örgütün rehineliğinden kurtarmak gerek. Herkese iş düşüyor.