Böyle bir karar halkla alınmalıydı

Cumartesi, 24 Kasım 2012 - 05:00

Mustafa Sarıgül, Türkiye’nin en başarılı yerel yöneticisi. Üç dönemdir seçmenlerin büyük desteğiyle Şişli Belediye Başkanlığı görevini sürdürüyor. Sarıgül fenomenini sadece Nişantaşı ve Teşvikiye gibi gözde semtlerde yapılanlarla sınırlı tutmak eksik bir tarif olur. Kaldı ki bu söylediğim yerlerin, altyapısıyla, mağazaların vitrinleriyle yeniden düzenlenmesi şehrin tamamı için bir değer artışı sağladı.

Nişantaşı’nın Paris ve Berlin’den geri kalmadan yeniden yaratılmış olması Sarıgül’ün yerel yönetim vizyonunu gösteriyor. Sarıgül’ün belediyeciliğinin etkilerine Münih’ten Van’a kadar çok farklı yerlerde bizzat tanık oldum. Başarının bir diğer kriteri de zor zamanlarda insanların yanında olabilmektir. Sadece medyatiklerin değil, sıradan insanların dertlerine el uzatan bir Sarıgül gerçeği var. Van depreminde ilk büyük yardımı o topladı. İşadamlarını harekete geçirdi ve pek çok okulu yeniden yaptırdı.

[[HAFTAYA]]

Bugün Şişli ilçesi sınırları içindeki eğitim kurumlarının önemli bölümü depreme karşı güçlendirildi. Güçsüzlerin, azınlıkların ya da yoksulların yanında da görüyorum; cemevlerine yardım götürüyor, kiliselerin bakımını yaptırıyor. Şişli’de insanların hayat kalitesini yükseltmek için yapılan çalışmalar dünyanın farklı bölgelerinde örnek projeler olarak ele alınıyor. Bu başarıların elde edilmesinde belediyecilik hizmetleri kadar Sarıgül’ün çalışkanlığının ve kişisel düzeyde geliştirdiği ilişkilerin de ciddi rolü var.

* * *

TBMM’de kabul edilen ‘Büyükşehir Belediye Yasası’ 13 ili büyükşehir kapsamına alıyor. Yasa, 68 yıldır Şişli Belediyesi’nin sınırları içinde bulunan Ayazağa, Huzur Mahallesi ve Maslak’ı Sarıyer’e bağladı. Sözünü ettiğim yerler İstanbul ekonomisinin candamarı niteliğinde. Türkiye ve dünyaya yön veren şirketlerin temsilciliklerinin çoğu burada sıralanmış durumda. Bugün Maslak ve çevresinin İstanbul’un Manhattan’ı olarak anılmasında Şişlili vatandaşların ödediği vergilerin de rolü oldu.

Bu sınır değişikliği temel demokratik teamüller bir yana, vergi hukuku açısından da sorunlu görünüyor. Siyasi otoritenin; İstanbul’da vapurlar, metrobüsler ve otobüs durakları gibi konularda halkın görüşüne başvurması çok olumluydu. Şişli gibi kritik ilçeyle ilgili hayati bir karar alınırken bu yola gidilmemesi -bence- yanlış oldu.

Avrupa yerel yönetimler şartına göre bu tip sınır değişikliklerinin referanduma götürülmesi gerekiyor. Bu şartı bir kenara koyuyorum, “Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterleri” diyebilme olgunluğu göstermiş bir ülkenin, bu konuyu farklı şekilde ele alması gerekirdi. Sarıgül’ün çatışmadan uzak, yumuşak ve herkesi kucaklayıcı üslubu bunu hak etmiyordu. Eğer halk, Sarıyer’e bağlanma yönünde karar verseydi buna kimsenin söyleyecek sözü olmazdı. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, bu konuda nasıl bir süreç izler bilemiyorum, ancak en son aşamada Anayasa Mahkemesi haksızlığın düzeltilmesi yönünde bir karar alabilir.