Bu kadınlar başka kadınlar

Gizli bahçe içindeki bir okul... Katı bir disiplin... Kuvvetli münazara kulüpleri... Edebiyat derslerinde öğrenilen toplumsal olaylar... Bütün bu eğitimin sonucunda ortaya çıkan güçlü, özgüveni yüksek, rekabetten korkmayan kadınlar. CNBC-E Business Dergisi Haziran sayısında Üsküdar Amerikan Lisesi mezunu genç kadın yönetici ekolüne yer verdi...

Bu kadınlar başka kadınlar

Şu anda 35-50 yaşlarındaki kadın yöneticiler arasında farklı bir tür var piyasada. Fiziksel özellikleri de tuhaf şekilde birbirine benziyor. Visa Europe Genel Müdürü Berna Ülman ile Vodafone CEO’su Serpil Timuray’ı yan yana getirmeyi bir deneyin. Kırılgan gibi görünen minyon hatlara sahipler ama savaş gemileri gibi tasarlanmışlar. Çok dayanıklılar. Ne yaparsanız yapın sağlam kalmayı başarıyorlar. İddialı, özgüveni yüksek, rekabetten korkmayan, bilgiye hakim olmak isteyen insanlar. Bu kadınları diğerlerinden ayıran en belirgin özellik kaba olmadan sert olabilmeleri. Sanki iş dünyasında yeni bir kadın figürünü hayata geçiriyorlar. Yumuşak bir güç uygulayarak şirketleri kolayca dönüştürebiliyorlar. Zor yoldan öğrenmek isteyenler için kadife eldivenlerinin içinde her daim hazır bir çift demir yumruk gizleniyor. Ama aynı zamanda ağırbaşlı ve ferasetliler de. Tipik kariyer kadınlarından farklı duruyorlar. Aslında hepsi de P&G’nin bir zamanlar reklamlarında kullandığı “Çocuk da yaparım kariyer de” sloganı için uygun.

Hepsi başarılı

Genel Müdürü Berna Ülman, uykucu olduğundan dersin başlamasına ancak 15 dakika kala uyanabilirdi. Arkadaşları dersten önce yemesi için ona bir dilim reçelli ekmek taşırdı. Vodafone Türkiye CEO’su Serpil Timuray, en iyi ders notu tutan öğrenciydi. Bu ders notları fotokopiyle çoğaltılır, sınava birlikte hazırlanılırdı. Garanti Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Müge Tuna’nın ders notları da elden ele dolaşırdı. Hillside Otelleri Satış ve Pazarlama Direktörü Nalan Apa, sosyal yönü kuvvetli ve spor tutkunu bir öğrenciydi. Basketbol takımının da oyun kurucusuydu. Ama dersler konusunda tam bir son dakikacıydı. Apa’yı çalıştırma işini dönemin başarılı öğrencisi Yeşim Birleşik üstlenirdi. İkili, gece çalışmak için sözleşir, gizlice tuvalete gidip el feneri ışığında çalışırdı. Arkadaşların birbirini çalıştırması gelenek halini almıştı. Martı GYO Genel Müdür Yardımcısı Özge Közer Pehlivan, bir keresinde başka bir sınıftaki arkadaşına kimya çalıştıracağım derken kendi sınavını ihmal etmiş ve zar zor 45 alabilmişti.

İlişkilerde mesafe ayarını iyi yönetiyorlar

Yatılı okuduklarından ders saatleri sonrasında yabancı öğretmenlerle aynı kampüsü paylaşıyorlardı. Bu durum üzerlerinde iki büyük etki yarattı: İlki öğretmenleriyle olan iletişimleri ilişkilerinde mesafe ayarını iyi yönetmeyi öğretiyordu. Birlikte brownie pişirip, scrabble, tavla oynuyor, basketbol maçı yapıyorlardı. Düzenlenen yetenek gösterisi şovlarında öğretmenlerine türlü şakalar yapıyor, ertesi gün ders saatinde kendilerine çabucak çeki düzen verebiliyorlardı. İş hayatında çalışanlarıyla kurdukları iletişimde kimi örnek aldıkları çok açıktı. Tıpkı öğretmenleri gibi hem samimi hem de mesafeli olabiliyor, tatlı sert bir otoriteyle sıcak ve kuvvetli bir bağ kurabiliyorlardı. Psikoloji derslerinde öğrendiklerini pratiğe geçirmeye başladılar. Geliştirdikleri biraz politik biraz da diplomatik dil iş hayatında çok işlerine yaradı.

