'Bu gösteriye erkek sinek bile giremez'

Kara çarşaflı stand up'çı Hatice Çöpoğlu son günlerin en popüler siması

a
a
Pazar, 21 Kasım 2010 - 05:00


'Bu gösteriye erkek sinek bile giremez'

RÖPORTAJ: Merve Özaytekin
merve.ozaytekin@posta.com.tr

Aklınıza gelen stand up’çıları sayın desem bir çırpıda kaç isim sayarsınız ve kaç tanesi kadın olur? Hepimizin aklına gelenler malum. İşte onların içinde yeni yeni ilgi çeken biri daha var. Ama onu seyretmenin tek koşulu kadın olmak. Çünkü o kara çarşafıyla ‘Kadınca Kararınca Şakalar’ yapıyor. 40 yaşındaki kara çarşaflı Hatice Çöpoğlu aslında 2 çocukannesi bir kadın. Uzun yıllar memur olarak çalışmış. Ardından gelen sürgünler onu memuriyetten koparmış ve sahnelere atmış. Eğlenmeyi, güldürmeyi çok seven Hatice Çöpoğlu’nun öyle az buz da takipçisi yok. Sosyal paylaşım sitesi facebook’ta kendine bir sayfa açmış ve kısa zamanda 1000’i aşkın takipçisi olmuş. En hayran olduğu isim Cem Yılmaz, kendine onu örnek alıyor. Kara çarşaflı stand up’çı’nın en büyük hedefi köşe yazarı olmak, ama öyle sandığınız gibi politika ya da kadın sorunları yazmak istemiyor, espri yapmak, her sabah okurlarını güldürmek istiyor. Hatice Hanım’ın şovu bu ayın 27’sinde Bakırköy’deki Hayal Dünyası Büyülü Sahne’de. Bilet fiyatı 30 TL ama unutmayın bu gösteriyi sadece kadınlar izleyebilir!!!

Türkiye’nin ilk kapalı kadın stand-upçısı sizsiniz. Çok popülersiniz, ne hissediyorsunuz?

Ben bu kadar ilgi hiç mi hiç beklemiyordum. Ama hayatıma baktığınızda bunu yapmam çok normal. Ailenin tek çocuğu olduğum için fazla şımartıldım. Hep aykırılıklarım oldu. Çocukluğum Eyüp’ün sırtlarında, sokaklarda oynayarak erkek çocuğu gibi geçti.

Okul hayatınız nasıldı?

İlk ve ortaokulu Eyüp’te bir okulda okudum. Lisede de Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Sağlık Meslek Lisesi’nin sınavlarına girip laboratuar bölümünü kazandım. Forma giymezdim. Okulda jileyi giymek bana saçma gelirdi.

Ne zaman kapanmak istediniz? Ailenizde kapalı var mıydı?

Hiç yok. Annem ev hanımıydı. Babam da inşaat sektöründe çalışıyordu. Ailem inançsız değil. Ama namaz, ibadet veya kapanmak onlar için bir gruba üye olmak gibiydi...
Hatta geleneksel olarak başlarını örtenler var ya, onlar gibi bile değiller. O tarz şeyleri yadırgıyorlardı. Lise bitince 19-20 yaşlarında kapandım. 20 senedir kapalıyım, 4 yıldır da kara çarşafa girdim.

Böyle bir aileden çıkıp karar vermek zor olmadı mı? Neydi sizi kapanmaya iten?

Çok zor oldu. Önce kendim bu kararı vermekte gerçekten zorlandım. Ama baştan söyleyeyim, beni hiç kimse böyle bir konuda etkileyemez. Bu süreç zor ve uzun oldu.
Önce Kur’an-ı Kerim’in mealini okudum. Sonrasında emekli bir doktor hanımdan Kur’an okumayı öğrendim. Surelerin, ayetlerin anlamı beni etkiledi, kapanmamı tetikledi. Ama kapanmak bana, egoma çok ağır geliyordu.

Sonra ne oldu?

