Tuğçe Erçetin

//icdn.posta.com.tr/images/none/16x9.jpg

Bu Şarkı Kimin?

Cuma, 06 Mart 2015 - 05:00

Hepimizin en azından aşina olduğu bir şarkı bu; başka dillerde, başka sözlerle ama aynı melodide... Türkiye'de "Katibim" olarak bildiğimiz,Sırbistan'da mavi gözlü güzel Çingene  Koshtana (gerçek ismi Malika) için yazılan, Makedonya'da Patsa'yı anlatan şarkı. Sonra bir bakıyoruz, Bosna'da daha dini bir anlamı varken, Yunanistan'da çok daha eğlenceli ve hatta insanların rahatlıkla dans edebileceği bir şarkı, Bulgaristan'da ise adete milli marş gibi önemini koruyor.
 Bir akşam Bulgar yönetmen Adela Peeva, İstanbul'da Makedon, Sırp, Yunan ve Türk arkadaşlarıyla yemek yerken bu şarkının herkesin kendi ülkesine ait olduğunu iddia etmesi üzerine 2003 yılında bir belgesel yapma fikrini aklına getiriyor. Bunun üzerine Bulgaristan'dan yola çıkıyor. Bu şarkının kimler tarafından nasıl sahiplenildiğini ve onlar için önemini anlamayı amaçlıyor. Bu belgeselde aslında şarkının nasıl herkes tarafından "milli" ilan edildiğini ve kendi tarih ve kültürüne kimliğinin parçası olarak yerleştirildiğini de görüyoruz.

Şarkının orijinalinin nereye ait olduğunu soruşturmak amacıyla çeşitli yönetmen, müzisyen, besteci, şarkıcı, sokaktan insanlarla görüşüyor. Kimi zaman kahvede, kimi zaman sokağın ortasında ve kimi zaman misafir edildiği restoran veya evlerde. Peeva bu belgesel için Türkiye, Yunanistan, Arnavutluk, Makedonya, Sırbistan, Bosna ve Bulgaristan gibi ülkeleri ziyaret etti, yani şarkının ortak olduğu yerleri.

Bazen askeri bir marş gibi söylendiğinde düşmanlarına karşı, daha dini veya milliyetçi versiyonunda da kendilerini korumaya yönelik anlamları olan bir şarkı.. Kendi ülkelerindeki insanlarla bir aradalık sağladığı gibi, diğerlerine karşı kıskançlık ve nefrete yol açıyor. Üstelik diğerinin bu başarılı şarkıda katkısı olamayacağı, ancak kendilerine ait olabileceği algıları belgeselde esas ortaya çıkan sonuçlardan biri.

Tabii bizim şarkımız

İlk olarak Türkiye'de birkaç görüşmenin ardından Ülkü Erakalın ile röportaj yapıyor, en keyifli sahnelerden biri; çünkü Erakalın Zeki Müren'in Katip filmini tanıtıyor ve filmden şarkılarla birlikte bazı sahneler gösteriliyor. Bir başka gün Mehter yürüyüşünde daha askeri versiyonun söylendiğine de tanık oluyor. Midilli'ye doğru yola çıktığında ise bir kahvede bu şarkının Yunanlara mı ait olup olmadığını sorduğunda herkes bir ağızdan "tabii bizim şarkımız, orijinali de budur" diyerek masaya vurarak ritim tutup şarkıyı söylemeye başlıyorlar. Bu hiç şaşmıyor, nereye giderse gitsin, Peeva karşılaştığı kişilere başka ülkelerde diğerlerinin de  kendilerine ait olduklarını söylediğinde herkes "o zaman onlar hırsız, çünkü bu yıllardır bizim şarkımız" diyor. Mesela Arnavutluk'ta şarkının Yunanlara mı ait olduğunu yoksa kendilerine mi diye sorduğunda: "onların böyle gelenekleri yoktur, Sırplar da bu şarkıyı yapamaz; bizim şarkımız" cevabı ile karşılaşıyor. Tabii şarkının kendilerine ait olduğunu iddia eden kişiler aynı zamanda kendi milletinin becerilerini övmeyi de es geçmiyor. Kimi zaman ispatlamak için bu şarkıyı söyleyen ilk şarkıcıları örnek vererek bir yarış varmış gibi davranıyor.

