Bu kadarına pes artık!

Perşembe, 22 Kasım 2012 - 05:00

Avrupa Birliği Bakanı Egemen Bağış, önceki gün Fransa’nın Strasbourg şehrindeydi. Vizelerin kaldırılması konusu etraflıca masaya yatırıldı. Bağış’ın vize muafiyetini sağlamak için gittiği her AB şehrinde Avrupalı politikacılarla adeta savaştığına tanığım. AB’de şöyle bir ikiyüzlülük var: Görüşmeler sırasında söz veriyor, sonra verdikleri sözün tam tersi istikamette uygulamalar yapıyorlar. İddia ediyorum, Türkiye’de Batı karşıtı havanın güçlenmesinde vizeler konusunda yaşanan korkunç uygulamaların büyük etkisi var. Avrupa Birliği’nin kimi ülkeleri “Artık çok daha kolay vize veriyoruz” diyorsa da bu doğru değil. Son dönemde öyle şeyler görüyorum ki...

Mesela normal şartlar altında AB ülkelerinin çoğuna vizesiz seyahat etme hakkı bulunan yeşil pasaportlulara inanılmaz zorluklar çıkarılıyor. Benim gibi çok sık seyahat eden ve doğal olarak pasaportları giriş- çıkış damgalarıyla dolan insanların başına gelen bir şey daha var: Sınır polisi pasaportu eline alıp dakikalarca sayfaları karıştırıyor ve benim AB ülkelerinde toplam kaç gün kaldığımı hesaplamaya çalışıyor! Teknik olarak gün sayısını hesaplamaları neredeyse imkânsız olduğu için bu kez sinirlenip pasaportu masaya vurma terbiyesizliğine kadar işi götürüyorlar. Bu anlattığım şeyleri geçenlerde Slovenya’da ve Almanya’da yaşadım.

Öncesinde İstanbul’dan Münih’e uçarken Lufthansa kontuarında pasaportumun -damgaların olduğu sayfaların- fotokopisini çekeceklerini söylediler. Buna itiraz edince, görevli kişi “Efendim, bizimle ilgili değil, Alman makamları istiyor. Eğer orada kalınan gün sayısı limiti geçmişse yolcuyu havalimanından çıkarmadan ilk uçakla geri gönderiyorlar” dedi. Çok rahatsız edici başka bir olayı Amsterdam’da yaşadım. Neredeyse çatışmaya girecek kadar çok silah kuşanmış polisler, uçağın körük kapısına gelip pasaportlarımızı didik didik inceledi; “Bunu başka ülkelere yapıyor musunuz? diye sordum. Afrika ülkelerinin havayollarına da uyguluyorlarmış. Cebine 20 euro koyan sümüklü Avrupalı turist, elini kolunu sallayarak Türkiye’ye girebilirken, sınır kapılarında bizim karşılaştığımız bu aşağılayıcı davranışlar beni artık çıldırtıyor.

***

Galatasaray Manchester United maçını Türk Telekom Arena’da, Microsoft Genel Müdürü Tamer Özmen, Ali Kırca ve İngiltere’den Motivate şirketinin CEO’su Toby Foxcroft ile birlikte izledik. Bir ara Yandex Türkiye CEO’su Mehmet Ali Yalçındağ da bulunduğumuz yere uğradı. Kendisi sıkı Galatasaraylıdır. Harika bir maç oldu. Son yıllarda bu kadar güzel bir tribün şov gördüğümü hatırlamıyorum. THY’nin davetlisi olarak geçen yıl Manchester’ın sahası Old Trafford’a gitmiştim ama orada böyle bir coşku yoktu.

Hamit Altıntop’un direkte patlayan muhteşem şutu golle sonuçlansaydı Avrupa’nın en çok konuşulan görüntülerinden biri olacaktı. “Manchester yedeklerle geldi” gibi laflar ederek Galatasaray’ın başarısını kimse küçümsemesin. Sonuçta, yendiğimiz takım Manchester. Bal gibi bir galibiyet, üstelik altın değerinde. Hangi takımla geldikleri İngilizlerin sorunu. Fatih Terim ve arkadaşlarını gönülden kutluyorum.