Boşanma düğünü partisi

Pazar, 28 Mayıs 2017 - 05:00

Yapımcı Cemal Mekan ve eşi Hatice Mekan ‘dostça boşanma’ya yeni bir boyut getirdiler.

Türkiye’nin ilk ‘boşanma düğünü’ne imza attılar.



Davetiyede şöyle yazıyor: nasıl ki evliliğimizi kutlamak için düğün yapıp eğlendiysek, evliliği sonlandırıp yeni bir hayata başlayışımızı da birlikte kutluyoruz. Dostlarımızı ‘Boşanma Düğünümüze’ bekliyoruz.



İşte buna yüzyılın ilişki devrimi denir! İnsan bu kadar mı güzel boşanır...



“Ben senin; sevgilin, eşin, baban, ağabeyin, arkadaşınım. Biri bitse biri kalır. Seni hiç bırakmayacağım” diyen Cemal Süreya bu daveti duysa mezarında nasıl da huzurla gülümserdi...

‘Samimiyet ölçer’iniz Sezen Aksu’ya çalışmaz

Sezen Aksu ve Tarkan birlikte ‘Ceylan’ı söylediler. Dediler ki:

Gözlerime astılar seni

Ceylanım kör oldum ben

Ne havan topu, ne mermi

Senle vuruldum ben

Ah gözümün yaşı sel...



‘Samimiyet ölçer’ler durur mu? Onlar da hemen başladılar en iyi yaptıkları işi yapmaya...

■ “Prim yapıyorlar” dediler.

■ “İçten değil” dediler.

■ “Ne gerek vardı şimdi” dediler.



Onların adı geçici, gereksiz. Sezen’in adı ise, biz Ceylan’ları unuttukça onların adını kalbimize vura vura hatırlattığı için değerli.



O, o yüzden Sezen Aksu. Oysa ne güzel unutmuştuk değil mi...

Yaşasaydı 19’unda olacak genç kızı?

11’inde Lice’nin Şenlik köyünde koyun otlatırken parçalanıp giden koca gözlü çocuğu...

Ceylan Önkol’u...



Ceylan Önkol 28 Eylül 2009’da havan topu mermisiyle parçalanarak öldü.

PAZAR DERSİ

Son dönemin en trend kavramı: Post-Truth. Yani ‘gerçek-sonrası’ ya da ‘gerçek-ötesi’. Oxford Sözlüğü’nde tanımı şu şekilde: nesnel hakikatlerin kamuoyunu belirlemede duygulardan ve kişisel kanaatlerden daha az etkili olması.



■ Yani gerçek, artık eskisi kadar önemli değil.

■ Gerçek, artık olan değil, anlatılan.

■ Gerçek, defalarca tekrar edilerek inandırılan yalan.

Geçen gün nathan ausubel’in ‘Yahudi Folklorunun Hazineleri’nde bir hikayeye rastladım. “ah!” dedim, “Bundan daha iyi anlatılamazdı.” 

Yalanın gücü

Reb Feivel, Talmud’u okumaya dalmıştı. Dışarıdan sesleri gelen yaramaz çocuklara, “Sinagoga koşun” diye bağırdı. “Orada bir canavar göreceksiniz. Beş ayaklı, üç gözlü ve keçininkine benzeyen yeşil bir sakalı var!” Çocuklar hemen koştu. Reb Feivel de kitabına döndü. Az sonra bir patırtı daha koptu.



Herkes sinagoga koşuyordu. Feivel, hahamın da koştuğunu gördü. “Ulu Tanrım!” diye inledi. “Haham da koştuğuna göre gerçekten bir şey olmalı. ateş olmayan yerden duman çıkmaz.” Sinagoga doğru koşmaya başladı. “Kim bilebilirdi ki?” diye mırıldandı koşarken...
Yandex.Metrica