Bu tablo ile övünün Bay Polat!

a
a
Pazar, 28 Kasım 2010 - 21:50

Transfer döneminde Adnan Polat'ın "Dünya Kupası'ndan oyuncu bakıyoruz" sözünü hatırladım maçın 65. dakikasında. Hakikaten bakmış olmalılar, televizyon karşısında izleyen milyarlar gibi. Kolombiyalı Pino, Arnavut Cana geldi sonra Boşnak Misimoviç ve Arjantinli Insua. Hiçbiri Dünya Kupası'nda oynamıyordu oysa. Masallara böyle başladık.

 
Sonra fabl ustası Jean de La Fontaine'i kıskandıran Adnan Polat, "Rijkaard'a güvenimiz tam, yola onunla devam edeceğiz" dedi. Yuttuk, yedik, inandık, sindirimi zor oldu tabii.

Masallar bununla da sınırlı kalmadı. Galatasaray Kulübü 2. Başkanı Mehmet Helvacı, "Çok ciddi önlemler alacağız, yakında kararlarımızı açıklayacağız" dedi. O gün, bugün bekliyoruz o ciddi kararları ama tık yok.

HEY! SEN SUÇLU AYAĞA KALK!
 
Gel zaman git zaman, baktık ki, kabak Misimoviç'in başına patladı. Galatasaray'ın tüm sorununun o olduğunu anlayıverdik. Kadro dışı kaldığı an her şey düzelecekmiş gibi.
 
Sabri, Hakan Balta, Ufuk, Servet, Barış Özbek, Ali Turan, Mehmet Batdal.... Niye kızıyoruz ki, bu adamlara. Yetenekleri, kapasiteleri, zekâları ancak bu kadarına yetiyor. Biraz sakin kafayla düşününce, hiçbirinin bundan fazlası olmayacağını biliyoruz.

YENİ MASALLARA AÇIZ
 
Bu takımın, an itibariyle geldiği noktada iki sorumlusu Adnan Polat ve Adnan Sezgin'dir. Aylardır herkese masallar anlatılıyor, insanlara umut aşılanıyor. Şimdi yeni umut devre arası transferleri. Artık anlaşılması lazım, bu takımın ilacı transfer değil. Elbette ciddi bir revizyon şart ancak günü kurtarmak için "Devre arasını bekleyin" mesajını verenler, kuruldukları koltuklarından kalkmamak için bunu söylüyorlar.
 
POLAT'IN KILAVUZU AZİZ YILDIRIM

Adnan Polat'ın başkanlık süresi boyunca, Aziz Yıldırım'dan çokça feyz aldığını söylemek lazım. Her teknik direktörün kellesini, başkanlık makamının devamı için alan Polat'ın, oturduğu koltuktan kalkması zamanı çoktan geldi. Koltuktan kalkmak için kümede kalma mücadelesi verilmesini bekliyorsa hata yapıyor.

Çünkü Galatasaray tarihinin en rezil, en berbat yönetimi ile karşı karşıyayız. Kimse kalkıp, "Aman efendim, sportif olarak değil ama diğer konularda iyi işler yaptılar" demeye kalkmasın. Galatasaray bir spor kulübüdür ve bu kulüp; futbol, basketbol, voleybol gibi lokomotif branşların hepsinde rakiplerinin altında kalmıştır. 

İŞTE SİZE HİZMET FIRSATI

Yahya Kemal'in söylediği gibi, "Artık demir almak günü gelmişse zamandan, Meçhûle giden bir gemi kalkar bu limandan." Bu kulübe hizmet etmek istiyorsanız, istifa denen onurlu müessesenin de varlığından haberdar olun. İnsanlar artık yalanlarınıza inanmıyor, hepsi bayatlamış, ucuz hikâyelerden ibaret.

Türk Telekom Arena'yı açan başkan olarak tarihe geçmeye çalışırken, Galatasaray'ı küme düşme mücadelesi veren bir takım haline getiren başkan olarak hatırlanmayın. İstifa edin ve bu kulübün yakasını bırakın.

ORTADA FUTBOL YOK Kİ
 
Futbol mu? Galatasaray haftalardır futbol oynayamıyor ki, futboldan söz edelim. Yazık, gerçekten çok yazık. Bu tablo ile ne kadar övünseniz azdır Adnan Polat ve Adnan Sezgin.

TERBİYESİZLİK BEŞİKTAŞ TARAFTARININ KİMLİĞİ

Son bir söz de, Beşiktaş taraftarına gitsinl. Ali Sami Yen, Metin Oktay ve bugün de Sabri. Gerçi bu iki isimle yan yana gelmemesi gerekir ama geldi işte. Her Galatasaraylı'ya küfür etmeyi kendilerine görev edindiler. Kendilerine yakışanı yine yaptılar (!) Kimliği oldu terbiyesizlik kendilerinin. (Herkesi bu listeye eklemiyoruz. Ali Sami Yen'e, Metin Oktay'a küfür edenlere sözümüz.)

FUTBOLCU GÜNLÜĞÜ

Ufuk: Eşekler adam olur, benden kaleci olmaz.
Ali Turan: Her maça damga vuruyorum.
Neill: Yanımda Servet varken, kendimi yapayalnız hissediyorum.
Servet: Hoca neden beni çıkardı anlamadım. 
Hakan Balta: Ruhsuzluğun kitabını yazdım.
Cana: Biyonik adam lakabını hak ettim.
Ayhan: Jübile zamanı geldi sanırım.
Kewell: Haftalar sonra takımın ilk golünü attım.
Sabri: Kim küfretti, neden küfretti. Nedir benim suçum?
Pino: Kanada geçince, kimlik değiştiriyorum.
Elano: Ne yapsam yaranamıyorum.
Barış: Lamborghinimle ortalığı birbirine katıyorum ama sahada kalakalıyorum.
Mehmet Batdal: Şahane orta yaptım. Bu bana yeter.
Baros: Yuh artık, bir aydır yokum, ben ne yapayım.