Bu ince bir veda havasıdır!

Cumartesi, 24 Kasım 2012 - 05:00

“Suskunlar” (Show TV) dizisinin biteceğini ilk bu köşede okumuştunuz. Senaristten oyuncusuna kadar büyük bir değişim vardı. Bildiğim kadarıyla yönetmen de değişmişti... Sonra dizinin günü ve saati değişti. Yani bitmesi için tüm alametler belirdi. Dolayısıyla önceki gün bir yapımcının ağzından dizinin bittiği duyuruldu...

Ama öte taraftan dizinin bizzat ilk ağızdan bir açıklaması olmadı. Yine de TV aleminde bu işlerin böyle yuvarlandığını söyleyebiliriz... Konuşanlar ve suskun kalanlar. Genelde haklı çıkan konuşanlar oluyor. Bu durumda “Suskunlar” için dizide sıklıkla yararlandıkları Ahmet Kaya’nın “Vakit tamam seni terk ediyorum/ Bu ince bir veda havasıdır” şarkısını dillendirmek şart oldu...

[[HAFTAYA]]

Özge gitti kim geliyor?


CNN Türk’ün sabah habercisi Özge Uzun hızlı bir şekilde makas değiştirdi ve Kanaltürk ekranına transfer oldu... Sezon ortasında gerçekleşen bu tür transferler bana hep manidar gelmiştir. Belli ki Özge kendisi için yeni bir açılıma ihtiyaç duydu. Şartlar oluştu ve gitti. Kendi adıma yeni kanalında mutluluklar diliyorum... Bunun yanı sıra sezonun başından beri Özge ile programı ortaklaşa sunan Deniz Bayramoğlu ekranda tek kaldı. Ama uzun sürmeyeceğini not düşmek isterim... Öyle ilginç bir partnerle görüşmeler başlamış ki, gerçekleşirse sabah ekranında ilginç bir ilki yaşayacağız, benden söylemesi...

MEMATİ DE ORADA!

Polat Alemdar önceki gün sevdiklerine veda etti. Son görevi Suriye meselesine el atmaktı. Ama dikkat ettiğim kadarıyla aradan Gazze meselesini de çıkarıverdi... “Kurtlar Vadisi”nin (atv) gündemi bu denli hızlı yakalayıp analiz etmesi başından beri bana ilginç gelmiştir. Belli ki meseleleri iyi okuyan senarist kadrosu sayesinde ekranda sahici kalabiliyor... O değil de geçende “Memati ölmedi” diye diretmiştim ya, dizinin giriş çıkış sponsor bantlarında tek karede gülümsemesi bunun resmi gibi oldu bana göre. Memati hâlâ vadinin tam da göbeğinde...

O YEMİNE GÜVENİLİR Mİ?

“Güven Bana” (atv) isimli yarışmanın yeni bölümü önceki gece ekrandaydı. Dikkatimi çeken şu oldu; sunucu Tamer Karadağlı iki yarışmacıya daha önce hiçbir yerde karşılaşmadıklarına dair bir yemin ettirdi... Stüdyodakiler ve biz izleyiciler buna şahitlik ettik, bu tamam. Ama daha önceki bölümde kazandığı parayı diğeriyle bölüşmeden neredeyse kaçıp giden yarışmacı vardı... Hal böyle olunca, mevzuu da para olunca baştaki yeminin ne kadar güvenilir olduğu aklıma geldi. Sanırım bu tip atraksiyonlarda bir de noter bulundurmak iyi olacak; ne dersiniz sevgili okur!

DOĞRU STRATEJİ BUDUR!

Hülya Avşar’ın önceki gün konuk olduğu NTV ekranındaki sohbetini lezzetle izledim. Kabul etmek gerekir ki Avşar kızı masanın neresinde durursa dursun yakışıyor... Önemli bir strateji olarak girmek istemediği dizi oyunculuğu meselesini ise alkışlıyorum. Anlı şanlı oyuncuların yaprak gibi döküldüğü şu reyting ortamında ekranda kalma meselesini büyük bir başarıyla halletti çünkü... Jüri olarak yer aldığı iki programın toplam reytingi benim diyen dizinin üç misli neredeyse. Toplarsak; Hülya Avşar şu ekran işini çözmüş vesselam!

Birand’a itirazım var...

Mehmet Ali Birand önceki gün konuk olduğu programda “32. Gün’ün bir haber programı olarak miadını doldurduğunu, bu yüzden de tartışma programına çevrildiğini” söyledi. Birand sözlerini, “32. Gün’ün hit olduğu yıllarla aynı koşullarda olmadığımızı, artık bu işi haber kanallarının yaptığını” ifade ederek destekledi. Bu noktada itirazım var... Allah aşkına hangi haber kanalının herhangi bir programında dünya liderleriyle yapılan bir röportaja tanık oluyoruz? “32. Gün”ün dünya çapında manşet olan analiz dosyalarına şu ana kadar hangi program yetişebildi? Yaşadığımız dünya çok hareketli ve bunu anlamak için neredeyse yarısından fazlası “içeriye” odaklanmış mevcut haber kanalları yetmiyor Birand... Dünyayı bu kaos ortamında doğru düzgün okumak için her zamankinden çok daha ihtiyaç var haber programı olan “32. Günlere”...

Düşen bilir!

“Kader Mahkumları” Flash TV kanalının en çok izlenen ve dünyada eşi benzeri bulunmayan bir programı... Bilmeyenler için mahpushane ortamında çekilen bu istek programında çoğunlukla “içeriden” gelen istek türkülerinin seslendirildiğini hatırlatalım... Programın sunucusu Dilberay Besen ablamız ekranda sanki doğuştan koğuş ağası gibi bir fotoğraf veriyor. Peki, hakikaten düşenin halinden anlıyor mu? Bunun yanıtını “Burada Laf Çok” (CNN Türk) programında bizzat kendisi verdi. Kendisine “İçeri girdin mi?” diye sordum ve ilk ağızdan yanıtı aldım; “Evet, iki kez”... Dilberay, Almanya’da 11 ay süren hapishane sürecini de bir hayli dokunaklı bir şekilde anlattı. Ve ekledi; “Benim ülkemin hücresi bile her isteğine “Nein” (Hayır) diyen eloğlunun parmaklıklarının ardında cennet kalır”... O zaman düşenin halinden düşen anlar lafının boşuna söylenmediğini anladım. Dilberay ablamız Flash TV ekranındaki programında oynamıyor yaşıyordu çünkü...