'Bu daha başlangıç yine olsa yaparım'

Gezi Parkı protestoları sırasında Dolmabahçe'deki Bezmi Alem Valide Sultan Camisi'nde onlarca yaralıya ilk müdahaleyi yapan doktorlar, 10 ay sonra yaralılara müdahale ettikleri için 6 yıl 4 ay hapisleri istenen iki meslektaşları için bir kez daha caminin önündeydi

12 Nisan 2014, Cumartesi 15:21
A A

Hürriyet'ten Eyüp Serbest'in haberine göre; Gezi Parkı protestoları sırasında göstericilerle polisler arasında en sert çatışmalar Dolmabahçe’de yaşandı. Onlarca kişi yaralandı. Boğazın kenarında bir inci gibi parıldayan Dolmabahçe Valide Sultan Camisi de mecburen revire dönüştü. İki gece boyunca doktorlar cami içerisine getirilen yaralılara müdahale ettiler. Cami boşaltıldığında, içeride nereden geldiği belli olmayan bir bira kutusu fotoğraflara yansıdı. İçeri ayakkabılarla girildiği, içki içildiği devletin en tepesindeki isimlerce dile getirildi.

İKİ DOKTORA DAVA

Gezi Parkı iddianamesi açıklandığında, içerisinde o gece Dolmabahçe’de yaralılara müdahale eden doktorlar Sercan Yüksel ve Erenç Yasemin Dokudan da vardı. İbadethaneyi kirletmek ve suçluyu kayırmak suçlarından 6 yıl 4 aya kadar hapisleri isteniyordu. İlk dava günü olarak 7 Mayıs 2014 belirlendi.

MESLEK ONURU İÇİN TOPLANDILAR

Doktorlar İstanbul Tabip Odası öncülüğünde dün üniformalarıyla Dolmabahçe Valide Sultan Camisi önündeydi. Ellerinde, “Ayakkabılarımızla değil, steteskoplarımızla girdik”, “Ayakkabılarımızla değil, önlüklerimizle girdik”, “İçeride yaralı tedavi ettik, yine olsa yine yaparız” ve “Diren Hipokrat” yazılı dövizler vardı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu ve CHP İstanbul Milletvekili olan dişhekimi Kadir Gökmen Öğüt, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Hasan Kılıç da destek için oradaydı. Hakkında dava açılan doktorlardan Erenç Yasemin Dokudan meslektaşlarıyla beraberdi. Sercan Yüksel ise hastanede nöbet tuttuğu için gelememişti.

'YİNE YAPARIZ'

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Ali Çerkezoğlu, bir caminin önünde ilk kez basın açıklaması yaptıklarını belirterek şunları söyledi:

“Gezi’de yaptığımızı bugün ve bundan sonra her zaman yapacağımızı, nerede yaralı görürsek, nerede yardıma ihtiyacı olanı görürsek, nerede sağlık ihtiyacı olanı görürsek hiçbir yasa, hiçbir baskı, hiçbir korkutmaya mahal vermeden hepsini göz ardı ederek mesleğimizden ve insan olmaktan aldığımız güç ve kararlılıkla hastalara yine bakacağımızı, yine tedavi edeceğimizi, yine yaralının yanında olacağımızı ilan etmek için buradayız. Bu ülkenin yurttaşları olan hekimler olarak ağacımıza da, parkımıza da, hayatımıza da müdahale eden diktatörlere de karşı olacağımızı yine buradan ifade etmek istiyoruz.”

'GEZİ’DE 12 ÖLÜ, ONLARCA ORGAN KAYBI VAR'

İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Taner Gören ise şunları söyledi:

“Süreç içerisinde bir kısmı kalp krizi geçirmek suretiyle, bir kısmı gaz bombası kapsülünün çarpması sonucu 12 kişinin hayatını kaybettiğini biliyoruz. Onlarca kişinin organ kaybına, göz kaybına uğradığını biliyoruz.”

