Bu ne kibir!

Pazar, 26 Nisan 2015 - 05:00

- Çanakkale Savaşları’nın 100. Yıldönümü için hazırladığınız klipte ne savaş, ne savaşanlar, ne cumhur özneydi. Kim vardı diye sorarsanız, yanıtım basit: Üç dakikalık klibin 2 dakikasında sesi ve görüntüsüyle yer alan kimse o! Bi milletin özel tarihini, Başkanlık Sistemi için oy isteyen Erdoğan’ın REKLAMına dönüştürdünüz!

* * *


- Yıldönümünü, 1915 trajedisinin 100. yılına denk getirmek için 18 Mart’tan 24 Nisan’a çektiniz. Türkiye tarihinin nadidesini, başka bi ulusun acısına paravan yapmaya kalkıştınız. Oysa bu savaş, büyük kayıplar verilmesine, büyük acılar çekilmesine rağmen; ‘düşmanını’, ‘artık bizim evladımızdır’ diye bağrına basarak dünyaya barış dersi vermiş bi savaştır!

- Bu milletin kaderini çizen savaşın yıldönümüne katılmasını, bu topraklarda yaşayan halkın seçtiği temsilcilerine hak görmediniz. Sizi seçmeyenlere alenen düşmanlık ettiniz! Dünya barışına sembol olmuş bi savaşı, iç savaşınıza sahne ettiniz!

* * *

İçim acıyarak soruyorum: Siz bu millete ait tarihi bile tekelinize alma kibrine nasıl ulaştınız?

Teşekkürler




23 Nisan’da Zonguldak’ta valinin koltuğuna oturup, arkadaşları ve kendisi için dondurma isteyen Melek Kocasoy; o güzel gözlerinden öperim. Çocukluğun, büyümüş kalbimi tazeledi. Çok teşekkür ederim.

Buyrun anlatın dinleyelim

Bakırköy’de İlçe Milli Eğitim Müdürü Emrullah Aydın, minik öğrencilerin 23 Nisan’da yapacağı bale gösterisini ‘Kültürümüzde yok’ diye son anda iptal edip, çocukları kendi bayramlarında ağlatmış. Bu söz, son yıllarda çok tanıdık olan Yeni Türkiye kafasından. Şimdi bu şahsa, ‘Kültür’ün bi dünya mirası, ‘Bale’nin de dünya sanatı olduğunu, ‘Türkiye bir Rönesans’ yaşıyor diye Cumhurbaşkanı’na övgüler yağdıran yazar Alev Alatlı anlatsın. Hep birlikte dinleyelim.

Unvan dediğin...

“Bizde esnaf, gerektiğinde kahramandır. Gerektiğinde polistir, gerektiğinde adaleti sağlayan hakimdir” diyor ya ‘büyükler’... Evet birileri ‘gerektiğinde’ sizi unvanlarla donatabilir. Ama kanmayın. Çünkü hak, hukuk isteyince; yine aynı ‘gereklilik’ten bi bakmışsın ki ‘terörist’ ilan edilivermişsin. Aslolan, ‘Hayatın kapalı bi çarşı değil, sustukça sıranın sana geldiği bi pazar yeri’ olduğunu bilerek yaşamaktır.

Böyle seçim görmedim

Yolda karşılaşıyorsun. ‘Nasılsın?’dan sonra sohbet ‘Kime oy vereceksin?’ diye devam ediyor. 2 dakikalık ayaküstü ‘Merhaba’lar, ‘Yoğurtçu Park Forumları’na dönüyor.

- Cümle alem anket takip ediyor. Hadi onu geçtim... Sevgilinle çıkıyorsun, iki hoş söz bekliyorsun. Gele gele ‘Bilmem kimin anketini gördün mü?’ geliyor.

- Üç arkadaş oturuyorsun, ‘sinemamüzik- geyik’ yapalım derken bi bakmışsın herkes oy, oran, vekil sayısı hesaplamaya başlamış.

- Koalisyon kelimesinin bu kadar sempatik geldiği bi dönem olmamıştı herhalde.

- ‘Bir musibet bin nasihatten iyidir’ diyen atalarımız, işte yine haklı çıktı. 12 Eylül inşası bi ucubeyi milletçe yeni keşfettik. İçinde ‘baraj’ olmayan cümle kurmadan gün bitmiyor. Hayırlara vesile olsun.

 -‘Milli birlik ve kardeşlik projesi’ ile değil ama AKP karşıtlığı ile ülkede enterasan bi ‘kardeşlik’ oluştu. Kırk yıllık ulusalcı ‘HDP’ye oy vericem’ dediğinde ben üç saniye falan error veriyorum.

- Ama AKP seçmeniyle diğer parti seçmenlerinin arası, üşütüp hasta olacak kadar soğuk. 4 mevsimli Türkiye’ye kutup soğuğu getiren utansın ne diyim!

Patates oturtma


- Gariban öğrenci evinin ham maddesi patatesin kilosunun 5 TL’ye çıktığı...

- Üzerine altı üstü ketçap sıktığımız patatese, devlet müdahalesinin konuşulduğu...

- En fazla kızartma mı, haşlama mı diye kafa yorduğumuz patatesin, ‘lobisi’ olduğunu...

- Devlet Bakanı’nın patates konusuna “Ellerini yakarız” diye tehditle daldığı...

- Mevzudan yine bi ‘kaos darbe planı’ çıkarma olasılığının alarm verdiği...

- Durumdan manasız vazifeler çıkarmayı iş edinen yandaşın mevzuyu her an, ‘Başkanlık sistemi şart’ lafına bağlayabileceği...

- ...Bi ülkede yaşıyoruz. Sonra bi de ‘Normalleştik’ diyorlar.

Ya Allah aşkına, bi yüzünüzü yıkayıp gelin.