Bu nasıl Galatasaraylılık

Çarşamba, 28 Nisan 2010 - 05:00

Ezeli rekabet, ebedi dostluk klişesinin ‘dostluk’ kısmının yalan olduğunu nicedir biliyorduk. Lakin son yıllarda bu yalanın yerini ürkütücü bir gerçeğin aldığını görmekteyiz: Ebedi nefret. Bir insanı, bir zümreyi, bir kulübü sevmeyebilirsiniz. Ama bu ona düşman olmanızı da gerektirmez ki...
Galatasaraylı Fenerbahçe’yi sevmeyebilir; keza Fenerbahçeli de Galatasaray’ı... Bu gayet doğaldır. İki kulüp taraftarının, ezeli rakiplerinin rakiplerini desteklemesi de olağandır.
Fakat yarışın içinde kendi takımın da varken, (velev ki olmasa bile) ezeli rakibim avantaj sağlamasın diye takımının yenilmesini istemenin tutar bir tarafı var mıdır? Pazar günü bazı Galatasaraylılar’ın Bursaspor’a kaybetmek istemesine şahit oldum. Sayılarının bir hayli fazla olduğunu da öğrendim (Ali Sami Yen’de takımını çılgınca destekleyenleri tenzih ediyorum).
Sırf Fener’e yaramasın diye takımının hedeflerinden vazgeçmesini ve kaybetmesini istemek, nasıl bir taraftarlıktır? Hiç böyle Galatasaraylılık olur mu? Galatasaray değerlerine, ruhuna ne oldu? Hep gurur vesilesi yapılan o ruh göğe mi yükseldi?
‘Benim kaybım rakibimin de kaybı olacaksa; o zaman kaybedeyim’ zihniyetiyle hareket edecek kadar gözümüzü nefret bürümüşse, bırakalım topu, formayı, kalemi, medeniyeti filan... Alalım elimize karasabanı, yeniden sürmeye başlayalım toprağı! Yeniden çıkalım uygarlık yolculuğuna! Çünkü bu tren çoktan kaçtı!