Mehmet Ali Birand

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Bizi aldatmayın asıl suçlu sizlersiniz

Cuma, 11 Eylül 2009 - 14:18

Çıldırmak işten değil. Trakya ve İstanbul perişan durumda. Yağmur yağdı, insanlar öldü. Binaları seller götürdü. Büyük bir insan kaybına ve parasal zarara uğradık. Hani Türkiye gelişmişti? Hani İstanbul megakent idi?

Tam 12 yıldır bu kenti Ak Parti yönetiyor. Belediye başkanlığı ve başbakanlık süresince Erdoğan bu kenti ve ülkeyi yönetmedi mi? Peki bugünkü durum ne? Şimdi bakıyorum, tüm yöneticilerimiz ekranlara yığılıyorlar ve neden bu noktaya gelindiğini anlatıyorlar. Aaaa bir de ne görelim, konuşmaların sonunda kabak yine halkın kafasında patlatılmıyor mu? Halk ne yapmış? Olmayacak yere bina yapmış... Kuru dereyi işgal etmiş... Yasak yerlere toprak atmış... Allah Allah, siz ne güne duruyorsunuz? O binalara siz izin vermiyor musunuz? Hatta gidip hepsine elektrik, su bağlamıyor musunuz? Olmadık yerlere yol yapanlar kim? Halk mı, yoksa sizler misiniz? Köprüler kurmadınız mı?

Hayır beyler, siz belediye başkanları asıl sorumlu sizlersiniz. Aslında, çarşamba sabahı CNN TÜRK’teki Parametre programına katılan Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım söyledi. Enis Berberoğlu’nun sorularını yanıtlarken lafı gevelemedi. Belediyeleri sanık sandalyesine oturtmaktan korkmadı.

Gülme komşuna gelecek başına...

Çok ilginç bir manzara ile karşı karşıyayız. İktidarın Doğan Grubu’nu medyadan çıkartma operasyonu ile ilgili gelişmenin ülke içindeki yansımalarına hiç dikkat ettiniz mi? Gazeteleri ve internet sitelerini inceledim. Köşe yazılarını okudum. Kimi açıkça, kimi kapalı kapılar ardında yapılmış açıklamaları dinledim. Genel hava çok garip. Bir kesim var ki, keyif içinde. Aydın Doğan’ın düşürüldüğü durumdan çok memnunlar. “Ooh, nihayet bunun da kafası kesiliyor” diyorlar. Hem de hiç saklamıyorlar. Kendi gazetelerinde, internet sitelerinde ve köşe yazılarında açıkça belli ediyorlar. Doğan Grubu’nun mallarını şimdiden ele geçirme planları yapanlar var. Ellerini ovuşturuyorlar ve iştahla paylaşma masasına oturmaya hazırlanıyorlar. Keyif içindeler. Hatta, bürokrasiye yol gösteriyorlar. “Aman RTÜK’e de haber vermeyi unutmayın, onlar da harekete geçsinler” diyenler var.

Bir diğer kesim var ki, onlar son derece rahatsızlar. İleride başlarına nelerin gelebileceğini açıkça görebiliyorlar. Ancak sesleri çıkmıyor. Daha doğrusu seslerini çıkartmak istemiyorlar. Korkuyorlar. Ya gizlice telefon ediyorlar veya kimselere görünmeden Aydın Doğan’a destek verdiklerini söylemekle yetiniyorlar. Ortaya çıkmamaya çalışıyorlar. Zira iktidarlara biat etme döneminin bitmediğini, kendi ayakları üstünde durmaya kalkanların boyunlarının kesildiğini görüyorlar.

Dikkat edin, ister TÜSİAD çerçevesinde olsun, ister kişisel temelde olsun, bir süre öncesine kadar açıkça konuşabilen, iktidarları eleştiren iş adamlarından hiçbiri ortada kalmadı. Kayboldular. Eskiden olduğu gibi boyun eğmeyi, başbakana övgüler dizmeyi tercih ediyorlar. Devlet sonunda kazandı. Ne demokrasi, ne hoşgörü, ne de kardeşlik... Bürokrasiye bir işaret vermek yetiyor. Bakanına, başbakanına yaranmak isteyenler de hemen harekete geçiveriyorlar. Üstelik, iktidarın başı, bazen işin kontrolden çıktığını görüp durdurmaya kalksa bile yapamıyor. Kendi tuzağına düşebiliyor.

Bence, Erdoğan’ın bugünkü durumu budur. Belki Maliye denetimcileri tetiği çekiyorlar, ancak unutmamak gerekir ki, işin siyasi faturası onlara değil, iktidarların başındakilere çıkarılıyor.

Yandex.Metrica