Bu tatlar bağımlılık yaratıyor!

a
a
Pazar, 05 Eylül 2010 - 05:00


Bu tatlar bağımlılık yaratıyor!

Haber: İlona LEVİ

İlkokulda hep sorarlardı; “Büyüdüğünde ne olmak istersin?” diye. Bu soruya sinir olurdum. Daha 8 yaşındayım bunu mu düşüneceğim diyerek içimden geçirirdim. Ne cevap mı verirdim? Tabii arkadaşlarımdan özenip onlarla aynı cevapları: Doktor, öğretmen, dansçı, şarkıcı. Duruma göre değişerek... O yıllarda meslek çeşitliliği çok fazla da değildi aslında. Bugün öyle mi, devamlı tuhaf bir kelime ve yeni bir meslek hayatımıza giriş yapıyor. Onlardan biri de varlığını geç öğrendiğim ve daha yeni ısındığım ‘gurme ve gastronot’ kişi! Yemenin ve yedirmenin mesleği... Zaten bu yemek sektörü dünyada ekonomik sallantılardan en az etkilenen, ya da en son etkilenen bölüm. Özellikle de yemeye, içmeye, damak tadına düşkün insanların ülkesi Türkiye’de. Kriz bile olsa doğal olarak en son yediklerimizden fedakarlık ediyoruz. Bu durumu bilenler, yaratıcı düşünceleri ile mutfakta illüzyonlar oluşturuyorlar, gurmeler ve gastronotlar gibi..

Biraz daha sözlük diline inelim derseniz, olay şöyle gelişiyor... Gastronomi Yunan dilinde mide kanunları, mide bilgisi anlamına geliyor. Yanlış anlaşılmaması için konuyu biraz daha açarsak gastronomi, kültür ve yemek arasındaki ilişkiyi inceleyen bir çalışma. Yenilebilir tüm maddelerin (çocuklarınıza bu şekilde anlatmamakta fayda var), hijyenik olan ama sağlığa uygun olması gerekmeyen şekilde azami damak ve göz zevkini amaçlayarak sofraya, yenmeye hazır hale getirilmesine kadar olan süreç yani... Gurme ise hazır hale gelen bu yemeklerin tadımını yapan kişi. Yani iki meslek de birbiriyle bağlantılı.

Artık ‘insanın kendine yakışanı giymesi değil, kendine yakışanı yemesi’ haline gelen bu sektör hızla büyümeye devam ediyor. Uluslararası gastronomi festivallerinin yanısıra Aşçılar Federasyonu kuruldu. Yeme içme konusunda sevenlerin takip etmesi için dijital portallar oluşturuldu. Ben de bu konuyla ilgilenmeye başlamanın vakti geldi dedim. Ve bana kapısını açan o samimi gastronotlar ve leziz kokan mutfakla tanıştım. Biri, önce İstanbul Teknik Üniversitesi ve ardından State University of New York at New Paltz okullarında işletme eğitimi gören, sonra da yemek aşkıyla soluğu dünyanın en endamlı aşçılık kurumlarından Le Cordon Blue’de alıp bu okulu da tamamlayan Vanessa Menase. Vanessa, dünyanın en iyi Fransız şeflerinden ana yemekler ve tatlılar konusunda eğitim almış. Diğeri, ev yapımı tatlılarıyla özel davetlere farklı tat katan, kendine has lezzetlerle kadınlar arasında ‘şehir efsanesi’ haline gelmiş Süzet Levi. Bu iki lezzet ustası birleşip, mutfaklarını yeni tatlar keşfederek büyütmüş, fabrikasyon değil butik, kişiye özel catering hizmeti veren Vanesserie’yi kurmuşlar...

Vanesserie, bildik değil farklı tatlar yaratmasıyla tanınıyor. En etkileyici tatları olan quiche (kiş), tart (tatlı ve tuzlu seçenekleri) ve kurabiyeleri denemenizi şiddetle tavsiye ederim. Çünkü bunlar ben dahil deneyen herkeste bağımlılık yarattı! Quiche’lerin kokusu inanılmaz, pastaların içinden çikolatalar, kremalar akıyor, tartların üstündeki meyvelerin taze kokusu baş döndürüyor, shot bardaklarına bile gerçek anlamda lezzet sığdırmışlar. Daha ne olsun, helal olsun!

En özel günlerinizde, düğünlerde, doğum günlerinizde ya da evdeki samimi davetlerde size özel lezzetler yaratıp farklı sunumlarıyla bu gününüzün bir parçası oluyorlar. Ayrıca, sizi mutfaklarına davet edip yaptıklarını öğretmek konusunda da çok açıklar. Benim gibi yemek yapamayan birine bile öğrettiklerine göre size haydi haydi öğretebileceklerine eminim! Özellikle de yeni evlilere şiddetle öneririm...
Detaylı bilgi için www.vanesserie.com