Bu bir yapı

Cumartesi, 06 Şubat 2010 - 05:00

Murat Birsel’in bir teklifi var. Diyor ki:

- Genelkurmay Başkanı, Başbakan ve eşini GATA’ya davet etse...

Ne olur?

Kemal Derviş’in de bir fikri vardı. Demişti ki:

- CHP’li Belediye Başkanlarından biri türbanlı olsa...

Ne olur?

İyi ya... Gürsel Tekin de diyor ki işte:

- Çarşaflılara 6 ok rozeti takıldı da ne oldu?

Kıyamet mi koptu?

***

Fakat boşuna konuşuyoruz. Boşuna yazıyoruz.

Uzlaşma kültürü diye bir şey, bizim genlerimizde yok.

İlgili bakanlar, bir formül üretip Başbakan’ın önüne koyabilseydi, Tekel İşçileri şimdi eylemi bırakıp evlerine çoktan dönmüştü.

Bizde uzlaşma yok.

Jest yok.

Nezaket yok.

Özveri yok...

Hayır, özveri denmez ona, Feragat denir. Ama o da yok.

Bizde sadece pazarlık var.

İnatla.

Sıkı pazarlık.

- Kopar koparabildiğin kadar.

Öbür taraf ise:

- Kıs kısabildiğin kadar.

Çünkü en kolay yol. Uzlaşma ise, esaslı bir kültür.

***

Uzlaşma’yla, güle oynaya çıkan yasa pek enderdir. Sonunda çıkar ama kavga dövüşle çıkar... Yahu güzel bir önerim var, bir cümle ekleyeyim şu yasaya... Hayır, ekleyemezsin. Önerge reddedilmiştir.

Şimdi biz bu kafayla yeni bir anayasa çıkaracağız, öyle mi?

Çıkaramayız. Çünkü uzlaşamayız.

Zaten bu yüzden tıpış tıpış referandum’a gideceğiz.

Bakar mısınız?

Murat Birsel’in teklifini çok beğendim ama mümkün değil. Zira o olay keşke yaşanmasaydı dediği için Başbuğ Paşa’ya ateş püskürenler var.

Haa.

İyi ki yaşanmış deseydi de yine ateş püskürenler olacaktı. Allahım, sen bizi bu hastalıktan kurtar.