Bu takım nelere kadir?

Pazartesi, 05 Ekim 2009 - 14:47

>> Özellikle ikinci yarısı zevkli bir maç oldu. Gençlerbirliği'nin hücum yapmaya da karar verip devreye girmesi Fenerbahçe'nin hem savunmasındaki zaafları ortaya çıkardı hem de hücum ederken ne kadar tehlikeli olduğunu hatırlattı. Fenerbahçe taraftarı hem güzel maç izledi hem de takımının beş puan farkla liderliğe oturuşuna tanıklık etti. Yine de kale arkasına gidenler 44 liralarını helal etmemekte haklıdırlar çünkü o fiyat o tribün için yüksek.

>> Sekizde sekiz yapmak büyük iş, bunu herkes teslim edecektir zaten. Ama bu maçlar içinde, Fenerbahçe mağlubiyetinin ciddi bir ihtimal olarak görüldüğü tek maç Bursaspor deplasmanıydı. Bundan sonraki Gaziantepspor ve Kayserispor deplasmanları ile Galatasaray derbisi takımın nelere kadir olduğunu net gösterecek. "Lig uzmanı" Daum takımı bu yokuştan az yara bere ile çıkarırsa, ardından gelecek İnönü ve Avni Aker ziyaretlerinde kafası rahat olur.

>> Daum oynata oynata en sonunda nefret ettireceği Dos Santos'tan yine vazgeçmedi. Birinin gerçekten beni ikna etmesi gerekiyor. Brezilya-Arjantin maçına ilk 11'de çıkabilen oyuncuyla Fenerbahçe'nin 27 numaralı oyuncusu nasıl aynıdır? Kim bu adam, Dunga'nın damadı falan mı? "Ama ikinci golde asist yaptı" diye düşünebilirsiniz, haklısınız. Yalnız şunu unutmamak gerek: 90 dakika etliye sütlüye karışmasa da tahammül edilen, tek görevi tabela değiştirmek olan bir Alex var zaten. Bir takımın kaç Alex'i olabilir?

>> Psikologlar çocuk yetiştirmede ödül cezadan daha etkilidir derler. Emre Belözoğlu bilimin bu kuralını kökünden sarstı bence. Üç maç ceza aldı, ballı böreğe döndü. Kendisine yapılan her faulden sonra "Taş yok mu lan?" diye saldıran adam gitti, dünkü maçta yerde yatarken "Tamam, merak etme, bir şeyim yok" diye rakibini sakinleştiren birisi geldi. Oyunu ise bıraktığı yerden devam ediyordu, takımın yine en iyilerinden biriydi.

>> Emre Belözoğlu'nun dönmesiyle orta sahanın ortasındaki yerini kaybetmesi neredeyse kesin olan Mehmet Topuz bu defa sağ kanattaydı. Cezası yüzünden yerini ona bırakmak zorunda kalan Kazım kadar etkili değildi hücumda. Zaten orta sahada oynadığı son iki maçta da aynı sorun vardı, takıma gol için yeterince katkı sağlamıyor. Tahmin ediyorum, bir sakatlık falan olmazsa haftaya yedek kalacaktır.

>> Geçen günlerde Volkan şikayet ediyordu, "Savunmamız o kadar iyi ki 70'inci dakikaya kadar bana hiç top gelmiyor, maçtan soğuyorum" diye. Arkadaşları bu şikayeti yerinde bulmuş olacak ki bu defa daha erken gedik verdiler, Fenerbahçe kalesindeki pozisyonlar da daha erken başladı. Ama Volkan çok iyi bir performans gösterdi. Gençlerbirliği şutları üstüne doğru gelen sert "tepik"ler değil, iyi düşünülmüş gol vuruşlarıydı. Ama Volkan'ın konsantrasyonu yerindeydi.

>> Şu cümle size de "Öyle şey sadece filmlerde olur" dedirtecek kadar gerçek dışı gelmiyor mu: Gökçek Vederson, Roberto Carlos'u kesti. Daum haklıdır ya da haksızdır demiyorum, sadece Cevat Kurtuluş gibi gözlerimizi ovuşturup sahaya tekrar bakalım ve bir de ne görelim: Gökçek Vederson, Roberto Carlos'u kesti. >> Ve artık her gün duyduğumuz, haber değeri kalmayan iki cümle: Guiza feciydi. Semih yedekti.