Bu kitapta hem kadın hem İstanbul var

Hastalık nedeniyle aylarca yatağa mahkum kaldınız mı? Öylece yatarken aklınıza kitap yazma fikri düştü mü? Nükhet Eren bel fıtığından yatarken başlamış yazmaya. 'İstanbul Sonatı' böyle doğmuş. Romanda; sorunlarla boğuşurken içsel yolculuğunu tamamlayan Hüma adlı kadın kahramanın gözünden derin acılardan dingin bir hayata geçiş anlatılıyor.

28 Mart 2015, Cumartesi 05:00
A A

Röportaj: Gülin ÇELİKAL

‘İstanbul Sonatı’ adlı romanınız nasıl ortaya çıktı?

Yedi-sekiz yıl önce bel fıtığı oldum. Dayanılmaz ağrılarla yataklara düştüm aylarca. Ve yazmaya başladım. İşte bugün elinizde tuttuğunuz ‘İstanbul Sonatı’ adlı roman böyle ortaya çıktı.

Romanınızın öyküsünü özetler misiniz?

Roman kahramanı kadın, kocasından yeni boşanmıştır. Oğlunun acımasız tavırları, okul sorunları ve diğer pek çok problem vardır hayatında. Farklı mekanlarda yaptığı yolculuklar, onu kendi içsel yolculuğuna doğru taşır. İş dünyasındaki mücadeleler sırasında aşık olur. İkinci bir ayrılık sonrası, derin acılardan dingin bir hayata geçişine tanıklık ediyoruz.

 ‘İstanbul Sonatı’ adı hangi etkilerin ya da duyguların ifadesi?

Yaşadığım mekana ve zamana tanıklık etme arzusu içimi yakıp duruyordu. Çocukluğumun İstanbul’u nasıl sadece belleğimizde kaldıysa, böylesine baş döndürücü bir hızla değiştirilen bugünün İstanbul’undan öteye de zerre iz kalmayacaktı. ‘Kendi İstanbul’umu kendi dilimle kayıt altına alsaydım... Öte yandan örselenen, hırpalanan, yüklenilen, baskılanan kadın kimliğinin içindeyim, onu dışarı akıtsam’ diye düşündüm. Roman kahramanım Hüma bu şekilde ortaya çıktı. Hüma’nın yaşadığı büyük aşkı anlatmak için de aşk üzerine yazılmış en güzel kitaplardan biri olan ‘Hüsn-ü Aşk’ı yanıma aldım. O kitap başlangıcında Şeyh Galip, Mesnevi ile ilgili olarak şöyle der; “Esrarını Mesnevi’den aldım. Çaldım veli mirim, malı çaldım.” Ben de onun gibi, malı çaldım.

Ya aşk?.. Hüma’nın kimliğinde, kadının hayatında nereye kadar belirleyici olabiliyor?

Dili genişleterek, esneterek, bükerek yazmayı seviyorum. Bu nedenle neyin anlatıldığından ziyade nasıl anlatıldığı benim için mihenk taşı. Hüma’nın yaşadığı ilişkinin verdiği olağandışı haz bile, aşkını devam ettirmesini sağlayamıyor. Toplumun çizdiği çerçeve, kurumları, kuralları ve koşullarıyla yanı başında duruyor.

Sizce, yaşanılan İstanbul, Hüma gibi bir kadının hayatını hangi yönlere çekiştirir?

Bugün yaşanılan İstanbul, Hüma’nın hayatını alt üst edecek. Her an üzerine bir kova beton döküleceği için sokaklarında yürümekten korktuğu bir İstanbul var artık. Altında oturduğu atkestanesinin yerini bir banka şubesinin aldığı İstanbul ile nasıl yakınlık kuracağını düşünüyor. Şehri saran motorlu kuryeler iki kez arabasına çarpar. Bahar akşamı canı bir bardak bira ister, gittiği hiçbir bakkalda bulamaz, canı sıkılır. İstanbul onu köşeye sıkıştırır. Oğlunun yanına Amerika’ya gitmeyi düşündüğü sırada kendini Taksim parkında bulur. İstanbul yeni bir umut vermiştir.

SON 24 SAATTE YAŞANANLAR

;