Bu ne nefret Engin Ardıç?

a
a
Pazar, 26 Aralık 2010 - 05:00

Diyorsun ki, ‘asker uğurlama konvoyları’ bu memleketin faşistlerinin başlıca eğlencelerinden biridir. Klakson çalmalarından, trafiği tıkamalarından, maytap patlatmalarından rahatsız olmuşsun. Kafanı ütülüyorlarmış.
Bu uğurlamalarda kimi zaman silah da atılıyor, kazaen ölümlere sebebiyet veriliyor ki, buna da değinmişsin. Bu kısmında sonuna kadar haklısın, diyecek lafımız yok, silahla kutlamaya sonuna kadar karşıyız.
Ama yüreği yanık ana babaları kast ederek ‘Çocukları askere gidiyor diye seviniyorlar. Yoksa Kürt öldürecekler diye mi?’ İşte bunu diyemezsin.
Memleketin her bölgesinde yüzlerce yıldır sürdürülen asker uğurlama geleneğimizi, kendi nefretin uğruna ‘Kürt öldürecekleri için sevinen faşistler’ sığlığına indirgeyemezsin.
Memleketin her karışına sinmiş, asker kınalarında söylenen manileri, türküleri, şiirleri, uzun havaları yok sayamazsın. Anasının aşına, şefkatine, sevgilisine, evine, köyüne hasret kalacak olan ve başına ne geleceğini bilmeyen gencecik çocuklara moral olsun diye yapılan, altı üstü bir gecelik uğurlama merasimini nefretinle aşağılayamazsın.
Her rüyasında oğlunun mayına bastığını görüp yüreği yanan, yavrusuna kavuşana kadar uyku uyumayan analar için, ‘Çocukları Kürt öldürecek diye seviniyorlar’ diyemezsin.
İstediğin kadar nefret kus, ‘Ananın yaktığı asker kınası, kıyamete kadar silinmez imiş’ sözlerinde teselli bulan bu memleketin insanını, askerini, geleneğini kendi zehrinle kirletemezsin.

Kadın sorunları böyle çözülecekse

Milletvekili Canan Arıtman, aynı zamanda TBMM Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi. Çocuk cinsiyeti yüzünden kadınlarda oluşturulan psikolojik şiddet, başlık parası, geleneksel evliliklerle ilgili saha çalışması yapmak üzere Trabzon’a gidiyor ve Türkiye’nin bazı bölgelerinde olduğu gibi burada da bir kadın ticareti acı gerçeği olduğunu ifade ediyor. Ne ki Arıtman’ın bu sözleri, ‘Trabzon’da kadınlar para ile satılıyor’ dediği yönünde tartışmaya açılıyor ve kriz çıkıyor. ‘Tüm Kadınlar Derneği Genel Başkanı’ Cemile Keskin, Trabzon halkı adına bu iftirayı reddettiğini, bunu kendilerine yakıştıranları kınadıklarını, yargı önünde hesaplaşacaklarını, Arıtman’ı CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’na şikayet edeceklerini söylüyor. Böyle bir açıklama ‘Trabzon X Derneği’ üzerinden gelse ‘Eyvallah’. Ama burada konu il, ilçe, bölge değil ki. Burada konu ‘kadın’. Burada konu genç kızların başka illerden erkeklerle evlendirilmesini teşvik ederek, bu aracılık karşılığında para alanlar. Yani genç kızların istismar edilmesi. Kaldı ki, bu sorun belki de onlarca ilin sorunu. Savunmaya geçmeye ya da yok saymaya değil, anlamaya çalışmaya ihtiyaç var. Madem ‘Tüm Kadınlar Derneği’ni temsil ediyorsunuz, o halde bu konuyu Trabzon adına değil, tüm kadınlar adına konuşmalı, böyle bir şey kesinlikle yoksa da, tüm kadınlar adına reddetmelisiniz. Böyle yapamayacaksanız, kadın değil, il güzelleştirme derneklerinde çalışmanız daha faydalı olur diye düşünürüz.

BoConcept farklı bir seçenek

Son yılların en belirgin trendlerinden biri, ‘tasarım’ ürünleri ‘uçuk olmayan’ fiyatlara satmak. Özellikle tekstil sektöründe öne çıkan bu trendden en sonunda dekorasyon da nasibini aldı. Şimdilerde insanlar her alanda olduğu gibi evlerinde de farklılık yaratmak istiyor, tasarım mobilyalara ilgi duyuyor ama bunun için bir ev parası daha harcamak istemiyor. Hal böyle olunca, ‘kişilikli’ ve ‘tarzı olan’ mobilyaları makul sayılabilecek fiyatlara satan ama aynı zamanda özel hizmet de verebilen markalar öne çıkıyor. Dünyada bu tip markalara verilebilecek en iyi örneklerden biri olan, tasarım ülkesi Danimarka kökenli BoConcept bu ay Türkiye’de ilk mağazasını açtı. Müşterilerine ücretsiz iç mimari hizmeti de veren marka, evini ‘şehir stili’nde döşemek isteyenler için uygun bir alternatif olacak gibi gözüküyor.

Haftanın notları

-Emina Türkcan, Lale Devri dizisindeki oyunculuğu; diziyle yollarının ayrılması; ilk evliliği ve Sırp basınına Türklerin kendisini sevmediğine ilişkin bir açıklama yaptığı iddiasıyla ilgili sorulara cevap vermiş. Dizinin yönetmeni kendisine karıştığı, senaryo değiştiği için oyunculuğa devam edemediğini; hep evlenmek istenilen bir kadın olduğu için 17 yaşında evlendiğini; Sırp basınında asla Türkiye aleyhine konuşmadığını dile getirmiş ve ‘Türk düşmanı olsaydım çocuğumu Amerika’da doğururdum. Param yok muydu’ demiş.
(İnsan bu açıklamaların neresinden tutacağını bilemiyor. Oyunculuğu kotaramamış olması başkalarının suçu. Hep evlenmek istenilen bir kadın olduğunu dile getirmesi tipik bir Yeşim Salkım açıklaması! Parası olmasına rağmen çocuğunu Türkiye’de doğurduğu için teşekkür bekler gibi bir imada bulunması da cabası. Ne diyelim, Türkcan, medyaya malzeme verme konusunda epey renkli bir magazin figürü)

-İki ay önce bir kediyi tekmeleyerek öldüren üniversite öğrencisi hakkında savcılık tarafından 4 aydan 3 yıla kadar hapis istemiyle dava açılmış. Bu, Türkiye’de hayvana yapılan eziyet için istenen ilk hapis cezasıymış.
(Bu ceza, kedinin sahipli olmasından kaynaklanıyor aslında. Öldürülen bir sokak kedisi olsaydı, 650 lira ödeyip kurtulmak mümkündü. Burada dava ‘mala zarar verme’ üzerinden işlediği için hapis cezası söz konusu. Hayvanseverler olarak bu cezaya seviniyoruz belki ama hala hayvan haklarına dair doğru dürüst bir kanunumuz olmadığı, bu ceza ‘mala zarar’dan verildiği için üzülmeliyiz aslında).

(19 Aralık 2010 Pazar Postası'ndan alınmıştır)