Mehmet Coşkundeniz

//icdn.posta.com.tr/images/{aspect}/2017/01/17/8170739.mehmet_coşkundeniz_27.png

Bu dünyaya çocuk getirmek

Pazar, 15 Kasım 2009 - 05:00

Eşim hamile. Kısmetse, nisan sonu ikizlerimiz olacak. “Bu dünyaya çocuk getirilir mi?” diyenlere inat “Asıl bu dünyaya çocuk getirilir” dedik ve kararımızı uygulamaya koyduk. Ve fakat öyle bir dönemde hamilelik geçiriyoruz ki, ikimiz de paranoyak olduk. Biliyorsunuz, bu ‘domuz gribi’ meselesinde hamileler risk grubunda. Doktorumuz, domuz gribi aşısını önermiyor. Tamam, biz de yaptırmıyoruz. Ama bugüne kadar 60 kişi öldü bu hastalıktan, şaka değil. Bunlardan ikisi de hamileydi. Üstelik salgın giderek daha vahim hale geliyor. Eve kapandık, hiçbir yere çıkmıyoruz. Eşim, hiçbir şekilde ilaç alamadığı için doğal ürünlerle bağışıklık sistemini güçlendirmeye çalışıyor. Tabii hangi ürün doğal, hangisi değil anlayabilirsek... Çünkü bir de ‘Genetiği Değiştirilmiş Organizma’ (GDO) meselesi var...

***

Soğuğa dayansın diye domatese balık geni enjekte ediyorlar örneğin. Yani ne yediğimiz belli değil. Bu GDO’ların çocuklarımıza nasıl bir zarar vereceği konusunda bilgimiz yok. Diyelim ki öğrendik. İyi de hangi ürünün GDO’lu, hangisinin GDO’suz olduğunu bile bilemiyoruz ki? Çünkü Tarım Bakanlığı’nın yönetmeliğine göre, GDO’lu ürünün üzerine GDO’lu diye yazmak yasak!! Şimdi biz ne yapalım sevgili okur? Biz daha anne karnındaki bebeklerimizin bu tür ürünlerle zehirlenmesini istemiyoruz. Fakat çaresiziz işte...

***

Şimdi bir de ‘boyalı mandalina, portakal’ meselesi çıktı ortaya. Millet ‘domuz gribi’nden korunmak için C vitamini takviyesi yapmak amacıyla narenciyeye hücum etti ya, bazı uyanıklar sırf göze güzel görünsün diye mandalinayı, portakalı turuncuya boyuyor. Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkanı Mustafa Türkmenoğlu, “Meyve otomobil mi ki boyansın?” demiş. Balık, otomobil mi ki taze görünsün diye solungaçlarını kırmızıya boyuyorlar Sayın Türkmenoğlu? Bilmeyene yutturmuyorlar mı kırmızı mürekkepli bayat lüferi, levreği? Sayın Türkmenoğlu, narenciye ürünlerinin tüm dünyada uygulanan etilen-nem-doğal ısı ile sarartıldığını da söylemiş. Ben Mersinliyim Sayın Türkmenoğlu. Narenciyenin göbeğinde büyüdüm. Portakal çiçeklerinin nasıl koktuğunu bildiğim gibi, güzelim mandalinaların, portakallarını ve de muzların nasıl sarartıldığını da bilirim. Sizin yurt dışına ihraç ettiğini ürünlerde sorun yoktur eminim. Ama iç piyasaya verilen ürünlerin birçoğunun etilen ile değil, asetilen ile yani bildiğiniz karpit ile sarartıldığını görecek kadar çok yaşadım Mersin’de. Karpitin meyveyi nasıl bozduğunu herhalde siz benden daha iyi bilirsiniz.

***

Her neyse sevgili okur, biz dünyaya çocuk getirmekten korkmuyoruz. Ama bebeklerimiz dünyaya gelene kadar olup biteceklerden korkuyoruz. Baksanıza, sanki mayınlı bir arazideyiz. Dört yanımız tuzak. Birinden kurtulsak, diğerine tosluyoruz. Gözünü para hırsı bürümüş satıcıları da Allah’a havale etmekten başka bir şey gelmiyor elimizden. Biz güvenmek istiyoruz. Pazardan aldığımız mandalinaya, marketten aldığımız prince, mercimeğe, mısıra güvenmek. Hepsi bu...