Bu şarkılar derdinize derman olacak

Psikolog DJ Cenk Erdem 'İyileştiren Şarkılar' adlı albümüyle insanlara moral vermeyi amaçlıyor

a
a
Cumartesi, 07 Kasım 2009 - 05:00


Bu şarkılar derdinize derman olacak

Cenk Erdem bir psikolog aynı zamanda da bir DJ. İçinizden ‘Nasıl yani?’ diye geçiriyor olabilirsiniz. Cenk Bey üniversitede psikoloji okurken radyoculuk ve DJ’lik yapmış. Okul bittikten sonra da Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi Çocuk Onkolojisi Bölümü’nde çocuklara ve ailelerine moral vermeye başlamış. Akşamları radyoda onları mutlu edebilmek için şarkılar çalıyormuş. Bu onun için bir gelenek haline gelmiş olacak ki şimdi de tüm insanlara moral verebilmek için ‘İyileştirici Şarkılar’ adlı bir albüm yaptı. “Elbette bu bir reçete değil, bir iyi niyet. Akşam stresli bir şekilde eve gittiğinizde elinize bir bitki çayı alın, gözlerinizi kapatın ve albümü dinleyin” diyen Cenk Erdem albümünü de “Keşke bütün dünyanın şarkılarını toplayıp onu iyileştirebilseydim” dediği ve kanserden kaybettiği teyzesine ithaf ediyor...

Siz aslında Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji mezunusunuz...

Aslında Boğaziçi Üniversitesi’nde çift anadal yaptım. Hem psikoloji hem de rehberlik ve psikolojik danışmanlık okudum. Boğaziçi’nde öğrenciyken radyoculuğa da başlamıştım. Radyo programı yapıyor ve sunuyordum.

Mezun olduktan sonra neler yaptınız?

Mezun olduktan sonra öncelikle Bilgi Üniversitesi Sinema-TV bölümünde master yaptım. Müzik programlarım ve radyo programlarım devam ediyordu. Aynı zamanda Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi’nde çocuk kliniği bölümünde psikologluk yapmaya başladım. Kanserli çocuklara ve onların anne-babalarına psikososyal destek veriyordum.

Kaç yıl çalıştınız?

4 yıl çalıştım. 5-18 yaş arası hastalarım vardı. 5 yaşındaki çocukların Cenk Abisi, 18 yaşındaki gençlerin arkadaşıydım. Manevi açıdan çok zengin olduğum bir dönemdi. Hastaneden sonra radyoya gider çalışırdım. O zaman da hem hastalarım hem de sevdiklerim için şarkılar seçer ve radyoda çalardım. Sonra Amerika’ya gidip oyun terapisi eğitimi aldım.

Oyun terapisi nasıl bir tedavi?

Hasta çocukları oyun yoluyla bilgilendirip kaygılarını azaltmaya dayalı bir terapi.

Mesela...

Çocuğun kan değerleri düşükse elindeki bebeğin de kan değerleri düşük oluyordu. Bebeğine nasıl davranması ve ne yapması gerektiğini anlatıyorduk. Diyelim ki bir çocuğun trombositleri düştü, elindeki Pinokyo’nun da trombositleri düşüyordu. Ona Pinokyo’nun dikkatli olması gerektiğini ve kafasını bir yere çarpmaması gerektiğini oyunla anlatıyordum, mesela oyuncağına kemik iliği tedavisi yapıyorduk.

Ya aileler?

Ailelerle mutfak terapisi yapıyorduk. Dumansız hava sahası olmadığı dönemlerde mutfağa girer, sigara içerken dertleşirdik. Bu büyük acıları görmek beni gerçekten çok büyüttü.  Bunları görür ve onlarla birlikte yaşarken sizin psikolojiniz ne durumdaydı? 4 yıl boyunca bu işi yaptım ve gerçekten çok sevdim. Hayatımdaki manevi açıdan en zengin olduğum dönemdi. Ama 2005 yılında istifa ettim.

Neden?

Çok sevdiğim çocuklarımı kaybediyordum. Böyle bir yerde çalıştığınızda hayatın aslında ne kadar sert olduğunu daha iyi anlıyorsunuz. Hayat çok ağırdı. Ben bu gerçekleri çok yoğun yaşadım. Ama yanı zamanda sefayı da seven bir adamdım. Bu yüzden geceleri de DJ’lik yaparak eğleniyordum. İnsan ömrü kelebeğin ömrü gibi. Ben çok zevk odaklı yaşıyorum. Hiçbir zaman ahkam kesen ağır oturaklı bir psikolog olmadım. Hastaneyi bıraktım ama psikologluğu bırakmadım, hala hasta bakıyorum.

Hastaneyi tamamen mi bıraktınız?

Arada sırada ziyarete gidiyorum. Yırtıp parayı bulursam gönüllü olarak bir şeyler yapmak istiyorum. Her gün değil ama haftada birkaç gün onların yanında olmak isterim. Ama şimdilik böyle bir vaktim yok.

Sonra? 

 Hem iletişim hem de psikoloji yönüm vardı. Basın danışmanlığı yapmaya başladım. Daha çok hasta görmeye başladım (Gülüyor). Yabancı sanatçılar geldiğinde daha da artıyorlar. Psikolog olmasaydım onları kesin boğardım. Onlara vaka olarak bakıyorum. Ayrıca iletişim seminerleri veriyorum.

Psikologluk, radyoculuk, basın danışmanlığı... Peki ya DJ’lik?