"Sen aslında kimsin, provokasyon bu"

En gergin an ise Sırbistan'da akşam yemeği sırasında yaşanıyor. Kayıtta bir anda bu şarkının kendilerine değil de, Boşnaklara ait olabilme ihtimali ifade edildiğinde en tahammülsüz an yaşandı. Yönetmen Bosna'dan getirdiği kaydı dinletirken dinleyenler aniden masadan kalktılar ve bir anda yönetmenin üstüne yürüyüp, karşılarındaki bu kadını iteklemeye başladılar. Casus olabileceğini, yönetmenin bu yaptığının provokasyon olduğunu söylemeyi ihmal etmediler. Bu ana kadar hiçbir sorun yoktu, yani şarkı onlara aitken ve karşılarındakini buna ikna ettiklerini düşünürken her şey yolundaydı. Şarkı onlar için Koshtana'ya yazılmıştı, mavi gözlü Çingene kadın için, kimi zaman ceketinin cebinde kanyak taşıyan o güzel kadın için. Bulgaristan'da da şarkının milli bir değeri var, özellikle Osmanlı devletinden kurtuluş gününü andıkları zaman söylüyorlar ve asla Türklerin bu şarkıya sahip olamayacaklarını... Aslında herkes farklı dillerde de olsa aynı şeyi söylüyor: "bizim, onların değil".

Peki mevzu sadece bir şarkı mı?


Bu belgesel belki politik sebeplerle yola çıkmadı ve kesinlikle bir taraf da tutmamaktadır. Ama farklı etnisiteler arasında temsil ettikleri farklı olduğu için ve özellikle her birine ait "kültürel bir miras" olarak algılanması sebebiyle kimi zaman sahiplenenler için şarkı politik oldu. Çünkü bu şarkı onlar için bir başarı ve beceri. Bu yüzden kendilerine ait olduğunu ispatlamaya çalışıyorlar. Bir şarkı üzerine, hak/aidiyet iddia etme aslında kendi vatan ve millet söylemleri arasında bir nefret ve üstünlük sağlama amacını taşıyor. Yani aslında, sahip olmaya çalıştıkları üstünlük ve bunu diğerlerine karşı bir kazanç olarak algılamaları. Sanki bu şarkı tarihsel veya kültürel olarak diğerine ait olursa yenilmiş olabilecekleri algısı var. Onların algısı için bu şarkıya sahip olmak diğerlerine karşı, belki de zaman zaman tehdit olarak gördüklerine karşı bir üstünlük..

Her birinin duygusal olarak farklı bir bağı var şarkı ile, onları vatan ve ataları ile geçmişe bağlıyor, kimi zaman ise ailelerine veya sevgililerine.. Bir şekilde onların geçmişten sahip oldukları anılarla bağlantısı. Bu yüzden de bir toprak parçası gibi bırakmak istemedikleri bir şey. Ve bu onlardan başka kimse tarafından elde edilemez hale geliyor, eğer onlardan almaya çalışılırsa diğeri onlar için sadece hırsız. Bu aslında bana "Türk kahvesi mi, Ermeni kahvesi mi, yoksa Yunan kahvesi mi" gibi bir tartışmayı hatırlatıyor, sonuç olarak kahve aslında. En basit haliyle, kahve ve şarkı. Nereden veya kimden geldiği önemli olmamalı, önemli olan her birimizi geçmişe ve hatta geleceğe bağlıyor olması, sonuç olarak hepimizin şarkısı ve hepimizden gelen, bizden bir şarkı...

* Bu arada, ben aslında en çok Yunan versiyonunu beğendim. İlgilenen olursa belgesele youtube'da ulaşılabilir: https://www.youtube.com/watch?v=hoNfQjEFr2c