Bu kamplaşma görüntüsüyle hiçbir sorun çözülemez

Cuma, 18 Aralık 2009 - 05:00

Tokat Reşadiye’de 7 askerin şehit edilmesi sonrasında “Acaba bu işi devlet ya da askerin içindeki bazı güçler mi organize etti?” gibi bir tartışmanın açılmış olması Türkiye’de çok sağlıksız bir ruh halinin hakim olduğunu gösteriyor.

Bölücü örgütün bu saldırıyı resmen üstlenmesinden sonra bile “PKK bunu yapmış olamaz” diyerek kuşkuya kapılanlar belki istemeyerek de olsa İmralı ve Kandil’in psikolojik harekatının etkisi altına giriyorlar.

Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ, Trabzon’da gazetecilere yaptığı değerlendirmede Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) suçlu gibi gösterilmesine sert tepki gösterdi. Org. Başbuğ, bu açıklamayı yapmakta bana göre haklıdır. TSK da dahil, hangi kurum içinde olursa olsun karanlıklara bulaşmış insanları bulmak yargının görevidir. Ancak sürekli komplo teorisi üreterek TSK’yı töhmet altında bırakmak kabul edilemez.

PKK lideri Abdullah Öcalan, Türkiye’de siyasetin üzerinde daha etkili olmak istiyor, sürecin dışında kaldığını hissettiği an sokakları ve kamuoyunu tetikliyor, DTP’liler üzerinde ağır bir baskı kuruyor. DTP’yi Meclis’in dışına sürükleyen bu süreçte İmralı’nın uyguladığı baskının önemli rolü oldu. DTP’nin “Biz masumuz ama TC bizim siyaset yapmamızı engelledi” söylemi bu kez eskiden olduğu gibi taraftar bulamıyor.

Terörle mücadele sürecinde geçmişte Türkiye’ye silah ambargosu uygulayan Avrupa Birliği ilk kez Ankara’nın Güneydoğu’da attığı adımları destekliyor. Hatta AB daha da ileri giderek kapatma kararında DTP’nin PKK ile arasına mesafe koymamasının büyük rolü olduğunu açıkladı.

Gül MGK’da uyaracak

Türkiye’de üniversiteler, medya, yargı ve siyasetçiler daha önce hiç görülmemiş bir kutuplaşmanın tarafları haline geldi. Özellikle siyasi cephedeki bu bölünmüşlük duygusu vatandaşların umutsuzluğa kapılmasına neden oluyor.

PKK’nın, şiddeti büyük şehirlere taşıma ihtimali en çok Batı bölgelerinde yaşayan Kürt kökenli vatandaşları tedirgin ediyor.

Ben ayrıca DTP’lilerin Ankara’da her kriz çıktığında eşyalarını toparlayıp Diyarbakır’a dönmesinden çok rahatsızım. Ankara’da suskun kalıp politik stratejisini Diyarbakır’a gidince açıklayan DTP, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içindeki bir şehri “etnik başkent” havasına sokuyor. Türkiye’nin partisi olma iddiasındaki DTP’nin bu tutumunu gözden geçirmesini tavsiye ederim.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli son dönemde sokakları sakinleştirmeye çalışarak önemli bir sorumluluk üstlendi. MHP böyle bir havada DTP’nin yaptığı gibi gerginliği körükleseydi oylarını rahatlıkla 3-5 puan artırabilirdi.

CHP Genel Başkanı Deniz Baykal ise kendi parti tabanının beklentilerine yakın bir politik tutum içinde. Ancak ben, CHP’nin Türkiye’nin içine düştüğü bu tıkanıklıktan kurtulabilmesi için anahtar rollerden birine sahip olduğunu düşünüyorum.

Önümüzde kritik bir Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısı var. 28 Aralık’taki toplantıya başkanlık edecek Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün bu tıkanıklığın aşılması için üst perdeden önemli uyarıları olacağını tahmin etmek zor değil.