En güçlü silahları münazara taktikleri

Bu diplomatik dil Münazara Kulübü’ndeki öğretilerle birleşince, Üsküdar Amerikanlılar’ın en güçlü silahı haline dönüştü. Burger King Türkiye İş Geliştirme Direktörü Özge Ülkü, “Münazara Kulübü’nde zaman yönetimini, kısa sürede strateji geliştirmeyi, takım içinde iş bölümü yapmayı, karşımdakini ikna etmek için, nereye kadar zorlayıp, ne aşamada geri adım atacağımı öğrendim. Açıkçası hayatı da bu şekilde yaşıyorum ve yönetiyorum. İşimde, evimde, çocuğumla, sevdiğimle ve ailemle ilişkilerimde” diyor. Credit Suisse Londra Genel Müdürü Berna Bayazıtoğlu da öğrendiği münazara taktiklerinin hayatını nasıl kolaylaştırdığını şöyle anlatıyor: “Bir konuyu savunmak için ona nasıl yaklaşmam ve araştırmam gerektiğini, mantıklı ve güçlü argümanlar oluşturmanın önemini bu okulda öğrendim. Ve bu taktikleri hep kullandım, hâlâ da kullanıyorum. Örneğin Londra veya Cenevre’deki toplantılarımızda yatırım fikirlerimi savunurken. Ya da Mısır’da yediği yemekten zehirlenen ekonomistimizi uçuş sırasında daha kötüleşebilir diye uçağa almakta tereddüt eden pilotu ikna ederken. Veya İsrail Merkez Bankası’ndaki toplantımdan sonra Mescid-i Aksa’yı ziyaret etmeye gittiğimde yanımdaki eşarbın küçük olduğunu ve beni içeri almayacağını söyleyen Filistinli güvenlik görevlisini ikna ederken kullandığım yöntemler hep o günlerden kalma.”



Zor şartların takım oyuncuları

Eğitmenlerin bilinçli şekilde bu ortamı hazırladıklarına dair ciddi kuşkular bir yana, kız kardeşler zor şartlarda da yardımlaşmayı ve takım olmayı öğrenmişlerdi. Berna Ülman, “Başka okullardan erkek arkadaşlar edinmeye başlamıştık. Kampüsün gözden uzak bir yerinde sanat evimiz vardı. Gece olunca gizlice yatakhanelerimizden 10 kız çıkar, geceliklerle 300 metre yürüyüp sanat evine giderdik. Orada bozuk para ile çalışan bir telefon vardı. Ama biz bir şekilde mekanizmayı devre dışı bırakmayı başarmıştık. Kimimiz erkek arkadaşımızla konuşuyor, kimimiz gözcülük yapıyorduk ve para ödemeden saatlerce konuşuyorduk” diyor. Takım çalışmasının etkili örneklerinden bazıları da doğal olarak kopya konusunda kendini gösteriyordu. Emirates Türkiye Genel Müdürü Bahar Birinci, “Yatılı okuyorduk. Bazen gizlice idare binasına girer, sınav kağıtlarını basmak için kullanılmış ve çöpe atılmış karbon kağıdını çalardık. Tuvalette kağıdı ışığa karşı ters tutup soruları okurduk. Yatılı olmayan arkadaşlarımıza bunu itiraf edemezdik. Ama yardım etmek istediğimizden ‘şu konuya mutlaka çalış’ gibi ipuçları verirdik” diyor. Bu başarı yeni kopya girişimleri için de cesaret vermiş. Ama Birinci, bir sonraki denemede beklenmedik bir şey olduğunu söylüyor: “Bir başka seferinde dört arkadaş, öğretmenimiz Zafer Sükan’ın odasına girdik. Ertesi günkü sınavın sorularını yazmış olduğu kâğıttan not ettik. Fakat sabah Zafer Hanım, sınavı yapmadan herkesin sıfır aldığını söyledi. Meğer içimizden biri yanlışlıkla kendi not aldığı kâğıt yerine Zafer Hanım’ın soru kâğıdını almış. Sınıftan kimse bizi ele vermedi ama herkes sıfır almasın diye kendimiz teslim olduk ve disipline çıktık.”