Psikolog olmam bana DJ’likte başarı getirdi. Çünkü kalabalığın reaksiyonunu çok kolay gözlemleyebiliyorum. İnsanların hangi şarkıya burun kıvırdığını ya da sevdiğini hemen anlıyorum. Nasıl bir gecede nasıl şarkılar çalmam gerektiğini biliyorum. Psikologken insanları anlayabilmek için dinliyordum, şimdi eğlendirmek için çalıyorum.

Hâlâ DJ’lik yapıyor musunuz?

Özel bayi gecelerinde, lansmanlarda Sibel Can gibi ekstralara gidiyorum.

Peki ya albüm, ‘İyileştiren Şarkılar?’

DJ’lik yaptığım dönemlerde müzik marketleri takip ediyordum. Biliyorsunuz, DJ’lerin de albümleri var. Ben de bir albüm yapayım ama psikolog yönümü de kullanayım dedim. Amerika’da böyle bir tedavi yöntemi olduğunu biliyorum. Onlar kuş balina, su gibi doğa seslerini kullanıyorlar. Bunları dinlediğimde bana iyi gelmedi. Benim derdime ortak olan güzel sesli şarkıcıların şarkılarıyla kendimi iyi hissediyordum. Ben de iyileştiren şarkılardan oluşan bir albüm yapmaya karar verdim.

Hangi şarkılar ve şarkıcılar var? Şarkıları nasıl seçtiniz?

Bu şarkıları seçerken her şarkının farklı bir yönünü ele aldım. Örneğin Indie Arie ya da Amy Winhouse şarkılarında olduğu gibi şarkıyı söyleyenin güzel sesine önem verdim. Gabrielle ya da Sting’in şarkılarında şarkı sözlerine takıldım. Gabrielle “Hiç sevildim mi senin tarafından?” diye soruyor. Herkesin hayatında aşkı, canını yakan sevdası olmuştur. Bu şarkılar bize hem eşlik ediyor hem de iyileştiriyor.

Aslında bu çok eskiden beri kullanılan bir tedavi yöntemi öyle değil mi?

Tabii. İnanç sistemlerinde de müziğin iyileştirici olduğu geçer. İncil’de Kral Şaul’un depresyonunun Davut tarafından arp çalınarak iyileştirdiği anlatılır. Türk tarihi ve kültüründe de melankoliklerin tedavisinde güzel şarkılara başvurulmuş. Türk bilginlerinden Ebu Bekir Razi “Melankolik hasta özellikle güzel sesle okunan şarkılar dinlemelidir” demiş. Yani güzel seslere ve şarkılara ihtiyacımız var.

Duygusal şarkılar insanı daha dibe çekmez mi?

Bu şarkılar bize tüm duyguları yaşatarak ruhumuza iyi geliyor. Derdimize ortak oluyor. İyileştiren şarkıların hepsi hareketli ya da duygusal olmamalıydı. Bu yüzden albümün son şarkısı yüksek tempoyla final yapıyor. İnsanın hayatta en mutlu olduğu dönem ana rahmi. Demek ki kalp sesi ruhumuza iyi geliyor. Ben de bu tempoya uyan bir şarkıyla albümü bitirdim.

İyileştiren Şarkılar’la ne kadar iddialısınız?

Sonuçta bu albüm bir reçete değil sadece bir iyi niyet. Kim neyi sever biliyordum. Güzel sesleri bir araya getirdim. Bu sesler melankolik ruh haline iyi gelsin diye yaptım. Klinik tedavisinde de önce insanları sorunlarıyla yüzleştirirsiniz, ona kabul ettirirsiniz. Ben de yüzleştiren şarkı sözlerinden faydalandım. Ben dinlediğimde keyif alıyorum.

Peki albümü kimler dinlesin?

Herkes. İşinden evine dönmüş, bütün gün iş stresi yaşamış, üzerine trafik derdi çekmiş biri evine gittiğinde eline bir bitki çayı alsın ve arkasına yaslanarak bu albümü dinlesin, çok iyi gelecektir.  Albümü teyzenize ithaf etmişsiniz, neden? Semiha Teyzemi çok erken yaşta kanserden kaybettik. Yeryüzündeki bütün şarkıları toplayıp onu iyileştirebilmeyi çok isterdim. Bu yüzden albümü Semiha Teyzeme armağan ettim. Kardeşim de müzikleri dinleyip albüm kapağını yaptı.

Siz eve gittiğinizde albümünüzü dinliyor musunuz?

Dinliyorum tabii. Ben zaten televizyonu hayatımdan da, evimden de çıkardım. ‘Kötü Ruh’ diye bir film izlemiştim. Finalde televizyon evin dışına çıkarılıyordu. O gün ben de televizyonu evin dışında bıraktım. Genelde müzik dinliyorum.

Hâlâ DJ’lik yaptığınızı söylediniz. Orada şarkılarınızı neye göre seçiyorsunuz?

Valla güzel sesli şarkıcılar olmasına özen gösteriyorum. Kötü seslere hiç tahammülüm yok. Son zamanlarda fare sesli şarkıcılar hayatımıza girdi, her yer de onları çalıyor ama ben onlara dayanamıyorum.

İstek geldiğinde ne yapıyorsunuz?

Bir şekilde atlatıyorum. Ajda Pekkan çalıyorum. Hepsinin gönlünü alıp o kargalara kalmıyorum. Genelde cesaretlendiren, sırt okşayan şarkılar çalmaya çalışıyorum.

Eylem KESKİN-POSTA

eylem.keskin@posta.com.tr

3