Boğaz'da bir kadın kaptan

32 yaşındaki Mine Kilci, İstanbul Boğazı'nın ilk ve tek kadın kaptanı. 15 yıldır İstanbul Boğazı'nda yemekli turlar yapıyor

a
a
Cumartesi, 04 Eylül 2010 - 05:00


Boğaz'da bir kadın kaptan

‘Prenses Melani’ adlı tekne Ortaköy İskelesi’ne yanaşıyor. Biri 7, diğeri 3 yaşında iki kız çocuğu tekneden bana el sallıyor. 7 yaşındaki Melani hemen elini uzatıyor ve “Kardeşim Diana’yla seni bekliyorduk, teknemize hoş geldin” diyor. Ardından Mine Kaptan’ı (Kilci) görüyorum. Beyaz-mavi üniformasıyla karşılıyor bizi.

32 yaşındaki Mine Kilci, İstanbul Boğazı’nın ilk ve tek kadın kaptanı. 15 yıldır İstanbul Boğazı’nda yemekli turlar yapıyor. Küçüklüğünde denizle pek alakası yokmuş. Eşi Arman Bey kaptan olmaya karar verince o da hırslanmış, çalışıp kaptan ehliyetini almış. Kilci Ailesi yılın 5 ayını teknede geçiriyor, geri kalan 7 ayda tekne bakıma giriyor.

Onlar da Ortaköy’deki evlerinde vakit geçiriyorlar. Mine Kaptan’la Prenses Melani’de buluştuk. Şeker Bayramı’nda 80 kişiyi toplar, bir de Mine Kaptan’la konuşursanız size uygun en özel bayram mönüsünü ayarlayacağını söyledi!

Siz denizde mi doğdunuz?

Aslında denizle ilgim yoktu. Çocukluğum Aksaray’da 6 kardeşimle bir arada geçti. Babam hepimizi Yenikapı sahile götürürdü. Orada Tombul Teyze adında bir sandalcı vardı. Hep onun sandalıyla gezintiye çıkmak isterdik, arada bir de denize girerdik. Denizle bağım sadece o kadardı.

Okul hayatınızda da hiç denizle ilgilenmediniz mi?

Hayır, zaten aslen Çankırılı’yız. Ortaokula kadar Çankırı’da okudum. Amcamızın çocuğu yoktu. 6 kardeş olunca, her sene birimiz Çankırı’ya onun yanına giderdik. İstanbul’da liseyi tamamladıktan sonra da okumak istemedim.

Ne yaptınız?

Çalışmaya karar verdim. Kapalıçarşı’da bir kuyumcuda sekreterlik yaptım. Eşim Arman da Kapalıçarşı’da kuyumcuydu. Orada eşimle tanıştım ve kaptan olmaya karar verdim.

Kaptan olma süreci nasıldı; anlatın biraz...

Eşim denize çok meraklıydı. Amatör olarak tekne kullanıyordu ama ehliyeti yoktu. Bir tekne yaptırdı. Ehliyeti olmadığı için onu da kullanamıyordu tabii... Bir gün, kaptan ehliyeti almak için kursa gitmesi gerektiğini söyledi. Henüz evli değildik. ‘Ben de alayım ehliyet’ dedim bir anda... O da ‘Al’ dedi. Ve birlikte kursa gitmeye başladık.

Biraz hırs yapmışsınız anlaşılan!

Eşinizden daha mı başarılıydınız kursta? Eşime, ehliyeti olmadığı için amatör dense de aslında çok iyi kaptandı. Herkes zaten çok güzel kullandığını söylerdi. Yalnız kursta yazılı sınavı da vermek gerekiyor, her şey pratik değil. Orada ben biraz daha başarılıydım.

Notlarınız daha iyiydi yani...

Bu soruya bir anımızı anlatarak cevap vereyim: O yıllarda henüz evli değiliz. Sınavlara hep birlikte giriyorduk. Ancak bir sınavda bizi ayırmak istediler. Eşimin de biraz sinirli bir yapısı vardır. İtiraz etti. ‘Hayır, ayrılmam. Madem ayırıyorsunuz öyleyse sınava girmem!’ diye karşı çıktı. Yazılı sınavlarda benden kopya çekiyordu! Ne kadar bağırsa da mecbur kaldı, ayrı sınıflarda sınava girdik.

Ehliyet aldıktan sonra hemen denize açıldınız mı?

İlk miço kağıdı alınıyor. Miço kağıdından sonra bir sene teknede hizmet verdik. Böylece ‘gemici’ olduk. Sonra iki sene yine teknede çalıştık. Teknede halat bağlamaktan, güverteyi temizlemeye, kaptana hizmet etmeye kadar her işi yaptık. Staj gibi düşünün. 2 sene bitiminde ‘usta gemici’ olduk. Miçodan kaptanlığa, tüm bu eğitim 6 sene sürüyor.

Eşinizle hangi arada evlendiniz?

Bu aşamalardan geçerken... Düğünümüzü de teknede yaptık. Kendi teknemiz küçüktü. 180 kişilikti, başka büyük bir teknede yaptık düğünü.

Çocuklarım da teknede doğdu demeyin!

Teknede doğmadı ama doğabilirdi. İlk kızım Melani Biriz’in doğumuna gitmeden akşam 9’a kadar teknedeydim. Sabah da doğuma gittim. O zamanlar da Boğaz turu yapıyorduk. Doğumdan sonra bile tekneyi düşünüyordum. Sadece bir hafta evde yattım ve çocuğumu alıp tekneye gittim. Melani teknede büyüdü.

 Teknenizin de adı Prenses Melani zaten...

