Bu kavgalar seçime kadar devam eder

Perşembe, 18 Şubat 2010 - 05:00

Ankara’da dün bir kez daha bomba gibi bir gündemi kucağımızda bulduk. Yine tam ortadan ikiye bölündük! Her olayda olduğu gibi...

Yargı, askeri ve sivil yargı şeklinde bölündüğü gibi sivil yargı da kendi içinde ikiye ayrıldı. Üstelik çok tehlikeli şekilde...

Kafalar iyice karıştığı için gelişmelerle ilgili kısa bir özet yapayım:

Erzincan Cumhuriyet Başsavcısı İlhan Cihaner, Erzurum Özel Yetkili Başsavcısı Osman Şanal’ın talimatıyla adliyedeki odası ve evinde arama yapılmasının ardından tutuklandı. İlhan Cihaner, İsmailağa cemaatiyle ilgili soruşturmayı yürütüyordu...

Zaman gazetesinin dün Cihaner ile ilgili haberinde kullandığı “Ergenekon Terör Örgütü üyesi olmak, iftira, hakaret, tehdit ve evrakta sahtecilikle suçlanıyor....” vurgusu dikkat çekiciydi.

Evet, İlhan Cihaner “Ergenekon Terör Örgütü”ne üye olmakla suçlanıyor. Belki de işin en can alıcı noktalarından biri bu.

Ne demek istediğimi bir cümleyle daha açayım. Hükümete yakın gruplar Cihaner’in girişimleriyle iktidarı devirmeye yönelik “İrtica ile Mücadele Eylem Planı”nın Erzincan’da devreye sokulduğunu düşünüyor. Gerçi İlhan Cihaner, İsmailağa cemaatiyle ilgili soruşturmayı 2007 yılında başlattığında Ergenekon’un adı bile duyulmamıştı. Ancak yine de hükümete ve cemaatlere yakın kesimler, irtica korkusu yaymak isteyen kesimlerin darbecilerle işbirliği yaptığını savunuyor.

Yargı ve medya güç savaşının ortasında kaldı

Gelelim bu mücadelenin yargı içinde yarattığı depreme; Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) dün oy çokluğuyla Başsavcı Şanal’ın yetkilerinin alınmasına karar verdi. HSYK gibi Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) bu tutuklama kararına karşı çıktı. YARSAV Başkanı Emine Ülker Tarhan, Adalet Bakanı Sadullah Ergin’in istifasını istedi. Yargıyla ilgili bir başka kurum Barolar Birliği de savcının tutuklanmasının yargı bağımsızlığına darbe olduğunu açıkladı.

AK Parti, HSYK’nın girişimini yargıya darbe olarak nitelendirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan, dün bu konuyu konuşmak üzere hukukçu kurmaylarını ve Adalet Bakanı Sadullah Ergin’i çağırdı.

Cumhuriyet Halk Partisi ise tutuklama olayıyla yargının tamamen F tipi yapılanmaya teslim olduğunu savundu. Bilmeyenler için hatırlatayım, F tipi yapılanma ifadesi Fethullah Gülen Hareketi’nin etkinliğini anlatmak için kullanılıyor.

Cihaner’in İslami bir cemaate yönelik soruşturmayı yürütürken karşılaştığı bu durum muhalefet partileri tarafından “Cemaate dokunanı bitiriyorlar” yorumlarının yapılmasına yol açıyor.

Bu kadar büyük karmaşanın, itiş kakışın özeti şu: Her iktidar savaşında olduğu gibi bu süreçte de asıl hedef gücü ele geçirmek. Aktörleri hükümet, siyasi partiler, cemaatler ve asker. Yargı ve medya bu kavganın tam ortasında... Herkes ülkeyi bir tarafa çekmeye çalışıyor.

Kesin olan şu: Taraflar, hukukunu birbirine dayatmak istiyor. Türkiye’nin içine düştüğü büyük kavga çeşitli şekillerde seçime kadar devam edecek. “Tehlikeli şekilde yükselen tansiyona Türkiye dayanabilir mi?” diye sorarsanız işte ondan emin değilim...