'DÜNYANIN HİÇBİR YERİNDE OLMAZ'

“Burada bulunuşumuzun nedeni, belki de dünyanın başka bir yerinde olmayacak bir şey. Bu yaralılara yardım eden iki genç meslektaşımız, bu yaralılara neden yardım ettiniz, suçluları korudunuz gibi saçma sapan iddialarla mahkemeye götürüldüler. Hukuk tarihine bir kara leke olarak kazınmış olan bir durumu duyurmak için buradayız.”

'HİÇBİR YASA BİZİ BAĞLAMAZ'

“Bu tür müdahaleleri yasaklayan ve müdahale eden doktorlara 3 yıla kadar hapis cezası ya da 2 milyon liraya kadar para cezası verilmesini sağlayacak bir yasa maddesi de apar topar çıkartıldı. Ama bizim mesleğimizi uygularken bu tip yasalar bizi bağlamaz.

2500 yıldır Hipokrat yemininde de bizim yemin ederek söz verdiğimiz yasalar çerçevesinde biz mesleğimizi uygularız. Hiçbir yasa bizim mesleki onurumuzu elimizden alacak bir öğe olamaz. Bütün meslektaşlarımıza, gezi parkında mücadele eden insanlara saygılarımı sunuyorum. Bu mücadelenin devam edeceğini söylüyorum. Bu daha başlangıç mücadeleye devam.”

'YAPMASAK SUÇTU'

Meslektaşlarıyla birlikte Dolmabahçe Valide Sultan Camisi önüne gelen Erenç Yasemin Dokudan, caminin içinde yaşadıklarını ve sonrasını şöyle anlattı:
“Çok fazla yaralı vardı. Çok ağır yaraları olan insanlar vardı ve çok sayıdaydı. Gerçekten bir olağanüstü durum yaşanıyordu. Sosyal medyada hepimiz duyuyorduk. Burada çok sayıda yaralı olduğu yazılıyordu. Sağlık açısından yardıma ihtiyaç duyulduğunu zaten biliyorduk. Çok fazla insan da sonrasında gelmeye devam etti buraya. Çok sayıda sağlık çalışanı oldu. Öğrenci, sağlık memuru, doktor olmak üzere. Hatta gelmek isteyenlerin bir kısmını da biz geri çevirdik çok kalabalık olduğu için. “

'YEMİN ETTİK'

“Yeminimizde de geçiyor. Dil, din. Irk ayrımı gözetmeden her zaman ve her yerde yapacağımıza yemin ettik bu görevi. Sağlık bir bütün. O gün hem fiziksel, hem ruhsal hem de sosyal olarak yaralanan, hastalanan çok sayıda insan vardı. Nasıl daha önce depremde, açık alanda biri bayıldığında ya da uçakta fenalaştığında yardım ettiysek burada da yardım etmek zorundaydık. O nedenle yaptığımız şeyin meslek etiğine uygun ve yapılması gereken olduğunu düşünüyoruz. Yapmasaydık hatalı olurduk.”

'YAPMAYA DEVAM EDECEĞİZ'

“Çok şaşkınız. Yapmak zorunda olduğumuz ve yapmazsak suç olan bir şeyi yaptığımız için niye yargılandığımız anlamış değiliz. Bunu yapmaya devam edeceğiz. Bu bizim görevimiz sorumluluğumuz.” 
 
'SİZDEN ÖZÜR DİLİYORUM'

Grafiker Nigar Ulusel doktorların açıklamasını tesüdüfen yoldan geçerken görmüştü. Ali Çerkezoğlu’nun konuşmasından hemen sonra doktorlara doğru, “Ben de burada bir avuç insan olarak sizleri karşıladığımız için özür diliyorum. Burada binler, onbinler olmalıydı. Yavrularımız bu kapıdan içeri koşarken, sizlerin yanına girerken, biz bugün 10 kişi, 20 kişi olmamalıydık. Burada bu açıklamanızda burada bakın 15 kişiyi geçmiyoruz. Bu nedenle sizden özür diyoruz. Yanınızda olduğumuzu bilin lütfen” diyerek seslendi. Nigar Ulusel’in sözleri doktorlar tarafından alkışlandı. 

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;