Evet ilk teknemizin adı Küçük Prens. 2003’te de kızımız adına bir tekne almak istedik. O yıl kızımız doğdu. Melani ‘karakız’, Biriz de ‘hep birlikteyiz’ anlamına geliyor bu arada. Sonra Küçük Prens’i de tersaneye verip genişlettik, büyüttürdük. Ardından 2007’de ikinci kızım Diana doğdu. Ona da küçük bir yat aldık ve adını Prenses Diana koyduk.

Şimdiki teknelerin büyüklüğü ne?

Boğaz’ın en büyük taşıma kapasitesi olan teknesine sahibiz. Prenses Melani 43 metre. Kış yolcu sayısı 450, yaz yolcu sayısı 850. Kapalı salonda yuvarlak masa düzeninde 350 kişi, dikdörtgen masa düzeninde de 450 kişilik kapasitesi var. Küçük Prens de artık 43 metre. Genişliği Prenses Melani’den de fazla. Onun taşıma kapasitesiyse bin kişi.

Düzeniniz nasıl? Teknede mi yaşıyorsunuz, evden mi her sabah tekneye geliyorsunuz?

Yazın teknede kalıyoruz. Çocukların da bizim de odalarımız var. Kışın ise Ortaköy’deki evimizdeyiz. Yazları ister istemez erken saatlerde deniz kokusuyla kalkıyoruz. Deniz, insanı inanılmaz dinç ve huzurlu uyandırıyor. Dışarıya bakıyorsunuz, her yer masmavi. İş çok olunca bazen 2 gün uyumadığımız oluyor. Akşama kadar rezervasyondu, hazırlıktı derken gün geçiyor. Ben Prenses Melani’de çalışıyorum, eşim de Küçük Prens’te. Ancak geceleri teknelerimizi Arnavutköy sahile çektiğimizde görüşebiliyoruz.

Tüm kış iş yapmıyoruz dediniz. Yazın çok mu kazanıyorsunuz?

Hayır. Biz bu işe başladığımızda Boğaz’da bu kadar çok tekne yoktu. Eşim de ben de işimizi o kadar seviyoruz ki kazandığımız paralar teknelerin bakımına, çalışanların parasına gidiyor. Yazın 5 ay çalışıyor, kışın 7 ay çalışmıyoruz. Nedense insanlar kışın tekneyle dolaşmaktan pek hoşlanmıyor. Özel gecelerde tek tük iş geliyor. Hiç para biriktiremiyoruz.

Kışın Ortaköy’de nasıl bir hayatınız var?

Evimiz dubleks ama üst katta 150 güvercinimiz var. Eşim ilgileniyor güvercinlerle. Onun dışında çocuklarla ilgileniyoruz.

Kadın kaptan olmak nasıl bir şey, zor mu?

Çok güzel! Birçok kadını da cesaretlendiriyorum. ‘Doğayla Barış Derneği’yle her sene Boğaz’da eyleme çıkıyoruz. Bu eyleme Şile’nin köyünden bile öğrenci gelir. Kız öğrenciler beni görünce nasıl seviniyorlar anlatamam. Biz de ‘kaptan olacağız’ diyorlar. Açıkcası ben alıştım kaptanlığa... Artık kolay geliyor. Zaten İstanbul trafiğinde araba kullanmaya da benzemiyor. Ama beni tanımayanlar görünce “Aaa kadın kaptan” diyor hala.

Teknede her şeyden siz mi sorumlusunuz?

Tabii... Biliyorsunuz açık denizde nikâh bile kıyabiliriz.

Tekneye kadın elinin değmesi fark ettiriyor mu?

Hem de nasıl... Bir kere biz kadınlar çok titiziz. Teknemize özellikle kadın aşçı seçtim. Çünkü kadınlar aynı yağda 10 kere kızartma yapmaz. Temizliği çamaşır suyuyla yapar. Erkeklerin temizliği bile farklı. Eşimi diğerlerinden uzak tutuyorum, onun da titizlikte üstüne yoktur.

Özellikle sizin teknenizi seçenler var mı? Siz her müşteriye göre değişik hizmet veriyor musunuz?

Özellikle 1 Temmuz Kabotaj Bayramı’nda bizim teknemiz tercih ediliyor. İstanbul Müsteşarlığı, Ulaştırma Bakanı, Dış İşleri Bakanı da bizim teknemize geliyor. Ama bizde herkese aynı hizmet var. Mönülerimizi, programlarımızı zaten müşteriyle karşılıklı konuşuyoruz. Kendilerine göre karar veriyorlar. Bazen DJ, oryantal isteyen olabiliyor. Onları da ayarlayabiliyoruz.

Başınıza hiç kötü bir olay geldi mi?

Kötü bir şey gelmedi. Boğaz olduğu için büyük tehlikeler yaşamıyoruz. Sadece şöyle bir olay yaşadık. Ada’ya müşteri götürüyorduk. Lodostan dolayı bayağı dalga yedik. Alışkın olmayan için korkutucu oluyor tabii. Herkes öleceğiz diyordu. Aslında beni öldüreceklerdi! Bulgar bir rehber vardı teknede. O da çok korktu. Oturduğu yerde altına kaçırdı. Ada’ya gider gitmez süt liman oldu. Bulgar’a da yeni pantolon aldık!

Sizden sonra bu mesleği kim devralır?

Her şeyi kızlarımız için yaptık. Melani kaptan olmayı çok istiyor. Diana’yı daha bilmiyorum, ama herhalde o da kaptan olacak!

***Küçük Prens ve Prenses Melani tekneleri için 0 532 271 26 52 no’lu telefonu arayabilirsiniz.

3