Yazgülü Aldoğan

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170720.png

Bizi bizimle bırakıp gitti

Salı, 03 Mart 2015 - 05:00

“O iyi insanlar, o güzel atlara binip çekip gittiler. Demirin tuncuna, insanın piçine kaldık. Yaşar Kemal”. Sevenleri onu böyle andılar. Sonra o da bir tahta sandukaya kurulup omuzlar üzerinde, yürüdü gitti sonsuzluğa! Hiç kuşkusuz bu ülkenin en çok sevilen, en çok okunan yazarlarından biriydi. Şimdinin gençleri için de öyle mi, kuşkuluyum. Ama ergenliğimde bile, çok sıkıldığım bir Türkçe dersinde, öğretmeni dinlemektense dizlerimin arasına sıkıştırdığım Yer Demir Gök Bakır’ı okurken yakalanmış ve müdür yardımcısına şikayet edilmiştim!

O da kitaba bakıp dudak bükerek bana geri vermiş, Türkçe öğretmenine de “Ama Yaşar Kemal okuyormuş!” demişti! Azar bile işitmediğimi söylemeye gerek var mı? Gazeteciliğin, yazarlığına çok şey kattığını kendi söylerdi. Yazar biraz içine kapalı olur. Gazeteci gezer dolaşır, konuşur, insanlara ve yüreklere değer. O da öyleydi.

Yazmanın yalnızlığına gömülmeden dolaşır, dolaşır. Halkını tanır, doğayı bilir, ülkeyi bilir. Bildi de ne oldu? Baskılar, hapisler, itilip kakılmalar... Ve kitaplar! Çok satıp çok okunmaya başlayınca dokunulmazlığı da oluştu. Sonra uluslararası bir ün. Ne ki bir Nobel’i çok gördüler! Markasını iyi yönetemediğinden mi? Çok mütevazı olduğundan mı? Bir Orhan Pamuk kadar şöhretin tadını çıkaramadı ama bir Aziz Nesin kadar da zorluğunu çekmedi. Dindar, muhafazakar ve baskıcı bir ülkede en azından 92 yaşında eceliyle öldü, sevgiyle sarılıp sarmalandı. Barışı göremedi ama umudunu yitirmedi, esintisini hissetti. Bizi bizimle bırakıp gitti, toprağı bol olsun!

[[HAFTAYA]]

Aslında hain değil, vatanseverler

Gider ayak uçakta konuşmuş, Ekonomiden Sorumlu Devlet Bakanı Babacan ve Merkez Bankası Başkanı Başçı için faizi indirmiyorlar diye “Vatan haini” suçlamasını tekrarlamış! Böylesini ne duyduk, ne gördük. “Onlar öyle düşünüyorsa ben de böyle düşünüyorum. Benim teorim bu” diyor. İkisini de kendi seçmiş, yıllardır çalışmış. Üç dönemdir ekonomiyi emanet ettiği bakanını, şimdi kendi dediğini yapmıyor diye vatan hainliğiyle suçluyor! Babacan’ın ne zamandır istifa etmek istediği, hatta ettiği söyleniyor.

Ancak Davutoğlu istifayı kabul etmiyor, durumu idare etmeye çalışıyormuş. Çünkü gerek piyasa, gerek iş çevreleri, gerek bütün dünya biliyor ki ülkede ekonomik istikrarın temelinde Babacan’ın yönetimi var. Gerçi zatı şahanelerinin her müdahalesi sonrası dolar bir zıplıyor, piyasa bir dalgalanıyor, sistemin sinir uçları kamaşıyor ama kontrol elimizde diye yatıştırıyorlar. Sonra yine konuşuyor, yine zıplatıyor! Nereye kadar?

Bence bu koşullar altında belli değil. Her gün azar ve hakaret yiyip hâlâ sorumlu mevkilerde çalışmaya devam etmelerinin bir tek nedeni var: Gerçekten vatanseverler! ‘Ülkeyi, istikrarı, ekonomiyi ne kadar düzde tutabilirsek o kadar dayanalım, yok ziyanı, kulaklarımızı tıkayalım’ durumundalar. Ötekini de artık jöleli mi dolduruyor, kendi mi uyduruyor... Bari Umre’ye gidiyorsun, hak yeme, konuşma, ibadetini yaparken huzurlu ol, takkeni takmış, duanı ediyorsun. Sahi bu ziyaret de nereden çıktı? Daha yeni gitmemiş miydi Suud’a?

Adalet er veya geç yerini buluyor!

Bavulcu Baransu tutuklandı. Sosyal medyada Baransu’ya sahip çıkanlar, onu “gazeteciliğin onuru” diye niteleyenler, “darbelere karşı çıktık ama yolsuzluğa yenildik” diyenler sıra sıra! Doğrusu mahkemeden kelepçeli olarak çıkarılan Baransu için ağlamayacağım! Kendisi ne gazeteciydi, ne özgürlük ya da darbe karşıtlığı savunucusu! Yalan belge hazırlayanların kuryesi belki, belki de hazırlayıcısı. Sahte kaset düzenleyip, senaryolar yazarak yüzlerce insanın hayatı, kariyeri, özgürlüğüyle oynayanlardan biri!

Yıllarca süren bir derdini anlatamama, Silivri, Sincan, Hasdal zindanlarında inim inim inlemelerin müsebbibi! Ama ortada bir haksızlık olduğu kesin. Baransu tek başına yargılanmamalı. Baransu’nun suçu varsa, yalnız değildi. Örgütlü bir işti yaptıkları, örgüt kurmakla suçlanıyor. Örgütün diğer üyelerini de görelim: Yasemin Çongar, Ahmet Altan ve diğerleri. TARAF nasıl bir manşet atmıştı o zaman: 8 sütuna iki satır: Gazetecilikten Tutuklanmadılar! Aynen.. Mehmet Baransu da “gazetecilikten tutuklanmadı!”. Kumpastan tutuklandı...