Bostancı’dan Mars’a…

Cuma, 26 Ocak 2018 - 22:00

Sanal asistanlar, artırılmış gerçeklik, yapay zekalı robotlar, makineler arası iletişim… Hayata öyle bir işlediler ki kimse kılını kıpırdatıp bir şey yapmak istemiyor. Her şeyin daha konforlusunu arzuluyor, teknolojiden beklentimizi sürekli artırıyoruz.

Bir el hareketiyle ışıklar yansın, perdeler kapansın, müzik çalsın, kapı açılsın istiyoruz. Devrim niteliğinde icatlara dahi artık şaşırmaz olduk. Yarın Bostancı’dan Mars’a dolmuş seferleri başlıyor dense neredeyse kimsenin umurunda olmayacak. İşin özü aslında fena tembelleşmeye başladık.

‘Teknoloji spor yapmadan da zayıflatsın’ diyenler var. Bir şeyi öğrenmek için en fazla 5 dakika zaman harcamak istiyoruz, süre uzadığında aşırı sıkılıyor ve dikkati dağıtıyoruz. Her şeyi görelim anlayalım havasındayız. Kitap okumak kişisel ihtiyaç listesinde 235’nci sıraya kadar gerilemiş.

Kitap okumaya ayırdığımız süre günde ortalama sadece 1 dakika. Gün içinde bilgisayar başında ortalama 7 saat vakit geçiriyoruz. Yani dijital teknoloji, dönüşümünü tamamlarken daha da cahilleşiyoruz. Sonra da yok efendim robotlar işimizi elimizden alacak, biz ne olacağız, nasıl geçineceğiz vs...

Bu şekilde aranan adam bulunamayacak zaten. Her teknoloji beraberinde sosyal problemleri de getiriyor. Lütfen kendinize gelin.

ANAHTAR KADINDA

Başta Alibaba’nın kurucusu Jack Ma olmak üzere dünyanın en büyük girişimcileri, başarının anahtarının kadında olduğuna dikkat çekiyor. Ma’ya göre başarılı olmak için yüksek EQ (duygusal zeka), başarıyı sürekli hale getirmek için  IQ, saygı duyulan olmak için ise yüksek LQ yani sevginin IQ’su gerekiyor. 

Bunun farkına varan pek çok global şirket, yönetim kurullarında ve genel istihdamlarında kadın oranlarını en az yüzde 50’ye çıkardı. Türk şirketleri de bu konuda ciddi teşvikler alıyor. Son 10 yılda 3 milyon kadına istihdam sağlandı. Ama bu rakam bile mevcut durumda devede kulak. Yıkın tabuları ve korkmayın… Ben değil dünya devleri söylüyor; tecrübeyle sabit. Bırakın şirketi kadınlar yönetsin…

GÖZDEN ŞEKER ÖLÇÜMÜ

Güney Koreliler akıllı lens geliştirmiş. Gözyaşından glikoz ölçümü yaparak şeker oranını söylüyor. Lensin içerisinde bir LED ışık var.

Bu ışık kişinin glikoz seviyesi normal olduğu zaman yanıyor, normalin altına ya da üstüne çıktığı zaman ise sönüyor. Böylece lensten anlık olarak bildirim alınabiliyor.

Bu durumda yakın zamanda ilaç içmeyi unutma da tarihe karışacak.  Tıbbın geleceğine damga vuracak bir diğer gelişme 3 boyutlu iç organ yansıtıcıları oldu.

Hastaların iç organlarını ve iskeletlerini kas ve deri yokmuş gibi görmeyi sağlayan cihazın adı  ProjectDR.  Henüz deneme aşamasında olsa da kısa bir süre sonra en azından teşhis için kesip biçmeler de sona erecek.