Bu sezonun lig şampiyonları...

Cumartesi, 10 Ekim 2009 - 05:00

Sezonun tutacak dizileri şimdiden belli oldu ama sanırım diziler ligini ilk beş sırada tamamlayacak “büyük beşliyi” ilk burada okuyacaksınız... Bu yılın lideri Aşk-ı Memnu olacak. Geçen yılın reytingleriyle arasında ciddi bir makas var. Önceki akşam alıştığımız reytingin bir buçuk misli izleyici topladı. Kesin yıl birincisi!

İkinci sıraya şaşmayacak bir diziyi koyuyorum: Ezel. O da bir hafta içinde en yakın rakibiyle arasındaki farkı yarı yarıya açtı. Şaşırtıcı bir ivmeyle zirveye oturdu. Kesin yıl ikincisi!

Üçüncü sırada Hanımın Çiftliği var. En dikkat çekici yanı pahalı prodüksiyonu gibi görünüyor ama bu kadar kentli dizi içinde taşrayı işlemesi kısa vadede avantajı olacak. 3. sıra kesin!

Dördüncü sırada Geniş Aile duruyor. Aile dizileri içinde ayakta kalabilen tek örnek oluşu da yolunu açacak gibi. Canım Ailem cenderesinden kurtulduğu andan itibaren yeri belli; 4. sıra!

İlk beşin son dizisi Kurtlar Vadisi Pusu. İzleyicisini bavulunda taşıyor. Yeni kanalında yeni kitlesi de oldu. Tek rakibi Aşk-ı Memnu. Eh o da lig birincisi. 5. kesin belli!

Zafiyet üçgeni

Timuçin Esen’in başına gelenleri izledi Türkiye. Genel olarak teröristlere yapılan bir gözaltı muamelesi denebilir görüntüler için...

Her ekran kendi penceresinden baktı işe. Mesela Atv ve Kanal D Haber, Esen’in içip taşkınlık yaptığının altını çizdi. Zan altındaki magazin muhabirlerini kolladı kısacası... Star Haber direndi bu görüşe. Esen’in durumu hem gazetecilerin hem de güvenlik görevlilerinin sıradan bir vatandaşa verdikleri zararın resmi gibiydi. Uğur Dündar sıkı tepki koydu ve kısmen haklıydı...

Peki günah kimde bu durumda? Üçlü bir zafiyetin resmiydi yaşanan. Türkiye’de sanatçıyı kamu malı gösteren algı nedeniyle Esen dikkatli, kişisel hayatı sıklıkla taciz ettikleri gerçeğinden hareketle bazı magazin muhabirleri daha dikkatli, Avrupa müktesebatı ve demokratik haklara saygı anlamında gaza gelmemesi gereken polis en dikkatli olmak zorundaydı...

Üçlü dikkatsizlik, dikkat çekici bir yara açtı izleyici gözünde. Ve sanırım bu yarada en az acıyı, olay yerinde en çok acı çeken yaşadı; Timuçin Esen!

Yaprağı dökülen Tahsin’e şiir!

Herkesten beklerdim ama senden beklemezdim hiç Tahsin/ Sen ki dökülen yapraklar içinde bükülmemiş bir filizdin/ Öyle çocuk halinle, ne işi var o kadar kötülüğün içinde dedirten.../ Ama çarşamba akşamı Tahsin; hamile Fikret’in memelerine bakıp iç geçirdin/ Ve “Bak büyümüş bunlar, ele geliyor” filan dedin.../ Her suskunluğun altında kocaman çığlıklar olurmuş/ Seninki de fetiş çığlıklarıymış be Tahsin/ Bir sen düşmemiştin gözdeki yapraklar içinde/ Aldın memeleri eline, karıştın sen de tarihe...

Dizilerin ölümnedeni senaristler mi?

HaberTürk’teki 3. Köprü’de Sevim Gözay’ın konuğu olduk çarşamba gecesi. Hanımın Çiftliği’nin yapımcısı Faruk Turgut, gazeteci Rahşan Gülşan, yazar Neslihan Acu, TV bilir kadrosundan da ben...

Dizileri kurtarmaya kalkıştık yine. Kalkışma olarak kaldı zaten. Birkaç şey öğrendim ama. Mesela Hanımın Çiftliği (Kanal D), altı bölümlük garanti anlaşmayla başlamış yayına. Bunun Türkçe’si devam konusunda pürüz çıkarsa yapımcının batma riskidir... Mesela bir tür TV izleyicisinin “Türkiye’deki dizilerin vitrini iyi ama altı boş” diyerek, dizileri hayatından aforoz edip kendini Amerikan dizi koleksiyonuna verdiğini... Bir başka türün ise çekirdeğin yanında “ağız dolu, göz boş kalmasın” diye zaman savma kabilinden ekrana kilitlendiğini... Dizilerin yayından kalkmasında en etkin nedenin senaristlerin kötü olması önerimin bir yapımcı tarafından göz ucuyla olur almasının beni mutlu ettiğini filan... Daha birçok şey sayabilirim ama en iyi saptamaları okurum Gökhan Barlas yapmış ki, varlığım kalemine armağan olsun. O da aşağıdaki kutuda!

Eşogelin durumu!

Selam hocam; az önce HaberTürk’te izledim. Son bir cümle edildi, “Biz Nişantaşı’ndaki insana göre tartışmamalıyız, televizyonda öpüşmeyi sevişmeyi” diye...

“Anadolu’da eşeği gelin eden adama televizyonda kadın-erkek ilişkisini göstermek evet, yerleşik uygulamalara ters düşebilir” diye bir cümle geçti aklımdan...

Bir de “Acaba Amerika’da nasıl oluyor bu işler bir bakmak lazım” dedi Neslihan Acu. Baktım ben de...

Pazartesi e2’de Madmen’in ikinci sezon finalinde Don Draper’ın karısı bir barın tuvaletinde yabancı bir adamla, üçüncü sezonun birinci bölümünde bir hostes Don Draper’la, otel görevlisi erkek de reklam ajansının grafikeri bir başka erkekle sevişiyordu...

Memlekette hâlâ ciddiyetle yapılan TV’de sevişme tartışmaları komik geliyor bana. Yani hocam, “Anadolu’da eşekle birlikte olan adamın ahlakı iki kişi öpüştü diye bozulmaz” diyecek biri lazım bu tür tartışmalara!