Bu da kepazeliğin fantezisi...

Çarşamba, 03 Şubat 2010 - 05:00

Şu kepazeliğin fantezisini yapalım mı? Hani mahkumları suçlarını çektikten sonra toplum hayatına kazandırmak gibi bir durum var ya; onun... Gazeteci katili Mehmet Ali Ağca’yı eğer tepki görmeseydi yapımcı Fatih Aksoy bir yarışmada yarıştırıp sosyal hayatımıza dahil edecekti... Çivici Katil salıverildiğinde muhtemelen o da Yaprak Dökümü’nde amele olarak çıkabilirdi karşımıza. Malum inşaatı bol dizinin... Münevver Karabulut’un katil zanlısı Cem’i gençlik dizilerinden birine sokup; Deniz Yıldızı mı olabiliyor, Kavak Yelleri gibi mi esiyor yoksa onu Melekler mi Koruyor görebilirdik... Danıştay ve Hrant Dink cinayetlerini işleyenlerin derin ilişkileri anlatan bir sürü dizide esas oğlanın tetikçisi olma ihtimalleri çok güçlü olurdu mesela... Ve son olarak da Bebek Katili malum caninin çok sevdiği uydu kanallarından birinde anchorman olması da mümkün olabilirdi. Direktiflerini de canlı bağlantılarında anlatırdı yandaşlarına... Derdimiz alayını topluma kazandırmak ya; bir yürüyün gidin Allah aşkına...

Hocam bir telkin et lütfen!

Çocukların boyu mezurayla ölçülürse ömürleri kısalır mı? Star TV’de yayınlanan Nihat Hatipoğlu Cevaplıyor programında alt bantta bu soru vardı...

Ardından bir sürü daha akıl ve fikirle uyuşmayan soru geldi durdu hocaya. Hepsini büyük bir sabırla yanıtlarken, nasıl oluyor da sinirlenmiyor diye düşündüm...

Hatipoğlu iyi bir bilim adamı. Ve hakikaten de bir hatibin oğlu. Babası da müftüymüş ki, onu da sorulardan birini yanıtlarken söyledi...

Neyse. Ciddi bir cehalet denizinin ortasındayız. İnsanların Allah’ın gönderdiği yüce kitap Kuran’ı hâlâ başuçlarında tutup da okumadıklarını görünce şaşkınlığım daha da büyüyor. Adamın sorduğu soruya bakar mısınız? Mezurayla kaderi tayin ediyorlar; yuh artık...

Nihat hocanın soruları yanıtlarken sıklıkla en önemli başvuru kaynağını okumalarını öğütlemesi gerekiyor insanlara. Anlamaya çalışmalarını öğütlemesi gerekiyor...

En az her programda yazıp ezberlettiği duaları kadar önemli bu!

Nereye kadar 9.90 TL?

Vallahi bana sorarsanız, kendisini sihirbaz olarak addederim. Elif Korkmazel, KanalTürk ekranında hâlâ günlük 9.90 TL’ye mükellef sofralar kurabiliyor...

O, programa başladığından bu yana temel gıda maddelerine birkaç kez zam geldi. Dolayısıyla böyle bir kotayı tutturmak giderek zor bir hal aldı...

Ama dikkat ettim, neye zam gelirse; Elif mutfağından uzak tutuyor o malzemeyi. Nereye kadar kaçabilecek merak ediyorum.

Çok sıkı keşifleri ve seçenekleri olduğunu da ekleyerek tabii ki...

Diyet yapmayan kilo almıyor!

Dr. Hasan İnsel, uzun yaşama gayreti olarak Türkçeleştireceğimiz anti aging denilen uygulamanın detaylarını anlattı Doktorum’da... Bildiklerimizin çoğunu unutmak zorunda kaldık sayesinde. Hani başarısız her diyetin sonunda mutlaka eski kiloya kavuşacağımızı biliyorduk ama hiç diyet yapmazsak daha az kilo alacağımızı bilmiyorduk... Nasıl oluyor derseniz; diyeti bir zayıflama biçimi değil, bir yaşama biçimi olarak kabul edip, karnımızı buna göre doyurmak gerekiyor. Buyurun, yapabilirseniz yapın!

Röntgen mütehassısı gibi

Bloomberg HT’nin yıldızı parlayacak işlerinden biri Kenan Erçetingöz’le 60 Dakika. Dün ilk bölümü yayınlandı. Konuk Süper Starımız Ajda Pekkan’dı... Kenan Erçetingöz, bildiğimiz isimleri aslında hiç tanımadığımızı kanıtlıyor her seferinde. Ajda Pekkan için de oldu bu. Evindeki rahatlığıyla ilk gez gördü sevenleri onu...

Haftaya kimin röntgenini göreceğimizi hakikaten merak ediyorum!

Adam bir sussa...

Şifalı ot tüccarı Ahmet Maranki şimdi de kozmik sırlara el attı. TRT’de yayınlanan Günbegün programında kozmik sırlara filan değindi...

İhtisasının dışında her konuda bilgili bulunan Maranki’nin çok izleyicisinin olduğu açık. Ama en azından kamu kanalında söz tasarrufunda bulunmalı diyorum...

Ağzı olanın konuştuğu bir toplumda böyle (af buyursun) çakma bilgelerin ışığıyla aydınlanmak yerine televizyonu pencereden atmayı yeğlerim. Yakışmıyor TRT’ye...

 TRT kaçıncı olurdu?..

Geçen aya kadar ocak ayları ekranlar için çok da bereketli değildi. Reklam gelirlerinin yerlerde süründüğü bu en zor ayı genelde kanallar tekrar diziler ve ucuz filmlerle kapatır, prodüksiyonu düşük canlı yayınlara ağırlık verirdi... 2010 yılının ilk ayında bir şeyler değişti. Saydıklarımın neredeyse hiçbiri olmadı. Yani ekranlar hız kesmek yerine gaza yüklendiler. Ve bir ilk; yeni dizi ve program patlaması yaşandı. Neyse... Karnesi de belli oldu rekabetin. O hatta değişen bir şey yok işte. Tüm gün izleyici sıralamasında Show TV’nin üstüne çıkıp ikinci olan atv’nin atağını saymazsak tabii ki... Kanal D ocak ayını lider kapadı. Hemen ardından toplam izleyicide atv, AB izleyicide ise Show TV yerleşti ikinciliğe. Ayın dördüncü kanalı Star TV oldu. Onu her zaman olduğu gibi Fox TV izledi... Ve eğer reyting ölçümlerinden çekilmeseydi kamu kanalı TRT, toplam izleyicide 8., AB izleyicide ise 6. olarak kapatacaktı ayı...