Rekabette şartlara uyum sağlayabiliyorlar

Her şeyi geride bırakıp, sıcak haziran göğünün altında keplerini fırlatan bu kızların çoğu için bir sonraki durak Boğaziçi Üniversitesi’ydi. Yeniden keplerini fırlattıklarında ise artık iş dünyası için kendilerini hazır hissediyorlardı. Ne var ki birçoğu kariyerinin daha ilk adımlarında bocaladı. Çünkü onlara takımın başarısı için gerektiğinde bütün yükü sırtlamaları, en zor ve sorunlu durumlarda bile cesaret isteyen adımlar atmaktan çekinmemeleri öğretilmişti. Oysa tümüyle taktik adımların olduğu bir yerdi iş dünyası. Gayet açık olan böyle bir dünyada arka bahçeye birkaç rakip gömmeden hedefe ulaşmak, imkansız olmasa bile çok zordu. Fazla sürmedi. Zırhlarını kuşandılar ve hedeflerine kilitlendiler. Artık küçük hilelerin bazı durumlarda doğal, hatta yararlı bile olabildiği, kirli, karışık ve dişe diş bir rekabetin içindeydiler. Çoğu esip gürleyen ama yapabilecekleri sınırlı, kendileri için bir tehditten ziyade kağıttan kaplanı andıran rakiplerini tasfiye etmekte hiç zorlanmadılar. Tuhaftı, ama bu akıl oyunları keyifli olmaya başlamıştı. TEB Cetelem Genel Müdürü Nilüfer Günhan, “Okulda bize egolarımızı arka plana itip, iyi birer takım oyuncusu olmamız öğretildi. Benim ekstra bir dezavantajım da kariyerimin henüz başında Üsküdar Amerikanlı bir takım arkadaşıyla çalışma şansı bulmamdı. Çok iyi bir takım olmuştuk. Her şey çok keyifliydi. Bu cazip ve risksiz seçenek bir süre güvenli fanusumdan çıkmama engel oldu. Ancak iş hayatımın ilerleyen safhalarında rekabete karşılık vermeye başladım ve bundan da büyük keyif aldım” diyor.

Süper kadın sendromu yaşamıyorlar

Tüm bu eğitim ve deneyimlerin sonucu ise şöyleydi: Bugün, sosyal zekaları sayesinde tıpkı kablosuz internet gibi karşısındakiyle iletişime geçip, duygularını anlayabiliyorlar. Grupları organize edebiliyor ve kişilerarası diplomasiyle anlaşmazlıkları kolayca giderebiliyorlar. Başkalarının ilgilerine aşinalıkları çok güçlü, onların ruhsal dünyalarını hissedip gerekli tepkiyi verebiliyorlar. Bu nedenle iş dünyasında özellikle pazarlama alanında çok başarılı olabiliyorlar. Ayrıca iletişimde olduğu insanların duygularını ve hislerini sezen bir iç görüye sahip olduklarından, insanlara kendilerini benimsetme konusunda olağanüstü etkinlikleri var. Bu özellikler çalışkanlıkları ve zaman planlamasındaki başarılarıyla birleştiğinde, onları aile ortamında iyi bir eş, çalıştığı iş çevresinde de başarılı bir insan yapıyor. Üstelik bunu, birçok rolü aynı anda en iyi biçimde yapmak zorunda hissedenlerde görülen Süper Kadın Sendromu ile boğuşmadan başarabiliyorlar.

( 19.06.2011 tarihli Pazar Postası'ndan alınmıştır. )

 

2
Yandex.Metrica