Bu kaç kişilik sır

Çarşamba, 06 Ocak 2010 - 05:00

Devlet sırrı nedir?

Ciddiyetsiz bir ülkede sır diye bir şey olur mu?

Olur.

Vermek istemediğin bilgiye devlet sırrı denir.

Peki sır nedir?

O kolay.

Kol kırıldığı zaman yen içinde kalan kısma sır denir.

Peki kaç kişi bilir bu sırrı?

- Bir kişi.

İki kişi olmaz mı?

Olmaz.

O zaman sır olmaktan çıkar.

***

Öyleyse kozmik odadaki devlet sırlarını koskoca karargahta yıllardır acaba kaç kişi biliyor?

Üç kişi mi, beş kişi mi, on kişi mi?

- Yahu onlar zaten emekli olup gitmedi mi? Yerlerine yeni elemanlar gelmedi mi? Onlar da gidip başkaları gelmedi mi?

Ne biçim sır bu?

100 kişi biliyor.

Şimdi bir de sivil hakim öğrendi durumu, etti 101 kişi.

*** 

Hakim’in yaptığı nedir? Arama.

Hayır. İnceleme.

Tamam da neyi inceliyor?

- Bir suikastın anatomisini.

Olamaz.

Suikastler bodoslama bir iştir. Sözlü olarak ısmarlanır. Yani bilimsel bir yanı yoktur. Kozmik oda’da neyi inceleyeceksiniz? Aklımıza takılan budur, değil mi? Evet budur. Belli ki başka bir şey incelenmektedir.

***

İşte burada durun.

Asker, kendi içindeki çürük elmaları, kendi temizlemeliydi...Ya da temizlemeli...

Belki demode kalmış kozmik bölümleri, kendi tasfiye etmeli.

Devlet sırrı’nın tarifini bile baştan yapmalı...

Ama yapmadı.

Şimdi dışardan gelen bir sivil, racon kesecek. Ve Asker buna incinecek.

İnşallah tertemiz çıkar ama ben bu kozmik odaları bilirim. Şu yanı başımdaki odaya maliye memurları tam 3 yıl kapandılar ve ille de bir kabahat bulmaya kararlı oldukları için Aydın Doğan’a bir elbise biçtiler... Eh, 3 yıl uğraştık, bir halt bulamadık diyecek halleri yoktu.

*** 

Şimdi Askeri karargahta inceleme yapan hakimi düşünüyorum. Bütün yükü o tek hakim’e yıktık.

Askeri dışarda tutarak da konsültasyonu eksik bıraktık.

Haa... Asker şimdi uyandı devlet sırrı diyor.

Olmaz.

Devlet sırrı nedir? Geldik yine yazının başına. Vermek istemediğim bilgiye devlet sırrı denir.

Hoppala.

Halbuki Asker diyecekti ki:

- Siz durun, ben yaparım.

Zaten yapmalıydı bunu.

20 yıldır, 40 yıldır yapmalıydı.

Hâlâ da yapabilir.

Ve Asker’e o yakışır.