Kur’an’dan okuduğuma göre ‘kapan’ diye bir emir var. O emri kendime muhatap kabul ettim. Güzelliğin gözükmemesi, saçlarımı gizlemekte çok zorlandım.
O zaman kendime ‘Neden zorluyorum, koy kenara kapanmayı, namaza başla’ dedim. Namazda da o kadar dua ettim ki kapanmak için... ‘Allah’ım bana güç ver, kapanayım’ dedim. Sonunda kapandım.

Ailenizde ve çevrenizde yadırganmadınız mı?

Yadırganmaz olur muyum? Bir de şık kapanmayı tercih etmedim. Koyu renk pardesüler, uzun uzun başörtüler giydim. Yine de pek çok kişi tekrar açılacağımı iddia etti. Ailemse benim bir gruba girdiğimi düşündü.

Yadırgandığınız için kendinizi kötü hissetmediniz mi?

Ben bunu kendim istedim. O yüzden de kötü hissetmedim. Musevi, Hıristiyan arkadaşlarım var, onlarla hep arkadaşlıklarım devam etti. Şöyle söyleyeyim, herkeste aile baskısı olabilir, mahalle baskısı olabilir. İnsanlar kendi seçimleri doğrultusunda kapanmıyor. Ben ise aileme baş kaldırdım. Kaç kişi bunu yapabilir?

zaman çarşafa girdiniz? İş hayatınızı etkilemedi mi?

Kara çarşafa girmem tabii daha kolay oldu. 18 yaşında Cerrahpaşa’da laborant olarak çalışmaya başladım. Ve baş örtülü memuriyet yaptım. Laboratuarda beyaz pamuklu bir başörtü, önlük, pantolon giyiyordum.

Hiç zorluk yaşamadınız mı?

28 Şubat sürecinde problem yaşadım. Aslında çok küçüktüm. Bize nazik davrandılar, ifademizi aldılar ama sonra sürgün günleri başladı.

Nereye gittiniz?

Çocukluğumun geçtiği, büyüdüğüm yerden ayrıldım. Gidip gelemeyeyim diye evime çok uzak olan Avcılar’daki Orman Fakültesi’ne verdiler beni. Herkes yazın sıcağında çalışırken biz ağaçlar altında 3 ay geçirdik.
Sonra da Gökçeada’ya tayinim çıktı. Gökçeada çok zordu. Yeni evliydim, tedavi görmem gerekiyordu. Sonra da zaten işle ilişkimizi kestiler. Şimdi artık bunları gülerek hatırlıyorum.

Eşinizle nasıl tanıştınız?

Eşimin teyzesinin kızı Cerrahpaşa’da mesai arkadaşımdı. Hayat görüşümün benzer olduğunu düşünerek tanıştırdı.

Onun ailesi kapalı mı?

Hayır. Trakyalılar, geleneksel örtülüler. Benim hayat tarzım da onlara ters geldi. Eşimin ailesi beni sonradan sevdi. Eşim ailesinden farklı olarak bana daha yakındı, mutlu olduk. Ama eşim nereden bilebilirdi ki 40 yaşından sonra kendimi sahnelere atacağımı.

İşsiz kalınca ne yaptınız?

Özel bir şirkete girdim. 2 yıl özel sektörde çalıştım. Büyük oğlum dünyaya gelince de iki yıl uluslararası bir firmanın pazarlamasını yaptım. Baş örtüsüyle problem yaşamıyorum.
Ama o zaman anladım ki hayatımla ilgili anlatacağım birçok anı birikmiş. Yaşadığım sürgünü, Cerrahpaşa’daki anılarımı, bayii toplantılarında, yurtdışı gezilerinde yaşadıklarımı çevremdekilere anlatıyordum. Herkes çok eğleniyordu.

Ve böylece stand up yapmaya mı karar verdiniz?

Aslında hemen karar veremedim. Çünkü stand up’ı her gün ayrı bir metin hazırlanan bir şov sanıyordum. Ne zaman ki diğer stand up’çıları seyrettim, bu işi yapabileceğimi anladım. Çünkü zaten arkadaşlarımı her zaman anlattıklarımla eğlendiriyordum.

Eşiniz ne dedi stand up yapacağınızı söylediğinizde?

Güldü, ne desin.

Siz kendine karıştırmayan, dominant bir kadına benziyorsunuz... Eşiniz sizi kıskanıyor mu?

Evde benim sözüm geçmez, eşimin sözü geçer. Benim zararsız isteklerim vardır. Hanımlara stand up yapıyorum, güldürüyorum. Ee zaten evde de güldürüyordum, misafirlikte de ne değişti.
Carcar edenden korkma. Evde sesiz olanın sözü geçer. Baktı ciddiyim, sahneyi bulmamda, bilet bastırmamda bana çok yardımcı oldu.

Şovunuzu sadece kadınlar seyredebiliyor. Bunu eşiniz sizi kıskandığı için mi yoksa din böyle gerektiriyor diye mi yapıyorsunuz?

İkisi de değil. Sadece kadınlara oynamam ne dinle, ne de eşimle ilgili. Erkeklerle konuşabilirim ama espri, şaklabanlık, taklit yapamam. Eşim bile oyunu daha canlı seyretmedi, banttan seyretti. Bu benim iç dünyamla ilgili, erkeklerin görmesini istemiyorum.

Gösteride en çok neye gülüyorlar?

Kadın-erkek ilişkilerine. Ve belden aşağı esprilere...

Belki karaçarşafı ilgi çekmek için giydiniz, nereden bileceğiz?

Öyle düşünenler de oldu. Hatta bizim çarşafımıza laf getirdin diyenler de... Ama hiç akıllarına gelmiyor. Gencecik yaşında, aileye, devlet memurluğuna rağmen böyle bir karar almış.
Bunu kolay mı aldı, hiç mi mücadele etmedi etrafıyla diye. Karakterim buysa, şaka yapmayı seviyorsam bu kıyafet beni değiştirecek mi? Bu hayatta herkes oynuyor. Bazısı din adına, bazısı dinsizlik adına oynuyor. Herkeste bir maske var. Kimse doğal değil.

En çok sizi ne üzdü?

Gizli kamera. En çok beni dinimden vurmaları koydu. Buna çok üzüldüm, çünkü ben zaten kendi halimde de haber olurdum. Düşünsenize, 40 yaşından sonra bir kadın stand up yapmaya başlıyor, pek rastlanır bir şey değil.

Nasıl espiriler yapıyorsunuz?

Hepsini anlatmayayım, herkes gelsin izlesin. En çok VIP hacılara gülüyorum, onları sahneye taşıyorum. Biliyorsunuz hacılar şeytan taşlar. Ben de sahnede diyorum ki “Bu VIP hacılar o Şeytan’ı da VIP’den taşlar o zaman”. Zeka seviyesi düşük olanlar yanlış anlıyor.

Devlet erkanına ve onun eşlerine de gösteri yapmak ister misiniz?

Sadece onlara özel, yani protokole gösteri yapamam. Ama seyircinin içinde 3-5 kişi olabilir. Ben gösteri sırasında seyircimle diyalog kurar, onların üzerinde espriler yaparım. Gelenler benim takılacağımı göze almışlardır. Ama bir gün oynarsam, bu şova VIP denir, çok da komik olur.

Seda Sayan’ın umre görüntülerini yayınlamasına ne diyorsunuz?

Yaptığının gösteriş olduğunu düşünmüyorum. Televizyon programında bunu öyle olsun diye yayınlamış olabilir. Hep iyi tarafından bakıyorum. Her şeyi dışında yaşayan kadın bunu da gizlemek istemedi. Sanatçılardan gizleyeni ve basından gizleyeni de var. Ama Seda Sayan böyle yapıyor. Herkesin tarzı kendine...

14 Kasım 2010 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır